Muavenet faciası ve toplumsal hafıza

Yaşanan bazı olaylar yaşandığı döneme göre iz bırakıyor. Son 3-4 yılda Türk halkı hem ekonomik hem psikolojik olarak ezim ezim ezildi. Buna tepki olarak ulusal sol ve milliyetçi sağ duygular yükseldi.


Irakın Kuzeyi’nde yaşanan çuval olayı geçen onca zamana rağmen halen tartışılıyor. Halbuki bir de Muavenet Fırkateyni Faciası var. Belgeselini de yaptığım olayı kısaca anlatayım kararı siz verin hangisi daha derin ve acı?


Yıl 1992 Ege’de “Display determination“ tatbikatı yapılıyor. Tatbikata Türk, Amerikan ve Hollanda gemileri katılıyor. Tatbikatın planlamasında gerçek silah kullanmak yok! 2 Ekimde tam gece yarısı, personel uykuda (!) iken…Amerikan Uçak Gemisi Saratoga attığı 2 Sea Sparrow Füzesiyle Fırkateynimizi vurdu. Birer saniye arayla atılan 2 füzenin biri komutanın bulunduğu kaptan köşküne,diğeri kurmay ekibin bulunduğu savaş harekat merkezine isabet etti.


Sonuç: 5 şehit 20 gazi, Muavenet Fırkateyni de hurda haline geldi… (Aslında hava hedefine karşı üretilen Sea Sparrow’un deniz hedefine atıldığı ilk olaydır.)


Faciadan sonra olanlar kısaca şöyle:


Saratoga’dan bir ekip gelip füze parçalarını almak istedi.. Bir assubayımız (Recep Kayacı) “delilleri yokedecekleri” kaygısıyla parçaları vermedi. 5 şehit 20 yaralıya, koca gemimizin hurdaya dönmesine rağmen tatbikat KESİLMEDİ! Hurda gemi Gölcüğe çekildi  tatbikat “hiç birşey olmamış gibi” devam etti.


İşte ilk sorgulanması gereken skandal bu dünyada eşi benzeri de yoktur. “NATO görevi” milli ruhun, şehit kanlarının bile üstündeydi!


Olayın belgeselini yaparken konuştuğum hiçbir gazi; örneğin olayda bir kolunu ve bir bacağını yitiren Üsteğmen İlter Özdil, ciğerlerinde hala füze parçası taşıyan Teğmen Uluç Kılıç ve diğer personel olayın asla “kaza olmadığını” söylediler. Sea Sparrow Füzeleri öyle omuzdan atılan bir tanksavar roketi gibi değil.


Bu başlı başına bir sistem. Bir kaç personelin, geminin radar ve bilgisayar sistemlerinin ortak hareketiyle atışa karar vereceği bir silah sistemi. O sırada gemiler dost sularda, ortada tehdit yok! Şüpheli bir gemi yaklaşsa dost-düşman tanıma araçları var gerçek hemen anlaşılır. Açıkcası; Muavenet durup dururken  “düşman” olarak seçildi ve vuruldu.


Olaydan sonra şehit ve gazi yakınları Amerika’ya tazminat davası açtı. Geminin 19 yaşındaki telsiz subayı şehit Serkan Aktepe’nin babası Ahmet Aktepe: “Bize Amerika’yı dava etmeyin diye yazı gönderdiler. Eşim oğlumuzun acısından kanser olup öldü, ona ilaç parası bile bulamadım”dedi.Gönderilen yazıya rağmen, Amerika’ya karşı dava açıldı, dava 4 sene sürdü.Gerisini davayı şehit ve gaziler adına açan takibeden Avukat Erkan Pekçe’den alalım: “Davanın iki senesi bu dava mağdurlarıyla Amerikan deniz Kuvvetleri arasındamıdır, yoksa iki hükumet arasındamıdır? Sorusuna yanıt  aramakla geçti.Sonuçta mahkeme olayın “politik bir sorun” olduğuna karar verdi. İşte bu nokta çok önemli.Çünkü saldırının kaza olmadığı “siyaseten yapılmış” bir saldırı olduğunun hukuki belgesi oluyor! Bundan sonra Coninin biri tatbikatta silahını temizlerken bir mehmetçiği vursa.Olay “political question” yani “siyasi mesele” denip kapatılacak.Çünkü ortada hukuki dayanak (içtihad) var!”


Olayı okudunuz düşünün, 5 şehit 20 gazili Muavenet mi çuval olayı mı daha acı?


Bu olayın detayları incelendiğinde ülkemiz hesabına tam bir yüz karasıdır. “Olayı kapatın, Amerika’yı dava etmeyin” diyenler, gazi ve şehit yakınlarını Amerika karşısında yapayalnız ortada bırakanların vicdanları rahat mı bilemem.


Hemen hemen ayni sıralarda bir Amerikan gemisi bir İran yolcu uçağını ayni füzeyle vurdu. İran uçağının ve yolcuların tazminatını söke söke aldı.Biz Muavenet’i sineye çektik!Hem de Amerika İran’la düşman bizimle müttefik iken!


Ben olayın belgeselini her izlediğimde içim yanıyor bu yazıyı da izledikten sonra yazdım.
Muavenet Belgeselini o sırada çalıştığım tv8 için yaptım.Televizyon belgeselimi bir kez yayınladı bir daha yayınlamadı.Dandik magazin programlarını on kez tekrar eden televizyonun bu tavrını hala çözemedim.Televizyonun bu davranışı ile ilgili olarak internette bazı iddialar çıktı ancak ne kadar doğru bilemiyorum.


Şimdi Muavenet Faciası’nı sokakta on kişiye sorsanız dokuzu hatırlamaz..


Kollektif hafızası olmayan, tepkisiz toplumlar layık oldukları kadar yaşar.


E-mail: tuncer.bahcivan@gmail.com  


 


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.