Mohaç

PAYLAŞ

Ne hatırlatıyor bu isim bize ?
Bir meydan muharebesi.
Geçenlerde önünden geçtiğim bir ilkokulun adıydı bu.
Bilmem kaç yüzyıl evvel ” kazandığımız ” bir meydan muhaberesini
hala hatırlama ve onunla övünme ihtiyacı, neden?
Planlayarak ve sistematik olarak, en seri şekilde en çok adamı öldürmekle övünmek.
Bu değil mi savaş?
Biz daha iyi öldürürüz.
300 yıl önce, nasıl da öldürmüştük sizi ama?

Kim etmiş bu lakırdıyı bilmem ama devlette süreklilik esastır diye bir laf var.
Bizim devlette süreklilik algılayışımız sanki bu.
33 günahsız kürt köylüsünü kurşuna dizen generalin adı hala olay mahallindeki
bir kışlanın adı değil mi ? Süreklilik dedikleri bu inat olmalı. Yerinden bir milim dahi
kımıldamak istemeyen resmi ideolojinin inadı.

12 Eylül öncesinin en zihin zehirleyen söylemlerinden birisi ” birlik ve beraberliğimize
kasteden iç ve dış mihraklar ” diye başlardı. Siyah beyaz devlet TRT’sinde her gün, her haber saatinde ve yıllarca bu kalıpla konuştular. 12 Eylül’ün toplumda yarattığı tahribata dönüp baktığımızda üzerinde pek az durulan ama uzun vadede en dehşet verici tahribatın bu türden zihin zehirlenmeleri olduğunu kabul etmek gerek.

Alttan alta, ’’birlik ve beraberliğin iyi bir şey olduğu’’ şeklindeki anlamsız fikri tekrar tekrar ve herkesin ağzında duya duya öylesine içselleştirmişiz ki, her karşımıza çıktığında, tartışmasız bir doğru olarak kabul eder olmuşuz. Eh bir de üstüne emperyalizmin böl ve yönet taktiği ile işleri götürdüğüne dair bir klasik kondurdunuz mu, mesele bitmiştir. Akan sular durmuştur artık.
Emperyalizmin oyunlarına evet diyecek halimiz yok ya.

Türkün türkü kandırması dışında hiçbir pratik yararı olmayan bu saçma söylem,
bir gün unutulup gidecek elbet ve o unutulup gittiğinde ise derin devlet ideolojisinin
bu aşşağılık kompleksine bulanmış temcit pilavından cümleten kurtulmuş olacağız.

Burada rahatsız edici olan, bu durumun bu ülkede yaşayan herkese bulaşmış olma halidir.
Ah şu sol bir birleşse masalı ile on yıllarını harcamıştır bu toplum. Kürtler için,
Aleviler için ve aklınıza gelen herkes için durum aynıdır aslında. Kimse çıkıpta birleşse ne olacak, bu neyi çözecek diye sormaz. Birlikten kuvvet doğar bu kafaya göre ve ne
gariptirki 3’er çocuk yapıp çoğalmanın bizi güçlü kılacağı önermesine de fena halde kızanlar yine aynı insanlardır.

Aslında bu zihin zehirlenmesinin nedeni yıllar yılı süren pis ve kirli bir savaşın
devlet mekanizmasınca içselleştirilmiş olmasıdır. Yoksa sivil kafanın üreteceği şeyler değildir bunlar. Polis kafası, istihbaratçı kafası üretir bunu. En üst düzeyde güvenlik toplantılarında devletin anlı şanlı ” akil adamlarına ” ülkemizdeki misyonerlik faaliyetlerini hala bir tehlike olarak rapor eden de bu kafadır. Bu anlı şanlı akil adamlarımızdan hiç birisi de, artık hem Avrupa’da hem de dünyanın büyük bir bölümünde meczup gözüyle bakılan bu misyonerlerin bedava incil dağıtmasıyla bu devlet yıkılacaksa, bırakın yıkılsın demez, diyemez.
Bu yüzden de misyoner cinayetleri işlenir, rahipler vurulur bu ülkede.

Oysa misyonerliği, vahşileri hıristiyanlaştırıp, medenileştirmek gibi ” insani amaçlarla ” kullanıma sokan batı, bu işleri bırakalı yüzyıllar olmuştur, ne gam?

Burada hala 200 sene evvelki metodlar kullanımdadır ve geçerlidir.
Ve bu yüzden, o ilkokulun adı hala Mohaçtır.

CEVAP VER