Mor çiçekli safran o köyün umudu oldu

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Bir zamanlar tonlarcasını üretiğimiz safranda bugün 20 kiloya düştük. Altın değerindeki bitkide üretimin yeniden canlandırılması çabaları Isparta’nın Eğirdir ilçesine bağlı Sorkuncak köyünde olumlu sonuçlandı, mor çiçekler köylüye umut oldu…
 
Benzersiz kokusu ve etkili rengiyle dünyanın en sevilen baharatlarından biri olan safran, altın değerinde bir bitki. Safranbolu’ya adını veren soğanlı bir güz çiçeği olan bitki, bir zamanlar Baharat Yolunu kat ederek doğunun gizemli ürünlerini batıya taşıyan kervanların en değerli yükünü oluşturuyordu. Dünyada en çok İran, Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerde yetiştirilen safran geçmişte Anadolu’nun en önemli ihraç ürünlerinden biriydi. Zamanla Safranbolu’da dar bir alana sıkışıp kalarak yok olma noktasına gelen bu değerli bitki son yıllarda yapılan çalışmalar sayesinde yeniden üretilmeye başlandı. Isparta’nın Eğirdir ilçesine bağlı Sorkuncak köylüleri geçtiğimiz yıl deneme üretimine başladıkları safrandan olumlu sonuçlar alınca güz yağmurlarıyla yüzünü gösteren mor çiçekler köylünün umudu oldu.
 
Eğirdir ilçesine bağlı Sorkuncak köyünde geçtiğimiz yıl safran üretimine başlandı. Eğirdir Gölü’ne bakan yamaçlardaki tarlalarda deneme ekimi yapılan safran soğanları, güz yağmurlarıyla birlikte yüzleri güldüren sonuçlar vermeye başladı. Mor çiçekleriyle üreticinin umudu olan ve önümüzdeki günlerde ilk hasadı yapılması beklenen safran, Isparta’da gül, lavanta ve zambaktan sonra önemli bir bitkisel ürün olmaya aday.
 
GİRİŞİMİN ÖNCÜSÜ KAYMAKAM: ‘ÇİÇEK AÇTIĞINI GÖRMEK MUTLULUK VERİCİ’
Eğirdir Kaymakamlığı’nın öncülüğünde yapılan girişimlerin ardından Safranbolu’dan getirilerek Sorkuncak köyünde üretimi yapılan safranın öncelikle bu köyde yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Eğirdir Kaymakamı Abdullah Akdaş, safran bitkisinin sanılanın aksine zahmetsiz yetiştirilen ve ekonomik getirisi yüksek bir ürün olduğunu belirterek, “Yaklaşık bir sene önce başladığımız çalışmaların sonuna gelmek üzereyiz. Safranbolu’dan getirdiğimiz tohumların çiçek açtığını görmek mutluluk verici” dedi.
İLK HASADIN ARDINDAN YENİ TARLALAR AÇILACAK
Baharat olarak birçok sektörde alıcısı olan safranın, kanser tedavisinde de kullanıldığına işaret eden Kaymakam Akdaş, kendi ağırlığının 100 bin katı boyama özelliği bulunan bitkinin kimya başta olmak üzere çeşitli sektörlerde kullanıldığını belirterek, “Bugün görüyoruz ki safran, Eğirdir iklim ve toprak yapısına uygun bir bitki. Kardeşleme dediğimiz soğan çoğalması ortalama 3 ile 5 iken biz burada 7-8 kardeşleme sayısına ulaşarak bir sezonda diktiğimiz soğanın iki katı sonuç aldık. İnşallah yakın zamanda hasat yapıldıktan sonra yeni safran tarlaları açılması için çalışmalar yapacağız. İlçe ekonomisi için önemli bir sayfa açarak yeni bir alternatif tarım ürününün Eğirdir’e kazandırılacağını ümit ediyorum” diye konuştu.
ALTIN DEĞERİNDEKİ SAFRANIN KİLOSU 20 İLE 50 BİN LİRA ARASINDA
Gıda sektöründen sağlık, kozmetik, boya ve ilaç endüstrisine kadar birçok alanda kullanılan safrandan dekarda yaklaşık 850 gr ile 1250 gr arasında hasat elde edilebiliyor. Dünyanın en pahalı baharatı olarak bilinen safran, piyasa şartlarına göre kilosu 20 bin ile 50 bin TL arasında satılıyor.
KUMAŞTAN TATLIYA, İLAÇTAN DOKUMAYA YAYGIN KULLANILIYOR
Süsengiller ailesine mensup, bilimsel adı (Crocus sativus L.) olan safran türünün çiçeğinin ortasında bulunan stigmanın (tepeciğin) kurutulmasıyla elde edilen baharat, oldukça etkili bileşenlere sahip. Türk mutfağının klasik tatlılarından olan ve zenginlik göstergesi sayılan zerde, pirinç ve safranla yapılıyordu. Uyarıcı ve yatıştırıcı etkisinin yanında dokumacılıkta kökboyası olarak da kullanılan safran, turuncu ipliklerden dokunan halı, kilim ve kumaşlara da rengini vermiş. Safranla üretilen Türk lokumlarının ünü tüm dünyaya yayılmış. Anadolu’da binlerce yıldır kullanılan bir bitki olan safran, geçmişte Safranbolu dışında Tokat, Adana, İzmir, İstanbul ve Urfa’da yetiştirildiği belirtiliyor.
BİR ZAMANLAR İNGİLTERE’YE 9 TON SAFRAN İHRAÇ EDİLİYORDU
Usta tarihçi Halil İnalcık’ın editörlüğünde hazırlanan ‘Osmanlı Araştırmaları’ projesinin 2005 yılında yayınlanan 26. Bölümü safran bitkisine ayrılmıştı. Proje kapsamında Ömür Ceylan imzasıyla yayınlanan ‘Taşranın Altın Çiçeği Safran’ başlıklı araştırmada, 16 ve 18. yüzyıllarda Safranbolu’nun kırk civarındaki köyünde üretilen safranın, Bizans döneminde ise İzmir’de yetiştirildiği belirtiliyor. Yalnızca 1858 yılında İngiltere’ye satılan safran miktarının 9705 kilogram olduğu kaydedilen araştırmada, 1913 yılında üretimin 500 kilograma düştüğü bilgisi verilirken, Türkiye’nin günümüzdeki yıllık safran tüketiminin ise bir ton civarında olduğu vurgulanıyor.
TÜRKİYE’DE YILDA 1000 KİLO SAFRAN TÜKETİLİYOR, ÜRETİM İSE 20 KİLO
Bugün Safranbolu’da yalnızca iki köyde üretimi sürdürülen safrandan yalnızca 20-25 kilo civarında hasat elde edilebiliyor. Bu da Türkiye’nin ihtiyacını karşılamaktan çok uzak. Bavul ticareti ya da çeşitli yollarla ülkeye sokulan kalitesiz safranın yanında, bu ürünü pazarlama konusunda rakipsiz olan İspanya’dan gelen ambalajlı safranlar küçük kutularda yaklaşık 50 dolardan satılıyor. Türkiye’nin birçok bölgesinde yetişebilme potansiyeli bulunan altın değerindeki safran, Hititler’den Roma’ya, Selçuklu’dan Osmanlı’ya Anadolu’nun köklü kültür bitkilerinden biri olarak yeniden eski günlerine kavuşmayı bekliyor.
2139890cookie-checkMor çiçekli safran o köyün umudu oldu
Önceki haberİlk kez ev alımında damga pulu vergisi kalktı
Sonraki haberAkıncı olası çözümde kırmızı çizgiyi açıkladı
YUSUF YAVUZ
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.