Mülteciler ve Dünya Sosyal Hizmet Günü

Komşularımızla “sıfır sorun” dan, komşularımızın tümüyle, “sorunlar” becerisine ulaşan, bir dış politikanın sonucu, 2014 de bütün ağırlığı ile bu sorun artarak gelişiyor.

Güney doğu da sınırın delik deşik olması, artan kamplarda yaşayan Suriyeli mülteciler. Ve sağlıksız koşullarda, hızla artan çocuk sayısı. Kentlerde, gece yarılarına kadar, aç ve kötü durumda dilenen insanlar. Sayıları resmen belirtilmese de, BİR MİLYONU AŞAN SURİYELİ MÜLTECİ gerçeği ile karşı karşıyayız.

Hükümetimizin yaklaşımı, “misafir” tanımı. Ancak hızla bir ötekileştirme gerçeği de, halk arasında yaygınlaşma aşamasında. Çadır kentlerde sağlıksız koşullarda yaşayan binlerce, kadın,erkek. Çocuk ve yaşlılar. Aş ocaklarının yemek dağıtımı ve bazı yardımlarla yüzbinleri, nasıl yıllarca aynı yerde tutabilirsiniz. Geleceğe yönelik bir planlama ve politika geliştirme yok. “Esad’ı devirme”, ya da sınırda ki “TIR’ların giderken durdurulması ve içinde ne olduğu”, bu insanlara, “T.C kimliği verilerek, seçimlerde oy kullanacaklar mı” tartışması, bu insanların sorunlar yumağının görmezlikden gelinip, bir yana bırakılmasının, somut bir göstergesi.

Yaşadığımız bu olguya toplum olarak, yabancı kalmayı sürdürürsek ve bu gün Hükümetin uygulamalarına da seyirci kalır, eleştirilmesini ve politika belirlenmesini sağlayamazsak, yurt içinde ve dışında bir çok sorunlar yumağı ile karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır.

Yeni “GETTO”lar mı oluşturuluyor. İnsan hakları ne durumda. Dinsel ve etnik kökenlerin ayrı olmasına karşın, yıllardır dinlerin buluştuğu BARIŞ kenti olarak, insanların yaşadığı “HATAY”, bu gün ne durumda, neler tartışılıyor. Bu gerçeklikleri konuşmayan, görmezlikden gelen bir yaklaşım. sorunu daha da büyütüyor. Gerçekten, NEREYE GİDİYORUZ ?

Bir Üniversitenin ve meslek insanlarının, mütevazi bir girişimi ile ilgili bazı sivil toplum kuruluşlarının temsicilerinin de katılımıyla, sorunlar sergilenip, tartışılıyor ve çözüm önerileri geliştiriliyor.

Ankara’da, Başkent Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Sosyal Hizmet Bölümü, bir ilk’e
imza atarak, 2014 Dünya Sosyal Hizmet Günü Çalıştay’ını organize ediyor. Böylece, günü karşılamaya hazırlanırken, “Türkiye’de Sığınmacı Ve Mülteciler Sorunu ve Sosyal Hizmet” konusun da, 14 martta sorunlar masaya yatırılıyor.

Görmezlikden gelinen, ya da sınırlı değerlendirmelerle, bütünün önemi gözden kaçırılırken, sorun gerçekçi bir yaklaşımla, açıklıkla tartışmaya açılıyor. Gün boyu süren toplantı, bir gereksinimin sonucu ve çözüm arayışlarını da belgeliyor.

Mülteci ve sığınmacılar şüphesiz sadece Suriyeli’ler değil. Yıllardır değişik ölçeklerde ve hatta asırlardır tüm dünya da bu sorunlar var. Bizde de var. Geçtiğimi günlerde, bir gazete tam sayfasını ayırarak, “İstanbul’un siyah gettosu” manşeti ile, ülkelerinden iç savaşdan kaçan, güvenli diye Türkiye’ye gelen Afrikalı mültecilerin, yaşadıkları sorunları sergiliyordu. (Karşı Gazetesi. 6 Mart 2014.) Bir dönem Afganistan’dan gelenler vardı. Halepçe katiamından kaçanlar var. Kuzeyden başta Gürcistandan olmak üzere gelenler. Trakya ya Balkanlardan yıllardır gelenler de var. Ancak son yıllarda ki, Suriye’den gelenler, sayıları 1 MİLYON’u aşınca, konunun önemi ve özelliği daha da artıyor.

Sosyal Hizmet Uzmanı Dr.Neşe ŞAHİN, “Türiye’de Sığınmacı ve Mültecilik Soununa Yönelik Sosyal Hizmet” konusunda yaptığı sunum sonrası konu, katılan sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin görüşleri, bu toplantı da sergilenip, tartışıldı. Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Başkan ve illerden gelen temsicileri, bu alanda çalışan sosyal hizmet uzmanları yaşadıklarını aktardılar. Eksiklikleri ve aksamaları belirtip, önerilerini ve çözüm arayışlarını, diğer sivil toplum kuruluşlarının, alandan gelen temsilcileri ile birlikte belirttiler.

Konuya çalışma yaşamı açısından yaklaştığımızda, beş önemli sorunun altı çizilmeğe çalışıldı.

1. Bu insanlar, kayıt dışı olarak çalıştırılıyorlar. Çalışma izinleri bulunmuyor. Sigorta ve vergi gibi yasal yükümlülükler ve güvence konusun da, yok sayılıyorlar. Çalışma saatleri, dinlenme ve tatilleri, izinleri, yasalara uygun olarak gerçekleşmiyor.
2. Ucuz emek olarak görülüp, alabildiğine sömürülüyorlar, hatta “boğaz tokluğuna” çalışmadan bile bahsedilebiliyor.
3. Kötü çalışma koşullarında, sağlık ve güvenlik bakımından son derece riskli işlerde, bilgilendirme ve eğitim olmadan çalıştırılıyorlar. İş kazaları sonucu ölümlerle bile karşılaşılıyor.
4. Bu durum işveenler açısından da, işçiler açısından da, “olumsuz rekabet” yaratıyor. Bu da tepkileri çekiyor. Bu çalışma şeklinden, kayıtlı işvereler,işyerinde çalışan diğer işçiler ve işsizler de yakınıyorlar.
5. Yakın bir süeçde, yaşadıkları çevrede hırsızlıkların artması, fuhuş sektörünün oluşumu ve de çatışma kültürünün ve eylemlerinin gelişmesi kaçınılmaz olarak görülüyor. Bunların işaretleri de gözükmeğe başladı.

Türkiye’de ki, “Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği”nin de üyesi bulunduğu, 100’e yakın Derneğin üyesi bulunduğu ve 750 bini aşan üyesi olan Federasyon, her yıl mart ayının üçüncü haftasında bu günü, “Dünya Sosyal Hizmet Günü” olarak belirleme kararı alıyor ve uygulama böyle başlıyor. Bu güne gelirken de, günün anlamına uygun olarak, bu sorunu gündeme getiren Başkent Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü, bu Çalıştay’ı organize ediyor.

Sosyal Hizmetler Akademisi sonra Hacettepe Üniversitesi Sosyal Çalışma Bölümü, sonra bu iki eğitim kurumunun, Hacettepe bünyesi içinde bileşmesi, ilk özel eğitim kurumu olarak da, 10 yıl önce Başkent Üniversitesi’n de “Soyal Hizmet Bölümü”nün açılması ile eğitim kurumlarında gelişme olmuştur. Ancak son yıllarda hızla artan ve 50 civarında ki üniversitelerde açılan bölümlerin bazılarında, hiç sosyal hizmet eğitimi görmemiş öğretim üyelerinin olduğu gerçeğini de gözardı etmememiz gerekmektedir.

Sosyal Hizmet eğitimi alan ve bu mesleğe gönül veren, “SOSYAL HİZMET” ve “SOSYAL ÇALIŞMA” mezunları, Üniversitelerin bu bölümleri, sorunlara yönelik hizmet eğitimi ve saha çalışmalarını bir an önce etkin olarak geliştirme yükümlülüğü ile karşı karşıyadırlar. Bu açıdan, alanda çalışanlara büyük görevler düşmektedr. Onların gözlem, deneyim ve çalışmaları, eğitime de önemli katkılar sağlayacaktır.

Bu süreçte, meslektaşlarımızın sorumluluk bilinci içinde, yeni politikalar üreterek alana ışık tutmaları gerekmektedir. Kavramlardan, tanımlardan, ünvanlardan öte, somut alana yönelik, geliştirilecek çözüm önerileri ve politika belirlemelerini umarız. Bu girişimleri,
Hükümetin de iyi niyetli olarak değerlendireceği beklentimizde haklı çıkarız. Sorunun büyüklüğü ve yapılanlar ilgili açıklık sağlanır, hatalar düzeltilir ve işbirliği gerçekleşir. Gelen sorun, çok ama çok büyük ve her geçen gün genişleyerek artıyor.

Bu gün ile ilgili, son bir açıklama ile yazımızı noktalayalım. Bu gün ayrıca, Çanakkale’de şehit düşenleri anıyoruz. Tüm ülkelerin bu topraklar altında yatan askerleri, ışıklar içinde olsunlar. Bu arada mezun olduğum Balıkesir Lisesi’nden de, Çanakkale’ye katılıp, şehit düşen abilerimiz ile ilgili, Mezunlar Derneği’nin Balıkesir’de ki anlamlı anma programını da belirtmeden geçmek istemedim.

Geçmişine sahip çıkamayanlar, onu yanlış youmlayanlar, ne günü yaşayabilir ne de geleceği kurabilirler.

______________________

Ankara. 18 Mart 2014. Salı. ismail.bayer1@yahoo.com
.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 + nineteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.