Mülteci çocuklara gözaltı kafesleri kriz yarattı

ABD’de, mülteci çocukların gözaltı merkezlerindeki kafeslerde ailelerinden alıkoyulması ülkedeki göçmen krizini yeni bir boyuta ulaştırdı.

ABD’de George W. Bush dönemine kadar uzanan ve giderek daha da büyüyen göçmen krizi mayıs ve haziran ayları içerisinde ABD ve dünya basınına ICE’nin (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza) gözaltı merkezlerindeki kafeslerde ailelerinden alıkoyulan çocukların resimlerinin yayılmasıyla ABD kamuoyunda ve siyaset çevrelerinde şiddetli bir tartışma başlattı. Kafese koyma politikası yalnızca Trump dönemine özgü değil. Obama döneminde de uygulanıyordu. Ancak ailelerinden alıkonulup çocukların yalnız başına gözaltı merkezlerinde kafeslere doldurulması olaya başka bir boyut kazandırdı.

TOPLUMSAL TEPKİ YÜKSELİYOR

ABD kamuoyunda ICE’nin ev baskınları ve çocukları ailelerinden ayırıp kafeslere koyması büyük tepkiye yol açtı. Tepkiler o kadar büyüdü ki ABD İç Güvenlik Bakanı Kirstjen Nielsen başkent Washington DC’de bir Meksika restoranında akşam yemeği yerken bir grubun “Yazıklar olsun!” sözlerine maruz kaldı. Geçtiğimiz hafta iş profillerinin yer aldığı sosyal medya sitesi Linkedin’den ICE’de çalışan memurların listesi çıkarılarak teşhir edilmeye başlandı. Haftalardır yapılan eylemlerde ve gösterilerde atılan sloganlarda ve sosyal medyada, ICE memurları Nazi faşizmi dönemindeki Gestapo’ya (gizli devlet polisi) benzetiliyor.

Boston Globe Gazetesinin Muhabiri Liz Goodwin, Twitter hesabında “Teksas McAllen Gözaltı Merkezi”ndeki bir resmi savunma görevlisinin ifadesine dayandırarak ICE memurlarının bazı göçmenlere, çocuklarının “Kısa bir süreliğine banyo yaptırılmak için götürülecekleri söylendiğini” iddia etti.

KORKUNÇ UYGULAMA NASIL BAŞLADI?

Göçmen çocuklarının ailelerinden ayırma politikası geçtiğimiz nisan ayında ABD Adalet Bakanlığı tarafından ilan edildi. 6 Nisan günü Bakanlığın internet sitesinden Bakan Jeff Sessions tarafından ilan edilen “sıfır tolerans” politikasına dair “Eğer çocuklarından ayrılmak istemiyorsan, onları yasa dışı bir şekilde sınırı geçmek için yanında getirme” denildi.

Ardından Başkan Trump’ın ABD’ye yasa dışı yollarla göç eden El Salvador kökenli MS-13 adlı çete üyelerini hedefe koyarak onlara “hayvanlar” demesi MS-13’e yapılan ve yapılacak operasyonların ABD’de göçmenlerin üzerinde sürdürülen baskı politikasının bir aracı haline getirileceği kaygısını arttırdı.

TIME, Trump’ın mülteci politikasını kapağına taşıdı

SOKAĞA NASIL YANSIDI?

Mayıs ayında bir avukatın, bir restoranda “Her yerde İspanyolca konuşuluyor” diyerek ICE yetkililerini çağırması ve ardından başka bir dükkanda bir sınır devriyesinin İspanyolca konuşan bir ABD vatandaşını sorguya çekmesi, son haftalarda gündemde öne çıkan gelişmeler oldu.

Mayıs ayı sonunda federal yetkililer, ailelerinden ayrılıp gözaltına alındıktan sonra koruyuculara teslim edilen çocukların 1475’inin izlerini kaybettiklerini ilan etti. Tartışmaların yoğunlaştığı son 6 haftada 1995 çocuk göçmen gözaltı merkezlerinde alıkonuldu.

Bu arada basına yansıyan fotoğrafların bir kısmı sıfır tolerans politikasının en açık haliyle hayata geçtiği Teksas McAllen Gözaltı Merkezinden. Çocuklar ince matlar üzerinde alüminyum folyodan yorganlar kullanarak yerde yatıyorlar.

ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı verilerine göre 11 bin 786 çocuk gözaltı merkezlerindeki kafeslerde yaşıyor.

TRUMP GERİ ADIM MI ATTI?

Geçtiğimiz çarşamba günü ABD Başkanı Donald Trump, kamuoyundan ve siyaset çevrelerinden gelen yoğun tepkiler üzerine çocukların ailelerinden ayrılmamasını öngören bir kararname imzalayarak “Güçlü sınırlarımızın olduğundan emin olurken aileleri bir arada tutuyoruz” dedi. Ancak Trump’ın imzaladığı kararname “sıfır tolerans” politikasını durdurmak, çocukların gözaltına alınmasının önüne geçmek yerine çocukların ebeveynleri ile beraber gözaltı merkezlerinde tutulmasını öngörüyor.

Kamuoyundan gelen tepkiler Adalet Bakanı Sessions’ın bile önceki demeçleriyle çelişkili açıklamalar yapmasına sebep oldu. Sessions perşembe günü CBN News’e verdiği bir röportajda aileleri ayırmaya “Hiçbir zaman gerçekten niyetlenmediğini” ileri sürdü. Ancak Sessions bu röportajından tam bir hafta önce İncil’deki bir pasaja atıfta bulunarak çocukları ailelerinden ayırmanın İncil’e uygun olduğunu iddia etmişti.

300 BİNDEN FAZLA GÖÇMEN GÖZALTINDA

PEW Araştırma Merkezi, Göç Politikası Enstitüsü, Amerikan Göç Reformu İçin Federasyon gibi araştırma kurumları veya göç sorunu üzerine çalışan kuruluşların 2014-2017 tarihli araştırmalarına göre, ABD’de “yasa dışı” ya da insan hakları savunucularının tercih ettiği biçimiyle “dokümansız” olarak yaşayan göçmenlerin sayısı tahmini olarak 11 ile 12.5 milyona arasında değişiyor. Bunun yarısından fazlası Meksika ve diğer Orta Amerikalı halklardan oluşuyor.

YILLARCA GÖZALTINDA KALIYORLAR

Küresel Gözaltı Projesi’nin verilerine göre 2017’de ABD 323 bin 591 gözaltı tespit edildi. Yine aynı verilere göre özellikle sınır eyaletleri olan Teksas 158 bin 52, Kaliforniya 6 bin 527 ve Arizona 3 bin 869 gözaltı nüfusu ile ilk üç sırayı tutuyor.

ABD’nin mevcut göç politikalarına karşı kurulan Göçmenlere Özgürlük Platformunun yayınladığı istatistiklere göre ise gözaltına alınanların yüzde 48’i 2 yıldan 4 yıla kadar gözaltı merkezlerinde alıkonuluyor.

MÜLTECİ HAYATI KURTARANA TEHDİT

İtalya makamlarının, Libya açıklarında 224 mülteci kurtaran Mission Lifeline örgütüne ait gemiye limanlarına gelmesi halinde el koyacağı ve personelini tutuklayacağı bildirildi.

İtalyan ANSA ajansının haberine göre, Alman sivil toplum kuruluşu Mission Lifeline, Libya açıklarında 224 göçmeni kurtardı. Kurtarma işleminin ardından güvenli bir liman için izin çağrısında bulunan kuruluşa, İtalya Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Matteo Salvini tepki gösterdi.

‘GELİRLERSE EL KOYARIZ’

Sputnik’in aktardığına göre kuruluşu, “Libya sularında kurallara ve uluslararası hukuka aykırı davranmakla” suçlayan İtalya, Mission Lifeline’ın “yetersiz teknik kapasitesine rağmen haddinden fazla göçmeni gemiye alarak hem onların hem de ekibin hayatını tehlike attığını” savundu.

Başbakan Yardımcısı Salvini, “Hollanda bayrağı taşıdığı için uzun yolu seçip bu ülkeye gitmesi gerektiğini” söylediği gemiye, İtalya’ya gelirse el koyacaklarını açıkladı.

Salvini, “İtalya’ya gelirlerse gemiye el koyacağız ve ekibini de yasa dışı göçe yardım etmekten yargılayacağız. İtalyan limanlarında hayalet gemiler istemiyorum” dedi.

Avrupa Birliği Nezdinde Hollanda Daimi Temsilciliğinin sosyal medyadaki Twitter hesabından konuya ilişkin yapılan açıklamada, Lifeline’ın Hollanda’da kayıtlı olmadığı ve bu gemiye herhangi bir talimat verilemeyeceği duyurulmuştu. (Ekim KILIÇ / New York – EVRENSEL DIŞ HABERLER)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

fourteen − eight =