MHP’nin af teklifi: Kadın ve işçi katillerine ödül!

MHP’nin af teklifi beraberinde büyük tartışmaları getirdi. Özellikle kadın cinayetlerinde ‘taksirle öldürme’ suçu af kapsamında olacak.

MHP’nin geçtiğimiz günlerde Meclise sunduğu ve “Çocuk istismarcılarını, tecavüzcüleri kapsamıyor” denerek kamuoyu desteği toplanmak istenen af teklifi, kadın ve işçi katillerini, kadına yönelik şiddet suçlularını kapsıyor!

MHP’nin teklifine göre, “kasten insan öldürme” suçluları af kapsamına alınmıyor; ancak “taksirle insan öldürme” ya da “bilinçli taksirle insan öldürme” suçluları aftan yararlanabiliyor.

Kadın cinayeti davalarında aslında yaygın olarak “kasten öldürme” maddesinden ceza verilse de “bilinçli taksirle öldürme” ya da “taksirle öldürme” suçundan verilen cezalar da hiç de az değil. Özellikle yaralanma sonucu ölümlerde erkeklerin savunması sıklıkla “Öldürmek istememiştim. Kendimi tutamadım, sadece yaralamak istemiştim” şeklinde olabiliyor. Böyle durumlarda da sıklıkla “bilinçli taksirle öldürme” suçundan ceza veriliyor.

Af teklifinin bu şekliyle yasalaşması halinde, zaten kadınların zorluklarla dolu mücadeleleri sonucu ceza alan kadın katilleri, kadına yönelik şiddet suçluları ile Soma’dan Ermenek’e, OSTİM’den Davutpaşa’ya kadar iş cinayetlerinden yargılananlar af kapsamına alınacak; tahliye olacak ya da hapse girmekten kurtulacak.

KADINA YÖNELİK ŞİDDET SUÇLULARI CEZASIZ MI KALACAK?
Kadına yönelik şiddet konusunda Avrupa ve dünya ortalamasında ilk sıralarda yer alan Türkiye’de cezasızlık önemli bir tartışma konusuyken af teklifi bu konuda da yeni bir mağduriyet yaratacak. Şiddetin giderek yaygınlaştığı bir ortamda, üstelik de yargıdaki adaletsiz kararlar nedeniyle kadınların çok uzun mücadeleler yürüterek ceza almasını sağlayabildiği şiddet suçluları, suçun niteliğine göre çoğunlukla “yaralama”, “basit yaralama”, “tehdit”, “şantaj”, “hakaret” suçlarından ceza alıyor. Af tasarısı ise bu suçları af kapsamına alıyor. Bu, her ne kadar “Kadınlara ve çocuklara yönelik suçlar kapsam dışı” algısı oluşturulmaya çalışılsa da, kadına yönelik şiddet suçlularının aftan yararlanacağını gösteriyor. Zaten iyi hal ve haksız tahrik indirimleriyle kuşa döndürülen cezalar için cezaevinde yatan erkeklerin tahliyesi kadınlar için korkulu ve şiddet dolu günlerin yeniden başlaması anlamı taşıyor.

Avukat Candan Dumrul ve Avukat Cevriye Aydın, MHP’nin af teklifinin yasalaşması halinde özellikle kadınlar açısından neler yaşanacağını anlatıyor.

DUMRUL: ŞİDDET FAİLLERİ CESARETLENDİRİLİYOR
Kadına yönelik işlenen suçlar bakımından af teklifinin ne anlama geldiğini Ekmek ve Gül’e değerlendiren Kadın Dayanışma Vakfı Üyesi Avukat Candan Dumrul, kadınların yeniden güvenlikten yoksun bırakılacağına dikkat çekerken, suça maruz kalmış kadınların yargıya olan güveninin de sarsılacağını vurguladı. Dumrul’un değerlendirmeleri şöyle:

“Türkiye’de zaten etkisiz bir infaz sistemi varken bu suçları tümden cezasız bırakmak Türk Ceza Yasasını etkisiz kılmak anlamına gelir. Etkisiz bir Türk Ceza Yasası, etkisiz bir uygulama da aslında cezasızlığı ve caydırıcılığı olmayan bir sistemi beraberinden getirir.

Bu teklifle birlikte failler cesaretlendiriliyor. Suç işlediğinde kendisine bir şey olmayacağını, zarar görmeyeceğini öngören fail bundan cesaret alıyor ve suçu işlemeye devam ediyor, suçun niteliğini artırıyor ve mağdurlara daha ağır şeyler yaşatıyorlar. Aslında olması gereken bu tür suçlarda affetmek yerine etkili ve caydırıcı, aynı zamanda da ıslah edici çözümler bulmak. Ama bizde suçun mağduru ya da suça maruz kalan kişi odaklı değil, suç işleyen kişi odaklı bir bakış açısı var. Suç işleyenlerin de elbette hakları var, olmalı da; ama mağdurları bu kadar yok sayan bir sistem doğru değil.

Kadın ve çocuklara yönelik şiddetin bu kadar yaygın olduğu bir toplumda mevcut cezasızlıkla da birleşince ceza yasasında suç olarak düzenlenmesinin bir manası kalmıyor.”

KADINLARIN YARGIYA GÜVENİ KALMAYACAK
“Onlarca kez tehdit suçu işleyen, zor bela cezalandırılan faillerin tamamının cezaevinden çıkması söz konusu olacak. Bu durumda da kadınlar daha güvensiz olacak. Başlarına bir daha böyle bir durum geldiğinde, etkisiz olduğunu gördükleri için yargıya başvurma konusunda çekinceli davranacaklar. Aslında daha çok şiddete katlanma ve bunun karşısında sinikleşme ile birlikte bir yanıyla da kendi adaletlerini kendi sağlanma ve hukuk dışı yollara sapma ihtimalleri güçlenecek. Çünkü eğer şiddet varsa ve yargısal mekanizmalar kurtarmıyorsa hakikaten çok büyük bir açmaz içine giriyorsunuz. Ya şiddete tahammül edip, katlanıp bir şekilde tolere edeceksiniz ya da kendi hayatlarını kurtarmak zorunda kalan kadınlar gibi şiddet failine siz de şiddet yönelteceksiniz. Yani kaotik bir durum bizi bekliyor.”

İŞTE ÖRNEK! FERAY ŞAHİN’İN KATİLİ SALIVERİLECEK
Örneğin yakın zamanda, 18 Eylül’de Mersin’de görülen bir davada üniversite öğrencisi 23 yaşındaki Feray Şahin’in öldürmekle yargılanan polis memuru Fatih Burak Aykul, ifadesinde olayın şakalaşma sonucu meydana geldiğini öne sürdü ve Aykul’a “bilinçli taksirle öldürmek” suçundan 5 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Teflinin bu şekilde yasalaşması halinde Aykul cezaevinde hiç yatmayacak.

AV. AYDIN: BU AFTA ADALET YOK, BASKI DÖNEMLERİNİN ‘YER AÇMA’ KAYGISI VAR
MHP’nin af teklifinin ne anlama geldiğini sorduğumuz Avukat Cevriye Aydın, bu teklifin arkasındaki “politik” niyetlere ve bu teklifin gündeme getirildiği dönemin özgün koşullarına dikkat çekiyor. Avukat Aydın’a göre bu teklif insanların adalet arayışlarına kesinlikle cevap oluşturmayacağı gibi, her baskı döneminde olduğu gibi bu dönemde de yeni tutuklulara yer açmaya dönük cezaevi politikasının bir parçası. Aydın’a göre asıl ihtiyaç ise “hukukun neredeyse bütün evrensel ilkelerinin, iç hukukumuzdaki temel ilkelerin bile göz ardı edildiği yargılamalar sonucunda insanların cezaevlerine doldurulması karşısında, bu haksızlıkların incelenerek cezaevlerinin boşaltılması, bir çözüm bulunması.”

HAKSIZ YARGILAMALARIN AĞIR SONUÇLARI BÖYLE GİDERİLEMEZ
“15 Temmuz sonrası FETÖ ya da başka terör örgütü suçlamalarıyla tutuklananlarla birlikte gerçekten cezaevlerinde çok büyük bir doluluk oranı var, bu bir gerçek. Ama sadece cezaevlerini boşaltmak ya da MHP’nin teklifinde olduğu gibi kendilerinin önemli gördüğü kişilerin tahliyesini sağlamak amacıyla çıkarılan yasa teklifi, şimdiye kadar yapılan haksız yargılamaların ortaya çıkardığı ağır sonuçları giderecek, insanlarda umut yaratacak kadar bile olsa adalet ihtiyacına cevap verecek bir çözüm değil.

BU AF, HUKUK, ADALET VE İNSAN HAKLARI LEHİNE DEĞİL
Türkiye’de 1974’ten beri bir genel af söz konusu olmadı. Böylesi infaz düzenlemeleri ile sürecek olan baskı döneminde yeni tutuklulara yer açmaya dönük bir cezaevi politikası uygulandı. 12 Eylül döneminde de böyle oldu, 1986’da, 1991’de çıkan infaz değişiklikleri de böyle oldu. Ne yazık ki hükümetler değişse de devletin temel kodlarında bir değişiklik olmuyor, hukuk, adalet lehine bir değişiklik olmuyor. Bu geleneksel çizginin yine devam ettiğini görüyoruz.

12 Eylül yargılamalarının kendi tarihsel şartları içinde çok büyük haksızlıklar ve dramlar yarattığını gördük. Bugün de bunun çok daha boyutlu sürdüğünü ve ekonomik krizle de birleşerek çok büyük bir kitleyi etkileyen boyutlara geldiğini görüyoruz. Bu affın hiçbir şekilde çözüm olmayacağı çok açık.

Aksine büyük ihtimalle cezaevleri kısmen boşaltılıp rahatlatılsa bile bu şartlar ekonomik krizle de birleştiğinde ve hukuk lehine, insan hakları ve temel ilkeler lehine bir düzenleme yapılmadan, genel olarak toplumsal iyileştirme gerçekleşmeden bu işleyiş insanları yine, daha hızlı biçimde cezaevine götüreceğini şimdiden kesin biçimde söyleyebiliriz.

KADINLARIN YAŞAMI DAHA DA ZORLAŞIR
Kadınların işleri şimdiye kadar olduğundan daha zor olacak. Bir yandan kurumsal olarak kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi için bir çaba gösterilmiyor. Evet, 6284 gibi iyi bir yasa var, İstanbul Sözleşmesi var ama bunların pratikte uygulanması yolunda idari ve kurumsal hiçbir ileri adım olmadığı gibi bunların uygulanması konusunda bir niyet de yok. Bunlar yokmuş gibi davranılıyor. Bu af teklifi sonucunda, cinsel saldırı ve kasten öldürme dışındaki suçluların dışarı çıkmasıyla birlikte, hem de bu cesaretlendirici ortamdan dolayı bundan sonra kadınların yaşamlarının çok daha zorlaşacağını düşünüyorum. Şiddet uygulayanla karşı karşıya gelmek durumunda kalacak kadınlar. Ayrıca şiddet uygulamanın karşısında caydırıcı bir durum söz konusu değil. Ne ceza yasası ne de mevcut toplumsal, siyasal, sosyal ortam bakımından kadına yönelik şiddet uygulayanları caydırıcı bir durum söz konusu değil.”

RAKAMLARLA CEZAEVLERİ
Türkiye’de şu an 386 kapalı ve açık ceza infaz kurumu var. Bunların tamamındaki mahpus mevcudu 235 bin 888. Yine cezaevlerindeki hapishanelerdeki fazla mahpus sayısının ortalama 27-28 bin olduğu belirtiliyor verilerde. Kişi sayısındaki hızlı artış nedeniyle her ay denetimli serbestlikten yararlananların da arttığını görüyoruz. Kadın, erkek, çocuk toplam mevcutta 179 bin adli, 53 bin siyasi tutuklu ya da hükümlü mahpusun 10 bini kadın, 2 bin 949’u çocuk. Gizem ÖRNEK / EVRENSEL İstanbul

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

twenty − two =