MİT ve BÇG raporları yaktı

PAYLAŞ

Eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz’ün, 28 Şubat soruşturması kapsamında tutuklanmasında, 28 Şubat dönemi ve sonrasındaki akademik ünvan verilmemesi işlemlerinin etkili olduğu ortaya çıktı. 28 Şubat sürecinde YÖK bünyesindeki Üniversitelerarası Kurul’da dosyaları görüşülen, ancak irticai faaliyetlerde bulundukları gerekçesiyle akademik unvan verilmeyen akademisyenlerin şikayeti, Gürüz ve ekibinin tutuklanmasına yol açtı.

Milliyet’in aldığı bilgiye göre, 28 Şubat soruşturmasını yürüten özel yetkili savcı Mustafa Bilgili’nin talebi doğrultusunda tutuklanan eski YÖK Başkanı Prof. Gürüz ve ekibi hakkında çok sayıda akademisyenin şikayetçi olduğu ortaya çıktı. 28 döneminde doçentlik ünvanı almak için dosya hazırlayıp YÖK’e başvuran bir akademisyenin şikayetiyle savcı Murat Demir tarafından başlatılan soruşturma yeni boyutlara ulaştı. Akademisyenin, “akademik unvan alamama” konusunda yaptığı şikâyet sonrasında harekete geçen savcılık Ankara Emniyeti Asayiş Şubesi’ne verdiği talimat sonrasında YÖK’te arama yaptırdı.

Kozmik odadan çıktı

Yapılan aramalarda, “kozmik oda” olarak tanımlanan ve üniversitelerde görev yapan akademisyenlere, belli şartların oluşmasıyla akademik ünvan veren Üniversitelerarası Kurul’un 28 Şubat dönemindeki çalışmalarına ait çok sayıda delil elde edildi.

Bu süreçte Asayiş Şubesi’ne başvuran 15 akademisyen kendilerine hak ettikleri halde akademik ünvan verilmediği gerekçesiyle Gürüz ve ekibinden şikâyetçi oldu. Polisin yaptığı aramalarda el konulan doçentlik başvuru dosyalarında, başvuruyu yapan yardımcı doçentlerin hakkında MİT’ten ve Batı Çalışma Grubu’ndan (BÇG) gelen resmi yazılara göre “şerh” konulduğu anlaşıldı. Olumsuz şerhlerin büyük bölümünde, “irticai faaliyette bulundukları” iddialarının yer aldığı tespit edildi.

Fişleme kayıtları

Aynı zamanda “fişleme” olarak tanımlanan kayıtların bulunmasının ardından savcılıkta yapılan değerlendirmeler sonucunda savcı Murat Demir ve Asayiş Şubesi’nce yürütülen soruşturmanın özel yetkili savcı Mustafa Bilgili’ye ve Terörle Mücadele Şubesi’ne devredilmesi kararı alındı. Dosyayı alan özel yetkili savcı Bilgili, yaptığı araştırmalar sonucunda 28 Şubat’ın sivil bölümüne operasyon yapılması kararını aldı. Bilgili’nin talebi doğrultusunda gerçekleştirilen gözaltılar sonrasında Gürüz tutuklandı.

Üniversitelerarası Kurul’un genel sekreteri ve yardımcısı ile Hukuk Müşaviri, YÖK tarafından açığa alındı. 3 aylık açık işleminin süresinin dolmasının ardından yeni bir 3 aylık daha süre alındığı öğrenildi. Soruşturmanın bir benzerinin Etik Kurul bünyesinde de devam ettiği öğrenildi.

Doçentlik jürileri sorguda

YÖK’te aynı gerekçe ve dönemle ilgili başlatılan idari soruşturma son aşamaya geldi. YÖK Denetleme Kurulu’nca yürütülen idari soruşturmada, 28 Şubat döneminde ve sonrasında gerçekleştirilen Üniversitelerarası Kurul toplantıları ve doçentlik jürilerinde görev alan yüzlerce profesörün ifadeleri alındı.

‘Vicdanınıza sığınıyorum’

28 Şubat soruşturmasında tutuklanan ilk sivil olan eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz, ifadesinde, Batı Çalışma Grubu (BÇG) teşkilatından haberi olmadığını belirterek, “40 yıla yakın Türk milletine hizmet ettim. Türk devletinin kanunları dışında hiçbir şey tanımıyorum. Kanunlara o kadar sadık kaldım ki, hakkım olan birçok şeyden feragat ettim. Yemedim, yedirmedim. Türk milletinin hakları, hukuk ve egemenlik dışında hiçbir kural tanımadım. Sırf Demokrat Partili bir ailenin çocuğu olduğum için birçok şeyden geçmişte mahrum kaldım. Savcının bana yönelttiği isnatlar karşısında şaşırdım” dedi. İfadesinde, “Vicdanınıza sığınıyorum” diyen Gürüz tutuklanarak, Sincan F Tipi Cezaevi’ne gönderilmişti.

Akdeniz’de Mavi turdayken yurda dönerek, Ankara Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin’e ifade veren Gürüz, sevkedildikten sonra tutuklandığı Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verdiği bir sayfalık ifadesinde, şunları söyledi:

BÇG’den haberim yok

“Sayın yargıç. 65 yaşındaşım. 40 yıla yakın Türk milletine ve Türk devletine hizmet ettim. Hayatım boyunca Türk devletinin kanunları dışında hiçbir şey tanımadım. Kanunlara o kadar sadık kaldım ki, YÖK’te hakkım olan birçok şeyden feragat ettim. Yemedim, yedirmedim. Türk milletinin hakkı, hukuku ve egemenliği dışında hiçbir kural tanımadım. Batı Çalışma Grubu adı altında kurulan bu teşkilattan haberim yoktur. Namusumla Türk kanunlarına uygun olarak YÖK Başkanlığı’nı geçmişte yerine getirdim. Cumhuriyet savcısının bana yönelttiği isnatlar karşısında şaşırdım. Ben o dönem YÖK başkanıydım. Genelkurmay Başkanlığı’nın yasalar çerçevesinde kurula gönderdiği bir üye vardır. Ben hiçbir isnadı hatırlamıyorum. Söz konusu üyenin bana gelerek bir şey söylediğini hiç hatırlamıyorum. Benim isnatlardan haberim yoktur.

Hesap vermeye geldim

El yazısıyla yazılmış, ne olduğu belli olmayan şeyler vardır dosyada. Ben bu olay gündeme geldiğinde yurtdışındaydım ve uyumadan, koşa koşa Türk hukukuna hesap vermek için geldim. Yaklaşık 3-4 senedir bu söylentiler vardır. Ben sabit ikametgâh sahibiyim. Evim buradadır. Hatta evim de arandı (Ergenekon soruşturması kapsamında). Yaklaşık 15 yıl önce YÖK Başkanlığı’ndan emekli oldum. Emekli olduktan sonra hiç YÖK’e gitmedim. Benim yerim yurdum bellidir. 3 yıl önce evim de aranmıştır. İlk defa bir yargıç karşısına çıkıyorum. İlk defa bu şekilde tutuklama istemiyle buraya geliyorum. Vicdanınıza sığınıyorum.” (TOLGA ŞARDAN / Milliyet)

CEVAP VER