Mezarlar

Mezarlarda insan huzur bulmak ister, gidenin anısını orada yaşamak için. Ziyaret zamanları vardır, çiçeklere bakım zamanı gibi, bakım ister geçmiş anılar. Anılar, bir insanın bu yeryüzünden geçtiğini anlatır, mezarlar bunlara şahitlik yapar.

Büyük şehirlerde mezarlar genelde bakımsızdır, var olanlarda şehir merkezinde kalmış ise, sökülüp, yerlerine blok binalar konduruluyor. Şehrin merkezinde yer alan bu yeşil alanlarda yok oluyor, yeşile boyanmış betonlara bırakıyor. Mezar yerleri büyük bir paylaşım / rant alanı oldu. Anıların ve geçmişin yok edilmesinin dışında bir de ticari araç haline getirtildi.

Mezarlara vardığınızda bir düzensizlik ile karşılaşırsınız. Bir mezara ulaşmak için, bir başkasının kabrinin üzerine basarak gidersiniz. İçten gelen birkaç kutsal sözü söylemek için durduğunuzda, ayaklarınızın altında yatan olduğunu görürsünüz. O kadar iç içe ve yan yana konumlandırılmıştır ki, otobüs içinde kalabalıktan beter bir görünüm arz eder. Mezarlar, huzurun hüküm sürdüğü alanlardı eskiden, şimdi ise kargaşanın hükümdar olduğu alanlar olmuştur. Kargaşa o kadar büyüktür ki, her alan bir değer biçilmez metaya dönüştürülmüş durumdadır. Mezarlar, eskiden birer ticari alan olacağı hiç düşünülebilinir miydi?

Mezarlar geçmişi belgeler, geçmişi günlük yaşamdan uzaklaştırmak için mezarlar duvarların arkasına gizlenir. Belgeler tıpkı arşivler gibidir, hep kapalı alanlarda ve havasız yerlerde olur. Fakat, mezarlar yeşilliğin içinde olurdu eskiden, şimdilerde duvarların içinde, duvarlar inşa edilmiş konumdadır. Yan yana yatması gerekenler bile, günümüzde üst üste yatmaktadır. Sahipsiz olanların taşları sökülmüş, yerlerine yeni sahiplerinin isimleri konumlanmıştır.

Mezarların bizde haritası yoktur, kim nerede yatar, ne zaman oraya yerleştiğini bilemezsiniz. Ama bir içeriye girmeyin, aklınıza dahi gelmeyen bir taş sizi geçmişe götürmüş olabilir. Mezarlar, arşivde yol almak gibidir, sizin özel yaşantınızın geçmişi olabileceği gibi, bu dünyadan gölge gibi geçmiş, geçenlerin yaşamların varlığına da şahit olursunuz. Hayata gelmiş, çocuk ve bir de ev yapmış geçip gitmiş kaç insan vardır? Kaç insanın yaşamdan sonra fotoğrafları / resimleri duvarlarda asılı durur? Kaç insanın yaşamı, albümler içinde saklı kalır?

Mezar taşarlı duvarda aslını bir fotoğraf gibidir, belgedir. Belgeler, geçmişi anlatır, bakmasını bilenler o taştan ne anlamlar çıkarır? Bugünlerde mezar taşları da bir standarda büründürülmüştür, isimler ve tarihler değişir ama diğer görünümler aynıdır. Bir estetik kaygı yoktur, yaşamdan iz yoktur. Mermer kafalı, taş çerçeveli bir beton yığını içinde geçmiş yaşam durur, kaç kişi bunun farkında olur? Birinin diğerinden ne farkı var? Kim neyi yaşadı, nasıl yaşadı? Eski mezar taşlarına bakın, geçmiş bir hayatın izini bulursunuz, bugün neden mezar taşları üzerinde yaşamın izi yoktur?

Globalizm, insanın yok edilmesi bir standart yaşam biçimine büründürülmesidir. Hangi ülkeye giderseniz gidin her yerde aynı tip yaşam biçimi görürsünüz, insanların göz biçimleri değişir ama yaşama katılımları aynılaşmıştır. Taşıdıkları markalar, yedikleri yemekler gibi. Yaşam sonrası ise, onlara verilen değerler mezarlarda durur. Mezarlara bakın ve ülkenin ne kadar yaşama önem verdiğini görürsünüz. Ölüm sonrasına gösterilen itina, yaşama ve insana verilen değeri ortaya serer. Bizim gibi mezarları kaos olan ülkelerde, insanın değeri yoktur! Bizde küçük çapta global görüntü mezarlardır, hangi kültüre ait olduğu belli olmayan bir duruş sergiler. Mezarlarda ırk, dil ve ten ayrımı yoktur. Yaşamın çelişkilerinin bir çoğu yoktur orada, tek bir görüntü ve sessizlik hakimdir. Mezarlar yaşamın rengini ve güzelliğini yansıtabilmelidir, fakat bugünkü hırslar ve para kazanma saldırganlığı, geçmişin güzelliğini duvarlar arkasına, betonların içine hapsetmiştir, yok etmiştir.


—————————
http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.