Milliyetçilik ve cenazeler…

Milliyetçilik ve cenazeler…

0
PAYLAŞ

Bu ülkede, milliyetçilik, çok bilinmez. Her dönemde başka milliyetçilik var. 6-7 Eylül Menderes dönemi! azınlıklara kanlı kıyım! Komünistlerin cezaevine doldurulması. Türk milliyetçiliği dönemsel ve parçalar olarak işlev görür!

Bazen aşırı dindar, bazen koyu Türkçü! Bazen cenazeye saldırır. Bazen ölü severler! Zaten ölü sevicilikte üzerine yoktur. Bazen de ölüye saygısızlıkta üzerine galeyana gelirler. Vatan birliğinden dem vursalar da, vatanı bölmek için ellerinden geleni artlarına bırakmazlar. Bazen de bu güruhlar ne yaptıklarını bilmezler! Ölüye tecavüzü de, o milliyetçiliklerinin bir gereği olarak dağa taşa yansır! Kandırıldık demeleri de sıradanlaşır.Talan vurgun oldu mu bütün değerleri bir tarafa bırakırlar soygundan pay almak için her kılıfa girerler. İşin doğrusu bunları ne olduğu, neyi savundukları, hiçbir zaman anlaşmaz.

Hepsi anasının gözü,her dönemin insancıkları olarak piyasada dolaşırlar. Bunlar, siyasal iktidarın ihtiyaçları doğrultusunda sağa sola kılıç çekerek, milliyetçilik yaparlar. Yallandıkları yere göre de o milliyetçilikleri değişir. Bunlar, kişiliksiz, kimliksiz güruh parçaları, kendini milliyetçi olarak lansa etmekten hiç utanmazlar. Bu vatan edebiyatı yaparak vatanı satmaktan asla da geri durmuyorlar. Ülkenin değerlerinden kişisel zenginliklerini için kullanırlar. Ülke zenginleşmesinden kendi ceplerinin dolmasını anlarlar.

Bu gavat sürüsü Askere gitmeyi hiç sevmezler ama asker ölüleri üzerinden çok güzel nemalanırlar. Ellerine bir bayrak geçirerek büyük milliyetçi olurlar. Herkese gözdağı vererek herkesi hizaya sokmaya çalışırlar. Kelle koparmada üzerlerine kimse yoktur! Ama yatakta oğlan kullanırken de suç üstü yakalanırlar. Yüzleri kızarmaz bunların. Daha önce bunlardan birisi çıkmış uçakta kan akacak narası basıyordu. Gerçekten kanda aktı. Ankara da büyük bir patlama gerçekleşti! Tarih: 10 Ekimdi. Kan ve insan parçaları orada hava da uçuştu.

Devlet, o kanı, faillerini bulamadığı gibi yaralıların hastaneye ulaşmasını engellemek için elinden geleni yaptı. Böylece en büyük katil olduğunu herkese gösterdi. O, kan diyenleri, besleyen, sokağa süren de kendileri olduğu hemen anlaşılır. Katilleri ta sınırdan beri takip edip de yakalamayan da yine kendileriydi. Dönemin Başbakanı suç işlemedikleri için müdahale yapılmadı diyecek kadar da o hukuk normlarına bağlıydı! Enver Gökçenin dediği gibi: Bu faşistler, “Tanrı dağı kadar Türk’tü, Hıra dağı kadar da Müslüman kanlı düşmandılar”!

İşte bu büyük Türkler, parlamento da çeşitli dönemlerde Millet Vekilliği yapan Aysel Tuğluğun Annesini cenazesinin gömülmesine izin vermediler. Devlet de, bu garip durumu seyir etti. Sessizce yöneticiler köşelerinde oturdular. İş işten geçtikten sonra da çıkıp bir kaç hamaset cümlesi ettiler. Bu, büyük Milliyetçiler hırsızlığa ses çıkarmazlar. Çocuk tecavüzüne ses çıkarmazlar. Kadın öldürmelerine ses çıkarmazlar. Ülkenin peşkeş çekilmesine ses çıkarmazlar. Fabrikaları, toprakları, limanları yabancı tekellere satılmasına ses çıkarmazlar.

Haklarının gasp edilmesine ses çıkarmazlar. Ama… İnsanların doğal kimliğine karşı kılıç kalkan yürürler, en alçakça suçlamalarda bulunanlar, insanların cenazesinin gömülmesine karşı çıkaranlar Vay tüküreyim sizin o milliyetçiliğinize! siz insan bile olamamışınız daha nasıl milliyetçi olacaksınız? İnsan kimliğine ulaşamamışlardan milliyetçi mi olur? Sağa sola caka satan bu alçak sürüsü hayatlarında hiç bir olumlu değer yarattılar mı acaba? Hiç sanmıyorum. Bunlar,hep saldırgan, hep alçak olmaya devam ediyorlar Bu topraklardaki insanları çeşitli ırklara, mezheplere, dinlere bölerek bu ülkenin birliği de korunamaz. Ölüye saygısı olmayanın diriye sevgisi de olma. Buradan şunu diyebilirim: Milliyetçi olacağınıza öncelikle insan olmayı öğrenin… Bu ülkeyi sevmek, bu ülkenin insanlarını sevmekten geçer. Onları çeşitli kimliklere bölerek aşaladığınızda, hor gördüğünüzde bu ülkeyi de sevemezsiniz. Ülke insanını sevmeyenlerin ülkeyi sevmesi de zaten imkansız olur.

 

BİR CEVAP BIRAK