Meryem ve Meryem (VI)

 “İki kadın:
   Biri Mardinli Meryem…
   Diğeri Magdalı Meryem…
   İkisi de bu dünyalı…
   Ve olabildiğine sevdalı…”



Zaman tünelinin bir ucunda Mardinli Meryem: Onun öyküsünü: ‘ Ah!Gençliğimin bam telleri, şimdi nerde o Beyoğlu günleri?’ dediğimiz yıllarda kendisini tanımış olan bir arkadaşımdan   dinleme olanağım olmuştu…


Kendisi de o bölgeden olan arkadaşım ve bir grup arkadaşla birlikte gittiğimiz Beyoğlu’nda eğlenmek için ‘Çiçek Pasajı’na girmiştik.


Pasajın girişinde;( şimdi artık çalışmadığı ve ortalıkta da görünmediği için yaşayıp yaşamadığını tam olarak bilemediğim, eğer öldüyse; toprağı bol olsun ) Madam Anahit her zaman ki gibi, akordeonu ve güler yüzüyle birlikte gelenleri karşılıyordu.


Bize yer gösteren garsonlardan birinin gösterdiği masaya yerleştik.


Zaman ilerledikçe kendi aramızdaki sohbette koyulaştı. Madam Anahit’in bir özelliği vardı mutlaka her masaya uğrar, başıyla hafifçe selam verir ve arzu edilen parçayı repertuarında varsa çalmaya çalışırdı.


Kendisine çiçek verilmesinden çok hoşlanırdı.  Bizim masamıza  geldiğinde;  biz de bunu bildiğimiz için kendisine kırmızı bir gül verdik. Çok mutlu olduğu yüzündeki ifadeden belli oluyordu.


 Madam Anahit masamızdan uzaklaşırken, arkadaşım arkasından bakarak” Mardinli Meryem’e ne kadar benziyor “dedi.
Biz de ister istemez “kim bu Mardinli Meryem ?”diye sormak zorunda kaldık.


Arkadaşımın anlattığına göre:


Meryem, orta boylu, siyah uzun saçlı, güldüğü zaman yüzünde güller açan, dişleri düzgün, ama yaşadıklarının ondan birçok şeyi alıp götürdüğü ve zamanından önce olgunlaştırdığı, yaşlandırdığı belli olan güzel bir kadınmış…


Her genç kız gibi o da sevdalanmış! Birbirlerini çok sevmişler  daha sonra evlendiği kocasıyla… Sevdiği, evlendiği adamın adı İsa’ymış. İsa marangozluk yapıyormuş kasabalarında…


Çocukları olmuş; üç kız bir oğlan! Meryem aşiret kızı, güzel mi güzel ! Dedesi yörede sözü geçen bir ‘şeyh!’… Evlenmeden önce onu başka sevenleri, isteyenleri de olmuş! Ama onun gözü sevdalısı İsa’dan başkasını görmemiş…


Önceleri herkes, bu sevdayı da bu evliliği de olumlu karşılamış; çünkü İsa  ve ailesi de zengin değil ama yörede sevilen sayılan insanlarmış… Bunun için de düğünlerine yöredeki birçok aşiret katılmış ve üç gün üç gece düğün yapılarak, Meryem’le İsa’nın mutluluklarına ortak olmuşlar…


Bütün bu güzellikler yaşanırken, kötüler de boş durmamışlar… Meryem’in eski sevdalılarından biri onu rahatsız etmeye başlamış… 


“ Peki! Buna kim nasıl cesaret edebilmiş.” dedim. Kolay kolay kimse cesaret edemezmiş ama bunu yapan da yörenin ileri gelen bir ailesine mensupmuş! Önceleri Meryem, derdini kimselere anlatamamış, anlatsa kan döküleceğini biliyormuş…


Küçük yerlerde nereye kadar saklayabilirsin ki! Elbette duyulmuş! Dedikodular öylesine yayılmaya başlamış ki, Meryem bile;”mutluluğumuz için gelip düğünümüzde bize alkış tutan insanlar bunlar mıydı?” diye düşünmeye başlamış…


Olay öylesine büyümüş ki, İsa bunlara daha fazla dayanamayıp, yöreyi terk etmiş!
Aile meclisi de, ‘şeyh’ olan dedesinin isteğine uyarak Meryem’in ‘Recm’ edilmesine (taşlanarak öldürülmesine) karar almış…


Ama ana yüreği işte! Buna dayanamamış ve Meryem’in  İstanbul’a kaçmasına yardım etmiş… O gün bu gün Meryem; hayatın birçok sillesini yiyerek, saklana saklana o zamana kadar gelebilmiş…


“Peki daha sonra İsa’dan haber alabilmiş mi ?” dediğimde de:” Yıllar sonra haber alabildiğini ve tüm yaşamının alt-üst olup diyar diyar dolaştığını, kimi yerde ‘ deli’ diye taşlanıp, kimi yerde de ‘veli’ diye karşılandığını ve ‘erenlere’ karıştı” diye kendisine söylendiğini söylemiş arkadaşıma…


Birden aklıma zaman tünelinin diğer ucundaki kadın; Magdalı Meryem ( Maria Magdelena) geldi… Ve bende birtakım çağrışımlara neden oldu.


İki kadında ayrı ayrı zaman dilimlerinde yaşamışlar, benzer isimdeki ve meslekteki adamları sevmişler,  çocukları olmuş, ikisinin de adı kötü kadına (fahişeye) çıkmış, benzer kaderi paylaşmışlar…


Yaşam denilen şey ne kadar tuhaf! Değil mi değerli okurlar, ne dersiniz?


“ Anneme’ Magdalı Meryem olduğu mu söylemeyin! O beni ‘ Mardinli Meryem sanıyor!”



____________________


Mete Karakaş (Araştırmacı/Yazar) karakasmete@hotmail.com


YAZARIN DİĞER YAZILARI


– Aşklar, şiirler ve şarkılar


– Gittim, gezdim, gördüm


– …bağlı kadınlara selam olsun! (1)


– Destan’dan destana yol gider (II)


– Bunu biliyor muydu Bay Bush? (III)


– ‘Amazon’ kadınlarından ‘Amansız’lara (IV)


– Panik Odası mı? Nanik Odası mı? (V.)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.