Milli parkın üçte biri yağmaya açılacak!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – AKP Isparta milletvekilleri Bilgiç ve Yüce, Türkiye’nin en büyük milli parklarından biri olan 59.600 hektarlık Kızıldağ Milli Parkı’nın 172.000 hektarlık kısmını koruma kapsamından çıkarmak için harekete geçti…
 
Isparta’daki Kızıldağ Milli Parkı, 59 bin 600 hektarlık yüzölçümüyle Türkiye’nin en büyük milli parklarından biri. Sedir, göknar, ardıç ve karaçam ormanlarıyla kaplı olan milli park, vaşak, kurt, yaban keçisi ve bozayı gibi türlere de ev sahipiliği yapıyor. Beyşehir Gölü’nün bir kısmını da içine alan Kızıldağ Milli Parkı, orman, dağ ve göl ekosistemleriyle zengin biyolojik çeşitliliğe sahip. Şarkikaraağaç ve Yenişarbademli ilçelerinin yanısıra 13 köy yerleşiminin yanısıra Türkiye’de üzerinde yerleşim bulunan tek göl adası olan Mada Adası’nı da sınırlarında barındıran Kızıldağ Milli Parkı’nın yaklaşık üçte birlik kısmının ranta açılması gündeme geldi. AKP Isparta Milletvekilleri Said Yüce ve Süreyya Sadi Bilgiç, milli parkın 172 bin dekarlık kısmının aln dışına çıkarılması için Orman ve Su İşleri Bakanlığı bürokratlarıyla görüştüklerini duyurdu. AKP’li milletvekillerinin bu girişimleri yerel basında ‘müjde’ olarak verilirken, Kızıldağ Milli Parkı’nın büyük bölümünde koruma şemsiyesinin kaldırılarak yağmaya açılması girişimi tepki çekti.
 
Kızıldağ Milli Parkı, 59 bin 600 hektarlık genişliğe sahip. Bunun yaklaşık üçte biri orman, geri kalanı ise göl ve açıklık arazilerden oluşuyor. Milli park sınırlarında bulunan mavi sedirin astım ve bronşit gibi solunum yolu rahatsızlıklarına iyi geldiğine inanıldığı için her yıl çok sayıda insanı tedavi amacıyla bölgeye çekiyor. Şarkikaraağaç ve Yenişarbademli ilçelerinin yanısıra 13 köyü de sınırları içinde barındıran Kızıldağ Milli Parkı, Türkiye’nin üzerinde insan yaşamının sürdüğü tek ‘göl adası’ olan Mada’ya da ev sahipliği yapıyor. Milli Park sınırlarındaki Dedegöl Dağı’nın bir kısmı ise her yıl binlerce dağcıyı ve doğa sporcusunu ağırlıyor. Pınargözü Mağarası gibi önemli tatlı su kaynaklarını barındıran milli park, biyolojik çeşitliliği ile Türkiye’nin gözü gibi koruması gereken alanlara sahip.
 
AKP’Lİ MİLLETVEKİLLERİ MİLLİ PARKIN SINIRINI KÜÇÜLTMEK İSTİYOR
Ancak bütün bu özellikler Kızıldağ Milli Parkı’nın üzerindeki yıllardır süren rant beklentilerini uzak tutmaya yetmedi. Yerel siyasiler tarafından ‘yatırımların önündeki engel’ olarak görülen milli parkın koruma kalkanını kaldırmak isteyen AKP’li Isparta Milletvekilleri Said Yüce ve Süreyya Sadi Bilgiç, Orman ve Su İşleri Bakanlığı bürokratlarıyla bu amaçla yaptıkları toplantının görüntülerini paylaştı.
 
172 BİN DEKARLIK ALANI MİLLİ PARKTAN ÇIKARMA BULUŞMASI
AKP Isparta Milletvekili Said Yüce, girişimi sosyal medya hesabından paylaştığı fotoğrafla duyurdu. “Isparta ve Konya milletvekilleri olarak Kızıldağ ve Beyşehir milli park alanlarında; tarım ve yerleşim alanlarından 172 bin dekar alanın milli park alanı dışına çıkarılarak insanların hayatlarını kolaylaştıracak düzenlemeleri Orman Bakanlığı bürokratlarıyla konuştuk” ifadelerini kullanan AKP’li Yüce’nin paylaştığı fotoğrafta, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Nurettin Taş’ın da yer alması dikkat çekti.
MİLLİ PARKIN RANTA AÇILMASI GİRİŞİMİ ‘MÜJDE’ OLARAK DUYURULDU
AKP Isparta Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Süreyya Sadi Bilgiç’in yerel basına aktardığı bilgiye dayanılarak duyurulan milli parkla ilgili girişimin, “müjdeli haber” olarak aktarıldı.
‘TÜRKİYE KIZILDAĞ MİLLİ PARKINI GÖZÜ GİBİ KORUMALI’
Kızıldağ Milli Parkı’nın yaklaşık üçte birlik kısmının koruma kalkanının kaldırılması girişimine Yukarı Köprüçay Havzası Koruma Platformu’ndan ise tepki geldi. Türkiye’nin korunan alanlarının ülke yüzölçümüne oranının yaklaşık yüzde 6 civarında olduğunu ve bu oranın AB ülkeleri ve gelişmiş ülkelere göre oldukça düşük kaldığına işaret edilen platform açıklamasında, “Kızıldağ Milli Parkı Türkiye’nin gözü gibi koruması gereken bir bölge olması gerekirken alanının daraltılması girişimleri kabul edilemez. İçinde sosyal ve kültürel ‘gelişme’ olmayan, yalnızca ‘büyüme’ye dayalı ekonomi politikalarına kurban edilen korunan alanlarımızı, yakın gelecekte sığınacağımız yegâne yaşam alanlarıdır. Bu nedenle milli parkın sınırlarının daraltılması bir yana, Dedegöl Dağı’nda bulunan mermer ocaklarının tehdidi altındaki Kuzukulağı Yaylası da acilen koruma altına alınarak Kızıldağ Milli Parkı’na dâhil edilmelidir” görüşüne yer verildi.
‘MİLLİ PARKLAR TÜM MİLLETİN ORTAK DEĞERİDİR’
Kızıldağ Milli Parkı ile ilgili koruma kalkanının kaldırılması girişimlerinin 2013 yılında da gündeme geldiği anımsatılan platform açıklamasında, “Türkiye’nin korunan alanlarının yönetilmesi sürecinin daha çok yasaklamacı ve otoriter bir üslupla sürdürülmesi, bu alanlarda yaşayan insanların yaşamlarını kısıtlamıştır. Ancak unutulmamalıdır ki katılımcı ve yereldeki halkın sosyo-ekonomik koşullarını göz ardı etmeden atılacak adımlarla korunan alanların kaynak değerleriyle birlikte geleceğe taşınması mümkündür. Doğal ekosistemleri yalnızca ‘turistik’ bir gelir kalemi olarak görmek büyük bir hatadır. Bu alanlar ülkede yaşayan her yurttaşın ortak biçimde ve koruyarak yararlanabilmesi için ayrılan, adı üstünde milletin ortak değeri olan ‘milli parklarımız’dır” denildi.
‘VEKİLLERİN İŞİ OLANI YOK ETMEK DEĞİL YENİ DEĞERLER YARATMAKTIR’
Milli Parkların kaderini belirleyecek kararların, bu alanda bilimsel altyapısı olmayan milletvekillerinin iki dudağının arasına bırakılmayacak kadar önemli olduğu kaydedilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi: “Milletvekillerinin işi, binlerce yıldır bu coğrafyanın insanına yaşam kaynağı olan ortak değerleri ranta açacak girişimlerde bulunmak değil, ortaya yeni üretim araçları koyacak çalışmalar yapmaktır. Bölgedeki birçok tarım arazisi hatalı tarım politikaları yüzünden ekilemez duruma gelmiş, üreticiler toprağına küsmüştür. Bir zamanlar on binlerce keçi ve koyun üretimiyle kendine yeten bölgenin kırsal nüfusu adeta kentlerin ucuz ve niteliksiz işgücü haline dönüştürülmüştür. Kirletici tarım ve yıkıcı kentleşme için milli parkın alanını daraltmak uzun vadede bölge insanının kaybıyla sonuçlanacaktır. Isparta’nın milletvekillerinin görevi, kısa vadeli popülist yaklaşımlarla milletin ortak değerlerini seçim yatırımı olarak yok etmek değil, millete yeni değerler üreterek taş taş üstüne koymaktır.”
SELÇUKLU SULTANI YAZLIK SARAYINI BURAYA YAPTIRDI
1969 yılında 2316 hektarlık bir alanda milli park statüsü kazanan Kızıldağ, 1993 yılında Bakanlar Kurulu Kararıyla alanı genişletilerek 59 bin 600 hektara çıkarıldı. Kızıldağ Milli Parkı, dağ, orman ve göl ekosistemlerini barındırıyor. Mavi sedir ağaçlarının oluşturduğu ormanın yer aldığı Kızıldağ bölümünde kır gazinosu, bungolov evler ve günü birlik kullanım amaçlı tesisler bulunuyor. Türkiye’nin en derin mağaralarından biri olan Pınargözü Mağarası’nın bulunduğu alan da günübirlik rekreasyon amaçlı kullanılıyor. Vaşak ve saz kedisi gibi nesli yok olma tehdidi altındaki canlıların yaşadığı milli parkta, bozayı, kurt, tilki, ağaç sincabı ve sansar gibi türler bulunuyor. Göl kısmında kadife, sazan, kefal ve kerevit gibi türlerin yaşadığı milli parkta bugüne kadar yapılan çalışmalarda 195’i endemik, toplam 1200 bitki taksonu tespit edildi. 80 civarında tıbbi ve aromatik bitkiye ev sahipliği yapan milli park sınırlarında 35 mantar türü bulunuyor. 13. Yüzyılda Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad döneminde Beyşehir Gölü kıyısında inşa ettirilen imparatorluğun yazlık sarayı olarak kullanılan Kubadabad Sarayı’nı da Kızıldağ Milli Parkı sınırları içerisinde yer alıyor.
Önceki haberTürkiye’de Girişimci Olmak
Sonraki haberGöklerde yürüyenlerin mermer ocağı tepkisi!
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

twelve − three =