Mezarında da rahat edemeyenler var

Mezarında da rahat edemeyenler var

0
PAYLAŞ

Rahmetli Turgut Özal hayata gözlerini yummasından 19 yıl sonra istirahatgahından çıkarıldı.
Ölümü üzerindeki şüphelerin kaldırılması adına sevinebiliriz ancak Özal ailesinin acısının tazelendiğini görmek çok üzücü; Ki aile başından beri ölümle ilgili şüphelerini dile getirdiğinden niye şimdiye kadar beklenildiği tartışılır.
Ailesi ve arkadaşları merhum Cumhurbaşkanı Özal’ın zehirlenerek öldürüldüğünden kuşkulandı.
Hatta bu iddia Kürt sorununun çözümlenmesi için atılan adımlarla ilgili olduğuna kadar da gitti. Sorunun çözümlenmesi için başlatılan girişimlerin bir ucunda Özal, diğer ucunda dönemin Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis, öteki ucunda ise çok sevilen Maliye Bakanı Adnan Kahveci’nin yer aldığı dile getirildi.
Her üçünün de sonu malum. Özal evinde, diğer iki isim kazada hayatlarını kaybetti.
Her nedense bu kuşkuların ihbar kabul edilmesi için yıllar geçmesi gerekti.
Gün geldi, karar verildi, Özal’ın mezarı açıldı. Naaşından toksikolojik ve kimyasal incelemeler için örnekler alındı. Gerekli incelemeler yapılıp, parçalar alındıktan sonra da tabut tekraranıt mezara götürüldü.
Baştada söylediğim gibi her ne kadar bir naaşın mezardan çıkarılması hoş olmasa da,Turgut Özal’ın ölüm sebebine ilişkin şek ve şüphenin -geçte olsa-ortadan kalkacak olması sevindirici.
***
Turgut Özal’ın mezardan çıkarılan ilk Cumhurbaşkanı olduğu söyleniyor (belki Türk Cumhurbaşkanı olarak ilktir) oysa Rum Yönetimi Başkanlarından Tasos Papadopulos’ta mezarından çıkarılmıştı. Hem de Özal’ın ki ile karşılaştırıldığında beterin beteri bir durumda… Deftera’daki mezarından çalınmıştı Rum lider.
Her yerde didik didik aranan Papadopulos, bir türlü bulunamamıştı. Rum Polisi’nin FBI’a yaptığı başvuruya FBI’dan olumsuz cevap gelmişti. FBI, Rum Polisi’ne gönderdiği mektupta, uydularda bölgedeki herhangi bir hareketle ilgili kayıt bulunmadığı ve bu nedenle de Rum Polisi’ne yardım edemeyeceğini belirtti o dönem.
Neyse üç ay kadar sonra naaş bulundu. Naaşın-11 Aralık 2009’da- çalınması olayının altından “Al Capone” lakaplı Andonis Prokopiu Kitas ve kardeşi Mamas Kitas çıktı. Kardeşler naaşı fidye için kaçırdıklarını itiraf ettiler.

Tarihin yetiştirdiği en büyük dehalardan olan Mimar Sinan’da mezarı açılanlardan. Ölümünden tam 347 yıl sonra Sinan’ın kafatası mezardan çıkarıldı. Çıkarılma sebepleri muhtelif ancak en çok dile getirileni, Batıdaki “Beyaz ırktan olmayan hiç kimse uygarlık tarihinde yüksek noktalara ulaşamaz. Avrupa ülkelerinde o günlerde dünyanın en büyük mimarı olarak kabul edilen Mimar Sinan sizden değil” iddiasını yıkmak. Zira Batılılar Mimar Sinan’ı Avrupa’da bir yerlere (Macar, Ulah, Sırp ve Avusturyalı gibi) bağlıyorlar.
Neyse ki büyük usta Sinan’ın kafatasının brakisefal yani yassı- yuvarlak olduğu görülüyor. Bütün Türkler brakisefal olduklarından büyük mimarın yalnız kültür itibarıyla değil, ırk itibarıyla da Türk olduğu meydana çıkıyor.
Mezardan çıkarılan bir başka isim ise 14 Ekim 1924’te Erzincan’da vefat eden İbrahim Hakkı Hazretleri. Şark İstiklal Mahkemeleri, mücahitlerin başında büyük hizmetler vermiş İbrahim Hakkı Hazretleri hakkında1924 yılı sonlarına doğru gıyabî idam karan veriyor ancak O, bu kararın verildiği sıralarda (Allah’ın lütfu olsa gerek) hayata gözlerini kapıyor. İdam edilmesi için bütün hazırlıklarını yapmış olanlar bunu yediremiyor tabi. Mübarek zatı mezardan çıkarıp, hemen oracıkta kurdukları derme çatma idam ağacında asıyorlar.

BİR CEVAP BIRAK