Mevlana

Hz. MEVLANA diyor ki,

Her gün bir yerden göçmek ne iyi
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan donmadan akmak ne hos
Dünle beraber gitti canlarim
Ne kadar söz varsa düne ait
Simdi yeni seyler söylemek lazim…
Ve bu degerli sözleri, hocam Ruhi SU, bas-bariton sesiyle, ezgileyerek söylüyor.
Bir çogumuz biliriz ki, Ask’ in, Hz.Insan için sebebi ve önemi ne kadar önemli ve degerlidir. Bagli oldugum tüm güzellikler gibi Hz. MEVLANA CELALEDDIN RUMI’ ye de bagliyimdir. Çok sevdigim bestecilerden Mesut CEMIL ve Sadettin HEPER’ in arastirmalarindan okuduguma göre, Hz. MEVLANA bir musikisinas degilmis fakat çok müzikal bir insanmis. Rebab çaldigi söylentileri ise gerçek degilmis. Ancak, Hz.MEVLANA’ nin hem siirleri hem hayatinin bir çok olaylari, ritmlere ve seslere karsi derin ilgi ve yakinligini açikca gösterirmis. Öyle ki, kendisinin sonsuzluga göçmesinden sonra, bütün insanliga biraktigi ASK MIRASI’ nin hazinelerine, musiki ve raks, birinci planda önemli ve ayrilmaz unsurlar olarak, rahatça eklenebilmistir.Hz.MEVLANA’ nin oglu Sultan VELED, Mevleviligi bir tarikat halinde kurarken, Mevlevi Ayini’ ne Sema ile beraber musikiyi de getirmis, musikili Mevlevi Ayinleri böylece dogmustur. Bestecileri bilinmeyen, pençgah, dügah ve hüseyni makamlarindaki üç ayin’e, 15. ve 16. yüzyillarda rastlanmistir. Bestecileri bilinen ilk ayinler ise, 17. yüzyildan itibaren baslamistir ve bunlarin ilki, bayati makaminda, Dervis Köçek Mustafa Dede’ nin besteledigi ayindir.
1963 yilinda Konya MEVLANA IHTIFALI ( SEB-I ARUS = DÜGÜN GECESI ) için hazirlanan saba makamindaki Hamami Zade Dervis Ismail Dede Efendi’ nin ayini, Hafiz Kani KARACA tarafindan okunmustur. Bu ayin’in ses kaydi, dünyadaki bütün aydin, barissever ve müziksever insanlar için, ilk defa olarak Melodi Plaklari tarafindan yapilmistir.
Yayinlanan Long Play’ de Neyleri üfleyenler, Ulvi ERGUNER, Niyazi SAYIN, Akagündüz KUTBAY’ dir. Kemençe çalan, Cüneyt ORHON’dur. Viyolensel çalan, Mesut CEMIL’ dir. Kudüm çalan Sadettin HEPER’ dir.
Nazim Hikmet RAN’ in, Mevlevi olan dedesi Mehmet Nazim Pasa’ nin yazdigi Mevlevi siirlerinden etkilenerek, 1917 ya da 1918 yillarinda MEVLANA için bir siir yazdigini okumustum.

Sararken alnimi yoklugun taci / Gönülden silindi neseyle aci / Kalbe muhabbette buldum ilaci / Ben de müridinim iste MEVLANA
Ebede set çeken zulmeti deldim / Aski içten duydum arsa yükseldim / Kalpten temizlendim huzura geldim / Ben de müridinim iste MEVLANA…

Nazim Hikmet RAN, çocukluk anilarindan bahsederken, dedesi ve diger Mevlevilerle beraber,duanin ritmiyle ve cosku içinde, yorgunluktan kesilinceye kadar, gece açik gökyüzü altinda, gözleri yildizlara uzanarak, döner, dönermis…bir keresinde yere yigilip kaldigi an için, ” yüregimi ilk kez o zaman tanidim belki de yorulan ben degildim, oydu.” diyor sair. Ve sonraki yillarda yazdigi bir siirinde söyle söylüyor,

Sonra su on yildan bu yana / benim fakir milletime ikram edebildigim
Bir tek elmam var elimde doktor / bir kirmizi elma: kalbim.

Ve sonraki yillarda 1949 da yazdigi TAHIR’ LE ZÜHRE MESELESI baslikli siirinde söyle söylüyor,

Tahir olmak da ayip degil Zühre olmak da / hatta sevda yüzünden ölmek de ayip degil / bütün is Tahir’ le Zühre olabilmekte / yani yürekte.
Seversin dünyayi dolu dizgin / ama o bunun farkinda degildir / ayrilmak istemezsin dünyadan / ama o senden ayrilacak
Yani SEN ELMA’ YI SEVIYORSUN DIYE, ELMANIN DA SENI SEVMESI SART MI ?
Yani Tahir’ i Zühre sevmeseydi artik / yahut hiç sevmeseydi / Tahir ne kaybederdi Tahir’liginden?
Tahir olmak da ayip degil Zühre ollmak da / hatta sevda yüzünden ölmek de ayip degil.

Yasamis ve yasayacak tüm asiklara, siirlerin ipincecik güzelligiyle, ask ile, selam olsun…Selam olsun tüm güzelliklere, tüm güzel Hz. Insan’ lara, Selam size Hz. SEMS ve Hz.MEVLANA, size sizin ögrettiginiz cümleyle merhaba demek istersem eger, ”Gece içindeler ama sabah gibiler” demek isterim, ”GEL” çagrinizi ”HIÇ” unutmayarak…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.