Muharrem efendi…

Muharrem efendi “ ön seçim “ demiş, komikliği bu sözde açıktır, Yalova’lıyım ben zira, vekalet burda vıcık vıcıktır…
Nefis apaçıktır, egonun dozajı kaçıktır, Meze, rendelenmiş cacıktır… cacığın sulusu cıvıktır, Yalova, antisosyal antidemokratlara gıcıktır…
Sen Yalova’da örgütü tepeden indirme yap, sonra kendi ilinde şansın kalmadığı görünce, egona kapıl, twitter’ın sanal dünyasında san kendini, feyzbok’tan feyz al, İstanbul’a sıçramaya kalk… Danışıklı dövüşçülerine anketler yaptırt, tıklat kendini zırt pırt, öne çık, bir de ahkam kes, ” ön seçim yapılırsa İstanbul’a adayım” de… Vay be… Peki Yalova’da bunca güçlüsün de, niye bu garip ilinde ön seçim lafın yok… Niye bunca muteber olduğun Yalova’dan kaçıyorsun? Terfi mi hakettin?İstanbul seni affetsin…
Niye burda köşebaşlarına kendi adamlarını yerleştirip arka bahçeni aklınca dizayn ediyorsun, peyzajlar yapıyorsun, tarlaları suni göbrelerinle gübreletiyorsun… Koyunlarını güdüyorsun, toprağı kuruttun katkılı uygulamalarınla…
Senin kalibrenle yönetilebilecek olup, çevrende pervane olmuş insanlar, olsa olsa n fazla senin gibi olurlar vekil… Bu da partinin ildeki kalitesini içerden kemirir… Arada semiren semirir… Bırak yönlendirmeyi de, parti kazansın. Elleşme de, herkes seni hala baba sansın… Sosyal demokrat ol, antisosyal antidemokrat değil…
Özel partin mi burası senin? İstanbul’a aday olurken Özel oğlu Özel’e danıştın mı? O kadar para veriyoruz cebimizden arpalık kadrolarına danış diye… Peki danıştın mı hiç? Danışsan senden liyakatli mi ki bilecek? Ve ne haddine sana akıl verecek? Güldürme beni, sana kim akıl verebilir sende bu ego oldukça? Seni seçenler saçını başını yoldukça… Sen iline bir şey veremezsin, anca en güzel yağcılarının çocuklarına mevki verirsin, devlet kasasından maaş verdirirsin. Müridinin 20 yaşında, İzmir’de talebe oğlunu Belediye’ye arpalık danışman olarak yamaman gibi… Ulufe dağıtıp, bütün menfaatperest ateş böceklerini de çekiyorsun etrafına… Sulandırma sorumluluğunu… Su, ateşini söndürür sonra…
Muharrem ayı aşure ayıdır. Muharrem ayında elde ne malzeme varsa kullanılır, ateşe konur ve karıştırılarak yedirilir, yiyen yer, yemeyen Recep ayına saklar… Aslında Muharrem ile Recep’in birbirinden pek farkı yoktur. İkisi de sadece kendi günlerinin güzel geçmesine bakarlar. Cemazielevvellerinde aynı yoksulluk edebiyatı vardır. Aynı yaptırımcı yöntemlerle çevrelerini yönetirler. Ne pahasına olursa olsun, hükümran ve dominant kalmak adına aynı metodları kullanırlar… İkisinin de ağzı çok laf yapar ama içleri boştur. Bunları dinlemek hoştur… Koştur Muharrem koştur… Yetişirsin idolüne…
Wikileaks fatihi Assange Londra’da Ekvador elçiliğinin balkonundan dedi ki, ” artık illimünatigiller iktidarları değil, muhalafetleri ele geçirmekteler, ki opsiyon kalmasın dünyayı yönetirken… Bunun için de içerden zayıf halkaları seçip ego yüklüyorlar üzerlerine… “
Halkıma soru önergesi veriyorum; Siz mevcut zihniyete bir memleket emanet ettiniz… Aynı kabı karşı taraftan sulandıran alternatifine de eder misiniz?
Temsil ettiği ilin örgüt başkanını atayıp, bu ortağının oğlunu kendine arpalık kadrosundan danışman eyleyen, her neyi danışacaksa, cebimizden maaş bağlatanlara,
Kayıtsız şartsız müridlerinin çocuklarına belediyelerde çakma işler sağlatanlara, buna mukabil kendisini yağlatanlara,
Çocuğunu orda işe sokalı beri, ilinin çevresini katleden doğa düşmanı fabrikaya tepki göstermeyip, doğan’ın yüreğini dağlatanlara…
Denizi bitirip, akıllarınca dereleri çağlatanlara, dereleri kurutup halkını ağlatanlara…
Siz bu memleketi emanet eder misiniz?
Biri yetmiyor mu size?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.