Merkez sağda birleşme…

Sekizinci Cumhurbaşkanı  Malatyalı Özal ile Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Ispartalı Süleyman Demirel’in partileri (ANAP ve DYP)  birleştiler; merkez sağın ayrı yumurta ikizleri şimdi de genel  seçimlere birlikte girecekler ve halkta oy isteyecekler.

Hedefleri nedir?

AK Parti’ye kayan son seçimdeki oyların yönünü değiştirmek, çevre (varoş) oylarını merkezde kendi sandıklarında birleştirmek…

İnandırıcı geliyor mu?

Geliyor…

Nedenini geçmişe giderek anlatayım…

İhtilaller ve darbelerin hem ekonomik, hem de siyasi hayattaki tahribatları çok derin oluyor ve sonuçları yıllar sonra ortaya çıkıyor.

1960 İhtilali gibi, 1980 ihtilali de siyaset ve siyasetciyi tarumar etti. Orgeneral ve Yedinci Cumhurbaşkanı Ahmet Kenan Evren 12 Eylül 1980’de tüm partilerin kapısına kilit vururken, Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu CHP’nin kapısını da mühürlemişti. Siyasetciler kısa dönem sürgüne gönderilirken, Demirel’e 1987’ye kadar seçimlere girmeme yasağı da konmuştu.

Tabii Demirel’in müsteşarı rahmetli Turgut Özal elini çabuk tutmuş, dört eğilimi bir araya getiren ANAP ile seçimlere gitmişti. Özal’ın sembolu “arı” 1983 genel seçimlerinde büyük bir başarı kazanmıştı.

1987’de yeniden politikaya girmeye hazırlanan Demirel ile seçim arefesinde bir görüşme yapmıştım Tempo Dergisi için.

Hiç unutmam o söyleşiyi.

Demirel’e “1980 ihtilalinden sonra siyasete atılma isteği kısır hale geldi. Siz seçimlere girerken siyasetci adaylarını nereden bulacak, kadroları nasıl kuracaksınız?”diye sormuştum.

Demirel “Evet askeri darbeler siyasete girecek olanların gözünü korkutttuğu gibi mevcut siyasetcinin yola devam etmesini de engelliyor. Yeni kadroları kurmak kolay değil, ama üniversitelerimdeki genç bilim adamlarını siyasete sokarım, olur biter”demişti.

Evet ilk genel seçimde bir çok bilim adamı Demirel’in DYP’sinde seçimlere girdi. Demirel’in kıratlı DYP’si büyük başarı elde etti. Demirel yine başbakan oldu. Demirel bu seçimlerde üniversite hocası Prof. Dr. Tansu Çiller’i siyasete soktu. Kendisinin Çankaya’ya Dokuzuncu Cumhurbaşkanı olarak çıkmasından sonra da “kadının topuk seslerinin” simgesi Çiller, Başbakanlık kolutuğuna oturmuştu.

Ancak Çiller başbakanlık olmasına rağmen Demirel’in, hatta halkın gözünden kısa zamanda düşmüştü. Daha başka ve başarılı, ya da başarısız bilim adamına da pek rastlanmadı siyaset arenasında.

CHP hariç. CHP daima üniversite içi ve dışındaki bilim adamlarına devamlı kapısını açık tutmuştur. Hakkını teslim etmek lazım. 

Özal’ın ANAP’ı ile Demirel’in DYP’si peşpeşe gelen seçimlerde tepe noktalarını gördüler. Ama Özal’ın ölümü, Demirel’in Çankaya’ya çıkmasından sonra bu iki parti bu sefer dibe vurdular.

Şimdi ise genç siyasetciler; Mumcu’nun fedakarlığı, Ağar’ın “ ağır abi” rolünün üstlendiği Demokrat Parti şemsiyesi altında ıslanmamaya çalışacaklar.

ANAP’ın arısı ile DYP’nin simgesi kırat acaba çevre ve kararsız kitlelerin oylarını aynı mecrada buluşturabilecekler mi?

Yani merkez sağa taşıyabilecekler mi?

Başarılı olmamaları için neden yok. Ancak çok iyi strateji tesbit etmeleri, eski iktidara geliş günlerinin heyecanını halka aktarmaları şart.

AK Parti’nin aldığı ve halkın “ödünç” olarak verdiğini sandığımız oylar neden aynı nehirde buluşmasın? Neden buluşarak aynı denize akmasın?

Ağar ve Mumcu “Yeter Söz Milletin” sloganı ile Demokrat Partiyi iktidara getiren bu çağrının daha ötesine gidebilmeli. Daha bir ileriye…

Ola ki merkez soldaki dağınıklık bu haliyle sürerse, AK Parti karşıtı olan kimi sandığa yansımayan, kimi CHP’ye yönelen eski oyların, şimdi yeni kimlikli partiye gelmesi bile güçlü bir ihtimal. Yani CHP yerinde sıkı durmaz, birşeyler yapmazsa işi daha da zorlaşır gibi.

Bizden hatırlatması. 
 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.