Mermer ocağı ruhsatı verilen arazide antik yerleşimler bulundu!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Antalya’nın Akseki ilçesinde mermer ocağı ruhsatı verilen bölgenin 2 bin yıl önce günümüzden çok daha fazla insan nüfusu ile yoğun yerleşimleri barındırdığı ortaya çıktı…

Antalya’nın Akseki ilçesinde mermer ocağı ruhsatı verilen yaklaşık 140 hektarlık arazide mermer çıkarmak isteyen özel bir firmaya geçtiğimiz yıl ÇED süreci başlatıldı. İlçeye bağlı Güzelsu, Pınarbaşı, Çaltılıçukur, Çukurköy ve Taşlıca köylerinde TEKNOMER adlı özel bir madencilik firmasınca başlatılan girişime, yöre halkı karşı çıkarak başta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumlara itirazlarını ilettiler. Buzul döneminde Anadolu coğrafyasındaki bitkilerin yok olmaktan kurtulmak için sığındığı bölgelerden biri olan ve bu nedenle zengin biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapan arazilerde açılmak istenen mermer ocağının 11 binden fazla zeytin ağacını da tehdit ettiği belirlenince harekete geçen köylüler, girişimin durdurulması için 15 aydır çaba harcıyorlar. Ancak bölgenin ormanlarını, doğasını, tarımsal üretimini ve zeytinliklerini yağmadan korumak için mücadele veren köylülerin çabaları, bölgenin 2 bin yıllık tarihi yerleşimlerini de ortaya çıkardı. Mermer ocağı açılmak istenen bölgede yapılan incelemede 30’a yakın tarihi kalıntıya rastlanırken bu bölgenin günümüzden 2 bin yıl önce daha yoğun bir yerleşim ve insan nüfusuna ev sahipliği yaptığı ortaya çıktı.

KÖYLÜLER GÖSTERDİ, BAKANLIK UZMANLARI İNCELEDİ

Antalya’nın Akseki ilçesinde yöre halkının girişimiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı arkeologlardan oluşan uzman bir ekip tarafından mermer ocağı açılmak istenen bölgede üç ayrı arazi incelemesi yapıldı. Köylülerin verdiği bilgiye göre, bakanlık yetkililerinin yaptığı son arazi incelemesi sırasında daha önce aynı bölgede tescil edilen 17 arkeolojik kültür varlığının yanı sıra 20 yeni tarihi kalıntı daha gösterildi. Buna göre iki ayrı ÇED sahası olarak ayrılan ve aynı firma tarafından mermer ocağı işletilmesi planlanan arazide, antik döneme ait olabileceği belirtilen taş döşeli yol ile çeşitli çiftlik yapılarına ait kalıntılar tespit edildi. Mermer ocağı açılmak istenen bölgede köylülerin gösterdiği arkeolojik kalıntıları inceleyen uzmanların konuyla ilgili hazırladıkları raporu Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne ilettikleri öğrenildi.

ANTİK YOL, 5 KİLİSE, 2 TAPINAK VE YERLEŞKELERE AİT KALINTILAR ÇIKTI

Dağlık ve kayalık arazideki incelemeye katılan köylülerin verdiği bilgiye göre mermer ocağı açılmak istenen bölgede bulunan diğer tarihi kalıntılar şöyle sıralanıyor: Antik bir yol kalıntısının yanı sıra aynı mimari ile yapılmış genel hatları belli 5 kilisenin yanı sıra kilise olduğu düşünülen iki ayrı yapı. Hristiyanlık öncesi döneme ait olduğu düşünülen 2 ayrı tapınak ve çeşitli yerleşkeler. Vadi içinde yöre halkının fotoğrafladığı veya işaret ettiği ancak henüz gidilip tespiti yapılmayan başka tarihi kalıntıların olduğu belirtiliyor.

MURTİÇİ-PINARBAŞI ARASINDAKİ VADİ BÜTÜNÜYLE KORUNMALI

Murtiçi Sivri Asar’dan Pınarbaşı Mahallesi’nin doğu sınırına kadar uzanan vadinin tümünde yoğun bir antik yerleşimin olduğu belirtilirken, bu yerleşkelerin yollar ve inanç yapıları ile birbirine bağlantısının bulunduğu düşünülüyor. Yöre halkı bütün bunlar göz önüne alındığında bölgedeki tarihi kalıntıların bir birinden bağımsız olarak tescil edilmesi yerine tarihi yerleşkelerin bir bütün olarak koruma altına alınmasının daha doğru olacağını savunuyor.

ÇED ALANI İÇİNDE ROMA DÖNEMİ SERAMİKLERİ İLE ZEYTİN İŞLİKLERİ

Bölgedeki önemli ilk çağ yerleşimlerinden biri olarak bilinen Çaltıçukur Asarı’nın yakınındaki Mahmurtaşı Tepesi çevresinde bir başka uzmanın gözetiminde yapılan yüzey araştırmasında da çok sayıda tarihi yapı kalıntısı tespit edildi. Mermer ocağı için ayrılan ÇED-2 alanı içerisinde kaldığı tespit edilen bu bölgede tespit edilen tarihi kalıntılar arasında çiftlik yapıları, zeytinyağı üretiminde kullanıldığı düşünülen işlikler, sarnıç, duvar kalıntıları, Roma dönemine ait olduğu düşünülen çeşitli seramik kalıntılarıyla hayvan barınakları ve çok sayıda teras duvarları bulunuyor. Bölgede bugün de uygulanan teraslanmış arazilerde tarım yapma geleneğinin, geçmişten kalan bir üretim mirası olduğunu düşündüren inceleme sırasında, tarihi duvarların düzlük arazilerin parsellere ayrılması için kullanıldığı belirtiliyor.

BÖLGE 2 BİN YIL ÖNCE BUGÜNDEN DAHA YOĞUN YERLEŞİME SAHNE OLMUŞ

İnceleme sırasında Mahmurtaşı Tepesinin ana kayasına yaslanan odalar tespit edildi. Bu odalardan birinde ortaya çıkarılan kaya kabartmasının insan biçimli bir tiyatro maskı olabileceği düşünülüyor. Ortaya çıkan kalıntıları değerlendiren uzmanlar, bölgenin 2 bin yıl önce günümüzden çok daha yoğun bir yerleşim ağı ve yüksek insan nüfusuna sahip olduğu değerlendirmesinde bulunuyor.

YÖRE HALKININ GÖZÜ KULAĞI KORUMA KURULUNUN ALACAĞI KARARDA

Aksekili köylülerin gözü kulağı şimdi Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun alacağı kararda. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün konuyla ilgili tavsiye yazısı ve raporunu değerlendirecek olan bölge kurulu, mermer ocağı açılmak istenen bölgede bulunan 30’a yakın arkeolojik kalıntının tescil edilerek koruma altına alınıp alınmayacağına karar vermesi bekleniyor. Başta Akseki Belediyesi olmak üzere yöre halkı arkeolojik kültür varlıklarının bulunduğu bölgenin vahşi madencilik ve benzeri yıkım projelerinden korunabilmesi için bütüncül koruma sağlayacak önlemler alınması gerektiğini savunuyor. Akseki Belediyesi’nin bu yöndeki başvurusunu değerlendiren Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun geçtiğimiz Temmuz ayında aldığı kararda, alanda yürütülen inceleme tespit çalışmalarının tamamlanmasının ardından yeniden değerlendirme yapılacağı kaydedilmişti.

ÇED RAPORUNDA ‘BÖLGEDE KÜLTÜR VARLIĞI YOK’ DENİLMİŞTİ

Mermer firmasının talebi doğrultusunda Antalya merkezli ‘Özdemir Çevre Arıtma Müh. Müş. Orman Mad. İnş. Taş. Tem. Hiz. Turizm San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ adlı özel kuruluş tarafından hazırlanan ÇED raporunda, faaliyet alanında 2863 sayılı yasa kapsamına giren kültür varlığı ve tescilli sit alanı bulunmadığı iddia edilerek, çalışmalar sırasında kültür varlığına rastlanması durumunda ilgili kurumlara haber verileceği kaydedilmişti. Ancak yöre köylülerinin uyarısıyla bölgeye gelen Kültür ve Turizm Bakanlığı uzmanlarının tespit ettiği çok sayıda arkeolojik kalıntı, ÇED süreçlerinin nasıl yürütüldüğünün bir kez daha sorgulanmasına neden oldu.

DOĞANIN TARİHİN ÜZERİNE YILDA 1 MİLYON METREKÜP MOLOZ

İlk etapta 520 bin metrekarelik (52 hektar) ruhsat sahasında mermer çıkarmak için ÇED başvurusu yapan firmanın talebi uygun bulunarak Haziran 2018’de ÇED süreci başlatıldı. Projeyle ilgili hazırlanan ÇED raporunda yer verilen bilgilere göre alandan yılda 1 milyon 200 bin metreküp ham mermer çıkarılması planlanırken bunun yalnızca 84 bin metreküpünün mermer, geriye kalan 1 milyon 116 bin metreküplük kısmının ise pasa (moloz) olarak ayrılacağı belirtiliyor. Bu rakamlara göre bölgeden çıkartılacak ham maddenin yalnızca yüzde 7’si mermer olarak değerlendirilirken, geri kalanı ise pasa (moloz) olarak tarihi kalıntıların da bulunduğu ormanlık alana dökülecek.

Önceki haberDAY MER: Rojava’nın işgaline ve savaşa hayır!
Sonraki haberÇevreyi Bakanlık değil, halk korudu!
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.