Milli Park olan Kovada Gölü’nde ölümcül kirlilik!

YUSUF YAVUZ – Bir zamanlar içilebilir kalitede sularıyla cennetten bir köşe olan Kovada Gölü, sanayi ve tarımsal kirlilik ile ihmal yüzünden ölüm saçan bir bataklığa döndü…
 
Bir zamanlar Türkiye’nin en güzel doğal göllerinden biri olan Milli Park statüsündeki Kovada Gölünde bir türlü önüne geçilemeyen sanayi ve tarımsal kirlilik ölümcül seviyeye ulaştı. Isparta’nın Eğirdir ilçesinde bulunan Kovada Gölü ve göle su taşıyan kanalda ciddi bir iyileştirme çalışması yapılması gerektiğini dile getiren Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, “Göldeki su seviyesinin giderek azalması sanayiden kaynaklanan ağır metal ve tarımdan kaynaklanan azot, fosfat kirliliği sonucunda önce yüksek su bitkilerinin yoğunluğu artmış, daha sonrası ise bataklık alana dönüşümün göstergesi olan mavi-yeşil alana dönüşüm ve sığlaşma gölün sonunu hazırlamıştır.  Bu gün Kovada Gölü’nde bırakın yüzmeyi; göle parmağınızı bile sokmanız hiç ama hiç sağlıklı bir davranış olmayacaktır. Bunun yanı sıra gölden balık yakalayıp yemek son derece tehlikelidir. Gölün balıkları insanları adeta zehirlemektedir” dedi.
 
EN GÜZEL GÖLLERİMMİZDEN BİRİYDİ, 1970’TE MİLLİ PARK OLDU
Göller Bölgesinin en güzel göllerinden biri olan Isparta’daki Kovada Gölü yıllardır çözülemeyen kirlilik sorunu yüzünden bataklığa dönüşmek üzere. Geçmişte Eğirdir Gölü’nün uzantısı olan Kovada Gölü, bugün Boğazova olarak anılan bölgenin alüvyonlarla dolmasıyla ayrı bir göle dönüştü. Çevresindeki zengin biyolojik çeşitlilik ve orman dokusuyla birlikte 1970 yılında Milli Park ilan edilerek koruma altına alınan Kovada Gölü, son yıllarda ise insan kaynaklı kirlilik yüzünden can çekişiyor.
 
GÖL UZMANI KESİCİ KOVADA’NIN YÜREK YAKAN ÖYKÜSÜNÜ ANLATTI
Türkiye’nin önemli sulak alan uzmanlarından biri olan Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, aynı zamanda Eğirdirli ve bu ilçede yaşıyor. Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanlığını yürüten Kesici, Kovada Gölü dâhil olmak üzere bölgedeki pek çok gölün yaşadığı sorunları yakından takip ediyor. Kovada Gölü’nün yıllardır bir türlü çözülemeyen kirlilik sorunu ve çözüm yollarına ilişkin sorularımızı yanıtlayan Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, yaklaşık 6 milyon yıl önce oluşan doğal bir polye gölü olan Kovada’nın, Eğirdir Gölünden gelen kanalın suyu ve yer altı sularıyla yağışlardan beslendiğini belirterek şunları söyledi:
 
SOĞUK HAVA TESİSLERİ VE FABRİKALARIN ATIKLARI GÖLE BOŞALIYOR
Çeşitli amaçlarla insanların ‘korumadan kullanma’ müdahalelerine kadar göl doğal dengedeydi. Eğirdir Gölü ile bağlantısı adeta ‘anne ile cenin’ bağlantısı gibi güvenli ve sağlıklıydı. Kovada Gölü’nü besleyen en hayati kaynak Kovada Kanalı ile Eğirdir Gölünden alınan suydu. Bu bağlantıyla adeta milli park olan gölün yaşamı ve geleceği belirleniyordu. Ancak bölgede açılmasına izin verilen çık sayıda soğuk hava deposu tesisi, meyve suyu fabrikaları, su ürünleri işleme üniteleri ve çeşitli sanayi işletmeleri atıklarını kanala boşaltıyor. Ayrıca arıtma tesisi ve on binlerce dekarlık tarım alanının atıkları da kanala ulaşıyor ve bu sular Kovada Gölü’nde depolanıyor. Sanayi tesisleri ve özellikle soğuk hava depolarının bakım ve onarım dönemlerinde kanalda defalarca su canlılarının ölümü yaşandı.”
 
1960’LARDA BİRİNCİ KALİTEDE SUYA SAHİP BİR DOĞA MÜZESİYDİ
Kovada Gölü’nün ortalama su seviyesinin 5.7 metre olduğuna değinen Kesici, 1960 yılına kadar insanların müdahalesi olmadan birinci sınıf su kalitesiyle ve gölün etkisiyle adeta bitki müzesi özelliğine sahip olan bölgedeki ormanların bitki ve hayvan çeşitliliğiyle bilindiğini belirterek, “1960’lı yıllarda Eğirdir Gölü’nden gelen kanalın yönü değiştirilerek Kovada adeta bir çökelme –süzme alanı olarak kullanıldı. Böylece o yıllarda kurulan Kovada I-II Hidroelektrik Santrallerine temiz su verilmesi sağlandı. DSİ, 1960 -1975 arasında Eğirdir Gölü bağlantısıyla yılda ortalama 600 hektometreküp (Hm3), 1990 sonuna kadar ise her yıl ortalama 210 hektometreküp su çekti. Eğirdir Gölü’nün Kovada Kanalı ile bağlantılı olan kanalının bulunduğu kesime regülatörün konulması da, Eğirdir Gölü’nden Kovada Gölü’ne doğal su akışını engelledi. Böylece Eğirdir Gölü’ndeki su seviyesinin azalmasına bağlı olarak Kovada Gölü’ne gelen su ‘sızıntı’ haline dönüştü. Su seviyesinin giderek azalması, sanayiden kaynaklanan ağır metal ve tarımdan kaynaklanan azot ve fosfat kirliliği sonucunda gölde önce yüksek su bitkilerinin yoğunluğu arttı, daha sonrası ise bataklık alana dönüşümün göstergesi olan mavi-yeşil alana dönüşüm ile sığlaşma gölün sonunu hazırlamıştır” bilgisini verdi.
 
‘BIRAKIN YÜZMEYİ, GÖLE PARMAĞINIZI BİLE SOKMAYIN’
“Bugün Kovada Gölü’nde bırakın yüzmeyi, parmağınızı bile sokmanız hiç ama hiç sağlıklı bir davranış olmayacaktır” uyarısında bulunan Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, gölde kirliliğin aşırı derecede yüksek olduğuna değinerek, göl suyunun görünürlüğünün adeta sıfır olduğunu dile getirdi. Kovada Gölünün yüksek su bitkileri, su yosunları ve istilacı bitki türleriyle kaplandığına işaret eden Kesici, gölde teknelerin ilerlemesinin bile oldukça zor olduğunu kaydetti.
 
‘GÖLDEN AVLANAN BALIKLAR YİYENLERİ ZEHİRLİYOR’
Kirlilik kurbanı olan Kovada Gölü’nden yakalanan balıkların yenmesinin de son derece tehlikeli olduğu konusunda uyaran Kesici, göl çevresinde yedikleri balık yüzünden zehirlenen çok sayıda kişinin kaydının Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi kayıtlarında yer aldığını dile getirdi. Kovada Gölü’nün balıklarının tüketilmesinin yaklaşık 10 yıldır tehlikeli olduğunun altını çizen Kesici, kanalın ve gölün sularının arıtılmadan tarımda kullanılmasını da çelişki olarak nitelendirdi.
20 YILDIR YAPILAN UYARILARA RAĞMEN ÖNLEM ALINMADI
Kovada Gölü’nün sularının tarımda bile kullanılmaması gerektiğinin altını çizen Yard. Doç Dr. Erol Kesici, yaklaşık 20 yıldır gölün bugün yaşadığı sorunlara işaret eden uyarı niteliğinde çalışmalar yaptıklarını ancak bu konuda gerekli önlemlerin alınmadığını savundu. Son zamanlarda yetkililerin Kovada Gölü’nün korunması konusunda açıklamalar yaptığına da değinen Kesici, korumanın sağlıklı olan doğa alanları için geçerli bir kavram olduğunun altını çizerek şöyle konuştu:
‘ÖNCE KURTARILMALI, SONRA KORUNMALI’
Kovada Gölü Milli Parkı, son nefeslerini veren bir göl konumundadır. Acilen gerekli kurtarıcı önlemler alınmazsa önümüzdeki yıllarda Kovada Gölü kuraklıktan daha çok ötrofikasyon sonucu kuruyacaktır. Bu durumdaki doğal alanların öncelikle sağlığına kavuşturulması gerekir. Kirli olan doğal alanlar korunmaz, kurtarılır.”
KOVADA’NIN KURTULMASI İÇİN SEFERBERLİK ŞART
Milli Park statüsündeki Kovada Gölü’nün bugüne kadar neden korunamadığını sorgulayan Kesici, idari yetkililerden yöre halkına sivil toplum örgütlerinden bilim insanlarına kadar geniş çaplı bir çalışma başlatılarak gölün kurtarılması çağrısında bulundu. Bunun için de adeta bir seferberlik başlatılması gerekiyor.
KOVADA GÖLÜ’NÜ KURTARMAK İÇİN NE YAPILMALI
Yard. Doç. Dr. Erol Kesici’ye göre Kovada Gölü ve göle su taşıyan kanalda acilen iyileştirme çalışması başlatılmalı. Öncelikle gölde mekanik ve biyolojik temizlik yapılarak seviyenin 2-3 metre düşmesine neden olan dipteki çamur çıkarılmalı. Kesici, aynı temizliğin Eğirdir Gölü ve Kovada Kanalı için de şart olduğunu dile getiriyor. Ayrıca kanal boyunca kurulu olan sanayi tesislerinin atıklarının göle ulaşması engellenmeli. Eğirdir’deki arıtma tesisinin ise günümüzün teknolojisine uygun hale getirilmesi gerektiğine işaret eden Kesici, “Doğa bugünün değil gelecek yılların da ekonomi ve yaşam alanı olmalıdır. Sorunları gizlemek ve ötelemekten dolayı kayıplar artıyor ve çözüme ulaşmak oldukça zorlaşıyor. Bu sorunları kısa süre içinde çözemezsek yakın bir gelecekte birçok doğal varlığımız gibi Kovada Gölü’nü de yitireceğiz” diye konuştu.
YETKİLİLER NE YAPIYOR?
Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde bulunan Eğirdir Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü (SAREM), bölgedeki iç sularda su ürünleri üretimini geliştirmek için çeşitli faaliyetler yürütüyor. Aynı zamanda iç suların biyolojik ve ekolojik özelliklerini izlemek gibi bir sorumluluğu da bulunan kurum, Eğirdir ve Kovada göllerindeki evsel ve zirai atıkların tespiti ve önlenmesi konusunda bir proje hazırlandığını duyurdu.
PROJEDE EVSEL ATIK VAR, SANAYİ KİRLİLİĞİ YOK
Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) tarafından desteklendiği kaydedilen ve tam adı ‘Eğirdir ve Kovada Gölü Evsel ve Zirai Atıkların Tespit Edilmesi ve Kirliliğin Önlenmesi için Politikaların Geliştirilmesi’ şeklinde olan 508 bin TL maliyetli projede, sanayi ve soğuk hava tesislerinden kaynaklanan kirlilikten söz edilmemesi dikkat çekiyor.
PROJE KAPSAMINDA KİRLİLİĞİ İZLEMEK İÇİN CİHAZLAR ALINACAK
SAREM’in projeyle ilgili yaptığı açıklamada, Eğirdir ve Kovada göllerinin hızlı ve kolay izlenebilmesi için ihtiyaç duyulan cihazların temin edilmesinin amaçlandığı kaydedilerek, şu bilgilere yer verildi: “Ayrıca çevre kirliliğini önleyici eğitici faaliyetler ile çevremizin ve göllerimizin etkin kullanımına ilişkin farkındalığın artırılması sağlanarak ülkemize ve bölgemize önemli bir katkı ve girdi sağlanması hedeflenmiştir. Proje ile SAREM’e bir adet su kalitesi ve sucul ekosistem analizlerinin tayininde kullanılan Biyolojik Oksijen Değeri (BOD) ölçüm cihazı, bir adet Spektrofotometre ve Termo-reaktör, bir adet Toplam Organik Karbon (TOC) cihazı ve katı modülü, bir adet Trinoküler Arastırma Mikroskobu ve Ataçmanları ve bir adet Dijital görüntü ve analiz sistemi alınacaktır. Ayrıca Eğirdir ve Kovada Gölleri etrafındaki yerleşim birimlerinde eğitici faaliyetler gerçekleştirilecektir.”
Önceki haberGazeteci İdris Sayılğan haberlerinden dolayı 643 gündür tutuklu
Sonraki haberNe ile cebelleştiğini bilmek!
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

9 − 9 =