Millet Bahçesi Salda Gölü kumsalını karartacak!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Cumhurbaşkanlığı kararı ile ÖÇK ilan edilerek kıyısında 300 bin metrekarelik alanda millet bahçesi yapılacağı açıklanan Salda Gölü’yle ilgili uzmanından dikkat çeken uyarılar geldi…

Kıyısında Millet Bahçesi yapılmak istenmesiyle gündeme gelen Burdur’un Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü’nün tamamının doğal sit alanı olduğuna dikkat çeken konuyla ilgili bir uzman, “Salda Gölü Türkiye’nin en önemli doğal değerlerinden biridir. Buranın kullanım ve faydalınım yaklaşımı artık modern dünyada olduğu gibi ekosistem hizmetleri veya ekosistem kıymetlendirme ile yaklaşılmalıdır. Devletin parasıyla ekonomik açıdan bile sürdürülebilir olmayan bir yatırım yaparak hem çevre perişan edilecek hem de bu kriz ortamında ekonomik israf olacaktır. Türkiye’de geçtiğimiz 10 yıl önce devlet eliyle başlatılan hemen hemen yer yere yapılan kent ormanları durumu bir millet meclis araştırılması yapılırsa akılına geldiği her yere millet bahçesi yapılmasına da ışık tutar. Hiç bir fizibilitesi yapılmadan yapılan ekolojiği ve ekonomiyi mahveden bin günde bin gölet yapımı da kötü örneklerden biridir” ifadelerini kullandı.

Burdur’un Yeşilova ilçesinde bulunan ve Türkiye’nin Maldivleri olarak anılan Salda Gölü, geçtiğimiz günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇK) ilan edildi. Ancak mevcuttaki koruma statüsü ÖÇK’dan daha katı yaptırımlar içeren Doğal Sit Alanı olan Salda Gölü’ndeki bu değişiklik tartışmaya yol açtı. Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ÖÇK ilan edilen Salda Gölü kıyısında 300 bin metrekarelik bir alanda ise Millet Bahçesi yapılacağı açıklandı. Partisinin 18 Şubat’ta Burdur’da düzenlediği yerel seçim mitinginde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Salda Gölü kıyısında yapmayı planladıkları Millet Bahçesi’ni ‘müjde’ olarak duyurmuştu.

UZMANINDAN SALDA GÖLÜ’NE ÖÇK VE MİLLET BAHÇESİ DEĞERLENDİRMESİ

Tartışma yaratan millet bahçesi projesini ve gölün koruma statüsünün değiştirilmesinin ne anlama geldiğini, Salda Gölü’nü de yakından tanıyan ve bu alanda koruma çalışmaları yürüten bir uzmana sorduk. Ekosistem yönetimi ve doğa turizmi gibi konularda çalışmaları bulunan konunun uzmanı, Salda Gölü’nün özelliklerini şöyle anlattı:

BEYAZ KUMSALLARIN SIRRI GÖLDEKİ MAGNEZYUM

“Salda Gölü, 43,7 km2 büyüklüğünde ve 186 metre derinliği ile ülkemizin en derin, dünyanın ise 3. derin gölüdür. Salda Gölü suyunun en önemli özelliklerinden biri, içerisinde magnezyum bulunmasıdır. Göl suyunda bulunan bakteriler tarafından magnezyum tüketilmekte ve beyaz renkli hidromanyezite dönüştürmektedir. Yapısında hidromanyezit bulunan koloniler bir araya gelerek stromatolitleri meydana getirmektedir. Stromatolitler çökelerek göl içinde farklı görünümlü şekiller oluşturur. Aynı zamanda dalgaların etkisiyle ayrışarak göl kıyısındaki kumul ekosistemin beyaz olmasını sağlar.

‘NE EKOLOJİ NE DE EKONOMİYLE AÇIKLANAMAYACAK UYGULAMA’

Ayrıca bölgede son yıllarda yapılan önemli bilimsel çalışmalar yapılmaktadır. Bunlardan biri de İskoçya’nın Glasgow Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mike Russel ve arkadaşlarının yapmış olduğu çalışmadır. Yüklü miktardaki magnezyum sebebiyle göl çevresi hiçbir zaman çok sıcak olmuyor. 1989’da 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak ilan edilmesiyle, gölde yapılaşma yasaktır. Bozulmamış ekosistemiyle günümüze kadar korunarak gelen salda Gölü, dünyada çevre ve doğa bilincinin daha çok arttığı bu günlerde, gölü korumakla görevli devlet kurumları eliyle yapılacak, ne bilimle ne ekoloji ne de ekonomiye hiçbir şekilde açıklanamayacak uygulamaların tehditi altındadır.”

‘KISA ZAMANDA BEYAZ KUMULLAR SİYAHA DÖNÜŞECEK’

Türkiye’nin küresel öneme sahip doğal varlıklarından biri olan Salda Gölü’nün yanlış uygulamalara kurban edildiğinin altını çizen konuyla ilgili uzman, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “DSİ, devletin parasıyla Kayadibi ve Salda köyünde birer gölet inşa ederek gölün en önemli su kaynaklarını kesmiştir. Bu, gölün su rejimini bozularak seviyesinin düşeceği ve zamanla küçülerek yok olacağı anlamına gelmektedir. En az bu durum kadar önemli bir başka husus da gölün konsantresinin bozulması ve içindeki mikroorganizmaların ölmesidir. Çok kısa zamanda göl içi ekosistem bozularak etrafındaki beyaz kumullar siyaha dönüşecektir. Böylece dünyada Mars yüzeyini temsil eden iki yerden biri olan Türkiye’nin Maldivleri yok olacaktır.”

MİLLET BAHÇESİ: ‘DEVLETİN PARASIYLA ÇEVRE PERİŞAN EDİLECEK’

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, doğal sit alanları kendi görev alanında değilmiş gibi etrafı  tamamen doğal sitle çevrili olan göl alanını ÖÇK ilan ettiğine dikkat çeken konuyla ilgili uzman, şu görüşleri dile getirdi: “Bunun ardından da Salda Gölü kıyısında hiç bir mantığı olmayan millet bahçesi yapılacağı beyan edildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, ‘Çevre’ kısmını askıya aldığını ve yok saydığını daha önceki uygulamalarından da biliyoruz. Ancak şehircilik açısından da bakıldığında burada millet bahçesi yapılmasının, ekonomik ve sosyal açıdan bölgeye ve üğlkeye ne getireceği açıklanmalı. Devletin parasıyla ekonomik açıdan bile sürdürülebilir olmayan böyle bir yatırım yapılarak hem çevre perişan edilecek hem de bu kriz ortamında ekonomik israf olacaktır.

HER YERDE YAPILAN KENT ORMANLARI MECLİS TARAFINDAN ARAŞTIRILSIN

Türkiye’de 10 yıl önce devlet eliyle başlatılan ve hemen hemen yer yere yapılan kent ormanlarının durumu konusunda TBMM’nde bir meclis araştırmasına konu edilirse, akla gelen her her yere millet bahçesi yapılması girişimlerine bir örnek teşkil edebilir. Aynı şekilde hiç bir fizibilitesi yapılmadan inşa edilerek, ekolojiği ve ekonomiyi mahveden 1000 Günde 1000 Gölet Projesi de bu alandaki kötü örneklerden biridir.

DSİ’NİN AVLAN VE KESTEL GÖLÜ HATASININ BEDELİNİ MİLLET ÖDEDİ

Salda Gölü Türkiye’nin en önemli doğal değerlerinden biridir. Buranın kullanım ve faydalınım yaklaşımı artık modern dünyada olduğu gibi ekosistem hizmetleri veya ekosistem kıymetlendirme yaklaşımı şeklinde olmalıdır. Alanın korunarak sürdürülebilir kullanımı, yöre ve ekonomisine daha fazla fayda sağlayacaktır. DSİ’nin daha önce yapmış olduğu hatalar yüzünden Avlan ve Kestel gölünün kurutulması gibi sorunların ağır bedellerini bu millet ve doğa ödemektedir. Salda Gölü’nde de devletin parası harcanarak telafisi mümkün olmayan büyük bir hata yapılmamalı. Bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir.

 

Önceki haberAlper Taş candır…  
Sonraki haberİran sele teslim oldu
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.