Mevlana türbesinin ünlü firuze kubbesi restore edilecek

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Altay: “Restorasyondan sonra türbenin görünen renginde bir değişiklik olacak…”

Konya’nın en önemli simgesi olan Mevlana Celaleddin Rumi’nin türbesini de barındıran ünlü yeşil kubbe restorasyona alınıyor. 13. Yüzyılda inşa edilen tarihi yapı, Selçuklu, Karamanoğulları, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin izlerini taşıyor. Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar, Kubbe-i Hadra olarak anılan yapının çinilerinin yıprandığını belirterek, “Kubbe-i Hadra’nın 10 bin 200 parça ve 357 farklı ölçekten oluşan taş çinileri, aslına uygun olarak turkuaz renkte özel olarak imal edilecek. Yani Kubbe-i Hadra’yı Selçuklu dönemine ait rengiyle aslına uygun olarak restore edeceğiz. Kubbenin lazerle ölçümleri yapıldı. İnşallah bilim kurulumuzun belirlemiş olduğu çerçevede çalışmalarımız devam ediyor” dedi.

İstanbul’daki Ayasofya Müzesi’nin ardından Türkiye’nin en fazla ziyaretçi çeken tarihi mekânlarından biri olan Konya Mevlana Müzesi’nin ünlü firuze kubbesi restore edilecek.

Mevlana Celaleddin Rumi’nin 17 Aralık 1273’te hakka yürüyüşünün ardından 1274 yılında yaptırılan türbesi ile Mevlevi Dergâhını da barındıran tarihi yapı topluluğu, Selçuklu, Karamanoğulları, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde bazı mimari ekleme ve onarımlar gördü.

TARİHİ YAPI TOPLULUĞU 1926’DA MÜZEYE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

1925’de tekke ve zaviyelerin kapatılmasının ardından, 1926 yılında Konya Asâr-ı Atîka Müzesi’ adıyla müzeye dönüştürülen tarihi yapı topluluğu, bugün yılda yaklaşık 3,5 milyon ziyaretçi ağırlıyor. Turkuaz çinileriyle dikkati çeken Kubbe-i Hadra Konya’nın en önemli simgesi. Zamanla yıprandığı düşünülen tarihi yapı restore edilecek.

KUBBE-İ HADRA, YENİ ÜRETİLEN ÇİNİLERLE RESTORE EDİLECEK

Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar, Kubbe-i Hadra olarak anılan yapının çinilerinin yıprandığını belirterek, restorasyona alınacağını açıkladı. Yapılacak çalışma hakkında Anadolu Ajansı’na demeç veren Yarar, “Kubbe-i Hadra’nın çinilerini yenileme faaliyetlerinde bugün itibarıyla geldiğimiz durum yaklaşık maliyetlerin belirlenmesi safhasıdır. Kubbe-i Hadra’nın 10 bin 200 parça ve 357 farklı ölçekten oluşan taş çinileri, aslına uygun olarak turkuaz renkte özel olarak imal edilecek. Yani Kubbe-i Hadra’yı Selçuklu dönemine ait rengiyle aslına uygun olarak restore edeceğiz. Kubbenin lazerle ölçümleri yapıldı. İnşallah bilim kurulumuzun belirlemiş olduğu çerçevede çalışmalarımız devam ediyor” dedi.

RESTORASYONUN ŞEB-İ ARUS’A YETİŞTİRİLMESİ PLANLANIYOR

Kubbe-i Hadra’ya yerleştirilecek taş çininin örneğini yaptırdıklarını ifade eden Yarar, mevcut çinilerin yapılmasının üzerinden 60 yıl geçtiğini ve yenileneceğini belirterek, “Bu zamana kadar gelinen noktada kubbede kabarmaların olduğunu yer yer çinilerin arkasındaki 2-3 parmak derinlikte alanların açıldığını görmekteyiz. Tüm bunların elden geçirilmesini planladık. İnşallah bunu da Şeb-i Arus’a (17 Aralık, 2020) yetiştirmeye çalışacağız” diye konuştu.

‘RESTORASYON SONRASI TÜRBENİN RENGİNDE DEĞİŞİKLİK OLACAK’

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, restorasyonun ardından kubbenin renginde küçük bir değişiklik olacağını belirterek şunları söyledi: “Hadra, yeşil demektir. Yeşil, inancımızın rengidir. Barışı, huzuru ve dinginliği temsil eder. Kubbe-i Hadra’daki yeşil, kültürümüzü temsil eden turkuazi bir yeşildir. İnancımız ile kültürümüzün harmanlanmış halidir adeta. Restorasyondan sonra türbenin görünen renginde bir değişiklik olacak. Turkuaza yakın bir renk olacak. 60 yıl önceki çiniler esas alınarak, bugün burada da temsilcileri bulunan bilim kurulunun tavsiye kararı ve kurulun onayıyla bu renk turkuazi bir yeşile dönüştürülüyor. İnşallah Konya’mıza çok yakışan bir eser olacaktır. Kubbe-İ Hadra, sadece geçmişimizi temsil eden mimari bir yapı değildir. Kubbe-i Hadra, temsil ettiğimiz inanç ve kültürümüzün en belirgin alamet-i farikalarındandır. Öyle ki, görüldüğü her yerde akla İslam’ı, Konya’yı, Hazreti Mevlana’yı getirmektedir. Şehrimizin sembolü, inancımızın boyası, kültürümüzün mayasıdır.”

FİRUZE ÇİNİLER 1962’DEKİ ONARIMDAN KALMA

İslam Ansiklopedisi’nde yer alan bilgilere göre Mevlana için yapılan türbe, Anadolu Selçuklu Devletinin çöküşü döneminde, 1274 yılında Vezir Muînüddin Süleyman Pervâne ve eşi Gürcü Hatun ile Alemüddin Kayser tarafından mimar Bedreddîn-i Tebrîzî’ye inşa ettirildi. Türbenin bugünkü görünümünü alması ise Karamanoğlu Alaaddin Bey döneminde (1361-1398) oldu. Bu dönemde türbenin ayakları takviye edilerek üzerine yıldız tonozlu bir kubbe, kubbenin üzerine ise on altı dilimli yüksek gövde ile konik külâh yerleştirildi. Çeşitli dönemlerde onarım gören türbenin bugünkü fîrûze mavisi çinileri ile Âyetü’l-kürsî yazı kuşağının1962’deki onarımdan kaldığı belirtiliyor.

 

Önceki haberİspanya’da OHAL sona erdi, turizm sezonu başladı
Sonraki haberBilim Kurulu üyesi: Toplum kontrolü kaybetti
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.