Mezarlık gülleri

Rock Müzigin babasi Erkin KORAY, bir Dokümanter’le karisik Hikaye kitabi yazdiginda, kitabina ” Mezarlik Gülleri” adini vermisti. Estarabim’de sordugunuz gibi buna da,, ”Ne oluyo yani bu Mezarlik Gülleri?” diye soracak olursaniz, o güzel kafanizi karistirmamak ve fazla yormamak için, kestirme tarafindan, ”Biziz iste!” derim.” diyor Erkin KORAY. Mezarlik Gülleri’nin kisacik fakat derin bir hikayesi var, bir vasiyetle baslayan…”Adamin biri vasiyet etmis, ”Ben ölünce”, demis, ”mezarimin üzerine gonca güller dikin, Onlari, açip da olgun birer gül haline gelinceye kadar basindan hiç ayrilmadan sulayin, sonra çekilin ve kendi hallerine, doganin kucagina birakin” demis…Kitabi okumak gerek, anlatmak yetmez bence… ”Delikanlilik” adi verilen kavrami bir yasam biçimi haline getirmis olan, bir müzisyen olmakla beraber ayni zamanda kendisini bir ”düsünce ve fikir adami” olarak gören Erkin KORAY, ” Kitabim Hikaye kitabidir, Masal degil” diyor…Mezarlik Gülleri de bir hikayedir, Masal degildir…

Henüz ilkokula bile baslamadigim yillarda ki o yillarda anaokulu diye bir okul icat edilmemisti. Çünkü annelerin çogunlugu ev hanimi idi, annelerin azinligi çalisan hanimlar idi. Bahar geldigi zaman, annem, akraba teyzelerim, komsu anneler ve çocuklari hep birlikte Merkezefendi Mezarligini ziyarete giderdik, dualar okurduk, bu hayatta hiç tanismadigimiz ve yakinimiz da olmayan insanlar için…mezar taslarinda yazili olan isimleri ve tarihleri okuyup birbirlerine söylerlerdi büyüklerim, ben dinlerdim çünkü henüz okuma-yazma bilmedigim yillardaydim. Fakat aklimda kalan renkleri, biçimleriyle ve yillarin silemedigi kokusuyla Mezarlik Gülleri hep aklimda…
Babam Hasan Hüseyin ERKAN, Istanbul Iktisat Fakültesi ögrencisi iken, ailesi kalabalik oldugu için, ders çalismak, sinavlara hazirlanmak için Merkez Efendi Mezarligi’na gidermis, hatta orada siirler de yazarmis, adeta Orada yatan insanlarla dertlesirmis. Bazen insanin basina gelir ya, hiç tanimadigi insanla biraz sohbet edilir ve adeta dertlesilir, sonra unutulur gider…demek ki kederler ve sevinçler paylasilmak ister…
Ben okuma- yazma ögrendigim zaman, babamin küçük siir defterini okudum, sakladim, ”ESKICI” adiyla yayina hazirladim, kitabin kapak fotograflarina kadar kendim düsünerek, ve babama her asamayi göstererek, O’nun onayini alarak…
”Merkez Efendi’de Hasbihal” baslikli siirini okurken, bizim ziyaretlerimizi de hatirladim ve unutulmaz güzellikteki Mezarlik Güllerini…
Siirinde söyle söylüyor babam, ”Sizlere ne mutlu Vallahi, /Altiniz serin, üstünüzde gök masmavi / Ve öylesine derin öylesine sonsuz ki, yillardir bakmaktan usanmadiniz..Mesela sizlere ne mutlu düsünmüyorsunuz / Vali istifa mi etmis, Davetiye mi yok 19 Mayis’a / Kaç numarali vapur mu batmis, düsünmüyorsunuz, Otelim derdiniz yok / Bazen mecbur degilsiniz yürümeye yaya / Birakin bunlari da…sevdikleriniz var miydi dünyada? / Siz de aksam ne zaman olur, sabah , ögle?/ Neler konusursunuz toplaninca aranizda ?/ Yoksa isigin sönmesi yanmasina mi denk ?/ Deliye hergün dügün -bayram misali mi?/ Sikayete lüzum yok, keyfiniz tikirinda biliyorum / Sizde kederden gürültüden eser yok….”
diye devam ediyor hasbihal…
Ben ortaokula basladigim yil, resim dersi hocamiz, penceremizden gördügümüzü boya kalemlerimizle çizmemizi ödev vermisti. Iki manzaraya bakiyordu kiralik evimiz, Havuzlu bir bahçe, içinde kara lahana, fasulye, misir ekili olan, ve digeri üzerinde bilmedigim bir dilde yazilar olan fakat mimarisi çok güzel görünen beyaz mermerden yapilmis mezar taslarindan ve çitlenbik agacindan olusan eski bir mezarlik. Bu mezar taslarinin benzerlerini Istanbul Üsküdar Seyyit Ahmet Deresi’nde bulunan Iran Mezarligi’nda da gördüm 40 yasimdan sonra…
Ben Aksaray Sofular Mahallesi, Molla Hüsrev sokakta bulunan evimizin penceresinden bakarak, mezarligin resmini çizmistim, hala saklarim, herhalde maziyi hatirlamayi sevdigim için…
Bu yil 51 yasimdayim, ayni sehirde yasayan benim gibi mezarlik ziyaretleriyle tanismis olan güzel insanlarla ya tanisiyorum, ya da okudugum kitaplarindan, Onlarin hatiralarindan ögreniyorum. Mesela Aziz NESIN’ in böyle anilari oldugunu duymustum, annesinin hayatindaki önemini anlatmisti, kitabinda da yazmisti. Mesela Necip Fazil KISAKÜREK’in sair olusunda, annesi hasta iken bir hastane odasinda, annesinin, oglunun bir sair olmasini ne kadar çok arzu ettigini söylemesiyle, karar verip sair oldugunu, bir kitabinda okumustum, çok etkilemisti bu beni. Erkek çocuklarin hassas ruh hali, hayati erken kesfetmelerine, hayati güzel yasamalarina ve yakinindaki insanlara güven ve huzur vermelerine sebep olur diye düsünürüm. Siddetin her türüne hayir diyen bu insanlardir sanirim. Günümüzde siddet, önyargi, kin, gürültü, küfür, kabalik bulasici bir hastalik gibi iken, simdi kitaplarda okudugum zaman huzur duydugum bir güzel yasanmislik var elbette ve çok özlenen…
Annesi ve ikiz kardesiyle birlikte, Feriköy Mezarligini ziyaret eden, tip dünyasinda Prof.Dr.Hüsrev HATEMI Beyefendi, ayni zamanda bir sair ve filozof…1945 yillarinda, hiçbir akrabasi orada yatmadigi halde, bazi aksam serinliginde mezarligi ziyarete giderlermis. Siirlerine ”ölüm” kokusunun sinmis olmasinin sebebi, bu ziyaretlerden etkilenen ruh halinin, düsünen, soru soran ve çok sükür Mevlana Hazretlerine bagliliginin ilhamidir bence.

Vasiyetler önemlidir, bu hayatta ve yerine getirilmesi saygi’dan dogan bir güzelliktir…Mezarlik Gülleri hikayesinin sonunu söyle söylemis Erkin KORAY…
Sevenleri adamin vasiyetini tutmuslar, öldükten sonra mezarinin üzerine her renkten gonca gül dikmisler, sulamislar, sonra ilkbahar gelmis, güller yavas yavas köklerinden dogru canlanmaya, dallarinin uçlarina dogru filizlerini çikarmaya baslamislar, ama bir farkla, bu sefer adamin caniyla, kaniyla karisik olarak, çok canli ve güzel olmus bu güller. Sonra üzerlerine arilar konmus, arilar bal yapmis, bu bali da çarsida hamile bir turist kadin almis, yemis, ülkesine dönünce, bir erkek çocuk dogurmus, bu çocuk büyümüs, bu dünyayi yasayacagi kadar yasamis, ve bir gün vakt-i zaman gelince söyle vasiyet etmis, ”Ben ölünce” demis, ”mezarimin üzerine gonca güller dikin”.
Her biri Istanbul’da dogan, Alman, Fransiz, Anglo-Sakson Kültürü de ögrenen, kendi Türk Kültürlerini hep koruyan, Müzik kardesleri, Erkin KORAY, Baris MANÇO, Cem KARACA, Fikret KIZILOK ölümsüz sanatçilarimizdir. Mezarlik Gülleri ”Biziz” diyor ya Erkin KORAY, Allah uzun ve güzel ömür versin… Mezarlik Gülleri hep aklimizda, bize gerçegi hatirlatmaya devam ediyor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

1 + seventeen =