Mollalar kırmızı urbalılara karşı

Mollalar kırmızı urbalılara karşı

0
PAYLAŞ


iyot gibi açığa çıkaran numunelik ve derslik bir konu olarak işlenebilir…


Bir tarafta, bu krizden faydalanarak,  dünya kamuoyuna karşı İran’ın ve de müslümanlığın imajını hesapta düzeltme fırsatını değerlendiren zihniyet, diğer tarafta alacaklı, sinek siklet bir mağrurlukla, aczini zafer görüntüsüne çevirmeyi bilen kalıtsal kaşar bir davranış modeli…


Bir tarafta, doğunun kendi kendisine verdiği en ağır zararların sebebi olan tipik boş duygusallığın kılığına büründürülmüş mecburiyetin, sanki bir lütufmuş gibi sunularak esirlerin serbest bırakılışının, İngiliz halkına bir armağan olarak gösterilmesi gibi, bir suçluluk ve bir eziklik gocunmasını ortaya çıkaran davranış biçimi… Ki hesapta, İngiliz kamuoyunun vicdanına oynayacaklar ve bölecekler…  Diğer tarafta, yan cebine taviz alıp, bunu ticari ve itibari kazanca zaferleyen sapına kadar maddeci garp kurnazlığı… Ki esir askerler bile promasyonla esaret hatıralarını sattılar 250 bin Pound’a… Hadi bir İran’lı, bir Arap ya da bir Türk asker bunu yapsın sıkıysa… Japon bile yapamaz…


Bir tarafta, tüm dini, siyasi, idari organizasyonu namus kompleksinin müzmin nadastaki tarlasına gömülmüş dar açılar, ters yansımalı prizmalar, diğer yanda, dar açıları kullanıp, bölüp, yönetme genetiğini güncel koşullara uyarlarken, ABD’nin dümen suyuna girdiğini kamufle etme kaygısındaki , göbekten bağımlı, dört köşe görünümündeki yuvarlak krallıktan beslenen karizmalar !


Bir tarafta, molla monarşisinin katı kuralcı, cezacı islam modeli,  diğer yanda , orta çağda fişeklenen Avrupa monarşisinin en köklü isevi nobeli… Bir yanda, Persle karışık sığ bir ders kompleksi fışkırtması, diğer yanda taç görünümünde haç complexi kışkırtması…


Bir yanda başkaldıran görünümünde, güce karşı naylon kalkan, diğer yanda esas gücün dümen suyunda kıçı kalkan…


Bir yanda kaşınan, öte yanda yine kaşınan… Bir taraftan, burnumuzun dibinde kaçınılmaz olarak açılacak olan üçüncü cephe, diğer taraftan ekonomik çıkmazın dibinde saldırganlaşan sırça batı ittifakından ibaret ağır tüy siklet sünepe…


Bir yanda, dar akılları cennete kargolayan, kutsal ! intihar saldırıları, diğer yanda refah fazlasından intiharlar ve refah kadroları… Bir yanda tarikat sisteminin dişli çarkları, diğer yanda sapkın batı tarikatlarının insanlık dışı farkları… Bir yanda bizzat yöneticileri gazcı ve tetikçi bir garip ülke, diğer yanda Danimarka gibi kutuplaşma tetikçisi taşeronlar kullanan ağır garp abileri… Bir yanda islam adına durumdan vazife çıkaran işgüzarlar, diğer yanda hristiyan klübünü kendi güç kaynağına tahvil etmiş silindir gibi ezen, dünyadan alacaklı dozerler…


Dünya sahnelerinde, galası yapılmış, aktörleri belli, sahneye konmuş ve kapalı gişe oynayan bir oyun… Buz gibi bir kutuplaşma… Kutupların tamamen erimesiyle dahi buzlarını çözemeyecek ve eriyemeyecek… 50 sene daha oynanır bu oyun sıcak ve soğuk harplerle… Sonra zaten küre ısınıp buharlaşmış olacak… Sen sağ ben selamet…


Ve Türkiye, bunca kutuplaşmanın tam göbeğinde oryantal göbek dansı yapmakta… Ustalarıyla !!!

BİR CEVAP BIRAK