Musa Taş: Pratik akıl insanı

Musa Taş: Pratik akıl insanı

0
PAYLAŞ
Musa Taş

ASKAR YILMAZ / LONDRA – İnsan denilen varlığın boyutları çok şaşırtıcı. Musa Taş Londra’ya yoğun bir şekilde gelişlerin olduğu bir zamanda geldi. Bu yüzden pek çok insan tanır, sever ve sayardı. Her kesimile birleşen, her topluluğa açılan gönlü vardı. Çünkü Musa çok yönlü bir insandı. Halkın günlük sorunlarına, sıkıntılarına ortak olan bir insandi. Bilgisi, görgüsü, pratik aklıyla, her çevrede yer edindi, Halk bilgesi bir kişilikdi. Halk bilgesi, herşeyi düşünen, bilen, uygulayan, danışılan, bilgi alınan özel insan değil mi?

Hayatın akışı içinde, ortaya çıkan şaşırtıcı durum karşısında şaşırmayan insandı. Bazı durumlarda çok bilgili olmak yetmez. Pratiği sökecek akıl gereklidir. Pratik akıl şaşırmaz. Çok şaşırtıcı anlarda, Musa’nın pratik akıl devreye girer, şaşkınlık ortadan kalkardı. Halk bilgeliğinin, kitabı, mektebi yoktur. Sadece halkın iyi bir parçası olmayı gerektirir.

O anlamda Musa bilge bir kişiydi. Onun lise diploması dışında bir eğitimi olmadı. Olamadı. Bilinen koşullar, onun daha fazla eğitim yapmasının önüne geçti. Koşullu ortam içinde, koşullara boyun eğmeden, ona nasıl çalım atılırsa, Musa da koşullara çalım ata ata yürüdü.

Babası ile Musa arasında çağ farkı vardı. Aynı dönemi yaşayan, iki ayrı dönemin insanı. Feodal dönemin, şeyhlerinin, şıhlarının şekillendirdiği baba ve bütün ruhuyla cumhuriyet değerlerinin şekillendirdiği Musa…Musa’nın bilgi, beceri ve insan ilişkilerine yön veren bütün değerler, cumhuriyet devrimi dönemi değerleri belirler. 64 yıllık yaşamı, mücadelesi, insan olarak geriye bıraktığı değerlerde, cumhuriyetin aydınlanma devrimi ve etkileri şekillenir.

Babası, 1938 Dersim Seyit Rıza isyanına genç bir isyancı olarak katılır. Kutu Deresi isyanı ve bastırılması sırasında, kendisini ölüler arasına gizler. Ölüm üstüne yığılır. Kan akan Kutu Deresinden sağ çıkmayı başarır. 1978 de Musa ile tanıştıktan sonra, aile içinde kalan isyan sırlarını dinleyen az sayıda insandan biriyim. O zamanların tartışma konuları arasında olmayan 1938 İsyanı ve öyküsünü yazıya dönüştürmeyi akıl edemediğimize çok hayıflandık. O yüzden, Musa’nın bası, namı değer Çıplak Amca’nın günlerce anlattığı kanlı isyan öyküsünün çok azı kaldı usumda.

Çıplak Amca’nın isyan öyküsü unutulsa da, yarım asırlık Musa Arkadaşımın öyküsü çok canlı. Adana’nın Çukurova’nın yürekli insan zicirinin devamı Musa, feodalizme ve emperyalizme karşı gelişen mücadelenin içinde önemli bir isim. O mücadeleler içinde yetişen dürüst, çalışkan ve özverili bir kişilik. Bu kişiliği nedeniyle uzun hapislik yılları, karakollar, gözaltılar, Musa için de ödül oldu.

Musa Taş

Çıplak Babanın Öyküsü.

İsyan sonrası Musan’nın ailesi ve yakın akrabalarıyla birlikte, Adana-Ceyhan’ın Ayşe Hoca Köyüne iskan edilir. Devlet biraz yardım ve toprak verir. Musa ve 8 kardeşlerin yaşamı orada şekillenir.

1980 öncesinin yoksul gençleri ne kadar eğitim yapabilirse Musa da o kadar eğitim yapar. Liseyi bitirir. Yaşar Kemal’in romanlarından tanıdığımız Adana-Ceyhan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun merkezi, yaşam alanıdır. Amelelerin kaynaştığı, yoksulluğun nehirler gibi aktığı bir yer. Yoksulluk, haksızlıkla birlikte akar. Yoksulluk ve haksızlık akar da, bölgenin gözü-vicdanı bakar mı? Musa, nehir gibi akan yoksulluk ve haksızlığa isyan eder. Babasından miras kalan ilkel isyancı ruh, bilinçli ve sınıfsal isyana dönüşür.

İsyancı Çıplak Amca’nın geçim derdi, ticari ilişkileri içine çeker. Portakal bahçeleri kiralar. Hayvan ticareti, tarımsal ticaret gibi işlerle uğraşır. Safdır, temizdir. Ortakları zenginleşir, kendisi yerinde sayar. Ama buna rağmen, hem ticarete, hem de yanında çalışanları zengin etmeye devam eder. “Çıplak” adı, onun ruhudur. “Çıplak” ismi dışında bir ismi bilen ve de yoktu. Ona “Çıplak” denmesi, özverisinden. Üzerine giydiği yeni bir giysiyi, biri istediğinde soyunup isteyene giydirirdi. Elinde olanı verecek, olmadığında da istemiyecek denli gözü gönlü toktu. Ama, Çıplak Amca’nın her zaman elinde-avcunda birşeyleri olurdu.
Çıplak Amca kendinden yukarıda olana bakmaz, kendinden aşağıda olanı yedirir, giydirir, ayağa kaldırırdı. Doğal bir yoksul adamı. Bu özellikleri sonucu “Çıplak” olarak tanınırdı. Zaten “Çıplak” olmak da onun en doğal sıfatı olmuştu.

Modern İsyancı Musa.

Musa’nın köyü, Yaşar Kemal’in roman ve öykülerine konu olan Anavarza’nın eteğinde yer alır. Yaşar Kemal’in, Sarı sıcak, Teneke, İnce Memed, Orta direk, Akça Sazın Ağaları ve diğer eserleri, Musa’nın büyüdüğü toprakların gerçek öykülerinden oluşur. İnce Memed’in ilkel isyancı ruhu, Musa ve dönemin gençliğinde bilimsel ve akılcı bir eksene oturur. Musa Taş, anti-feodal ve anti-emperyalist halk hareketlerinin bilimsel ve akılcı bir halkasıdır. Çünkü mücadele akıl ve bilimle verilir. Musa Taş okur. Durmadan okur. Adeta yaşadığı toprağın ‘canına okur’ gibi okur! Toprağı ve toprağın üstünde yaşayan toplumu analiz eder.Toprağın üstündeki çelişkileri ve çözüm yollarını öğrenir. Orhan Kemal’in dediği gibi “koca bir köyün,” Çukurova’nın sorunlarını kavrarmaya çalışır. Baba mirası isyancı ruh, amele, topraksız ve az topraklı köylülerle birleşme, örgütlenme ve mücadelenin gerektirdiği aklın kullanımına yardım eder.

Yoksulluğun “diz boyu” olduğu yede, haksızlıklar gırtlağa dayanmıştır. Toprağın adamı, toprağın hakkını verir. Bölgede başlayan amelelerin ücret ve hak mücadelesi, toprak mücadelesiyle birlike sürer. Gece amele çadırları dolaşılır. Sivri sineklerin kaynadığı bulanık sudan, isli ateşlerde demlenen çaylar içilir. Dertler, sorunlar dinlenir, kararlar alınır ve güneş doğmadan eylem başlar. Kazma zamanı kazma, pamuk toplama zamanı önlükleri fırlatıp atılır. Hak arama eylemle başlar, haklar eylemle kazanılır. Çürümüş, kof feodal kütüklerden, ameleler yararına koparılan kıymıklarda Musa Taş’ın aklı, becerisi ve çabası vardı.

Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Abidin Dino, Yılmaz Güney ve Demirtaş Ceyhun’ları yeşertip büyüten Çukurova, Musa Taş’ı yaratan toprak, aynı topraktır. Musa Taş ve arkadaşlarının az bilinen derin öyküsünü, Osman Şahin “Başaklar Gece Doğar” romanında anlatır. Musa Taş, roman kahramanıdır. İsyancı İnce Memed, Cabbar, toprak ağalarının sürgün ettirip arkasından teneke çalınan kaymakam gibi, gerçek bir kahramandır Musa Taş. Toprak ağalarına karşı köylülerin, sıtmadan kırılan çeltik işçilerinin, yük taşımaktan beli bükülen çırçır işçilerinin hak arama eylemlerinde danıştıkları adamın adıdır Musa Taş.

Ölüm; Öfkemiz Üstünde Olacak!

Musa Taş yaşadı yaşanacak olanları.Yaşamın hakkını verdi.Yılmaz Güney’in bir filminin adıyla; “Boynu Bükük” ayrılmadı. Boyun bükecek, boynu eğilecek bir insan da olmadı. Çağdaş bir Adanalı gibi yaşadı ve öldü.

Ben kendi adıma, o benden alacaklı gitti. Benim ona borcum var. Aslında onu tanıyanlar, Musa Taş’ın alacaklı olduğunu daha iyi anlar. Musa, yoksulluğu bildiği ve anladığı kadar zenginliği de bilir. Daha doğrusu, maddi varlık “el kiri” onun için. Çıplak Babas gibi kazanma ve varlık sahibi olmak, eğlencedir onun için. O hiç kimsenin bilmediği, Atlantiğin kıyısındaki bu ülkede, iş yapmayı, tesbih çeker gibi çekti. Ama kazancın esiri olmadı. Musa’nın bilinci, almış olduğu terbiye, insan ruhu, yoksulu koruma duygusu, ticari yaşamını hep frenledi. Musa’nın insana özgü frenleri biraz zayıf olsaydı, mülkiyetin “kralı” olurdu.

Ah şu sınıf vicdanı! Ah şu sosyalist vicdan! Teslim alınamayan Musa’yı iyi ki teslim aldın. Musa, insan olmanın hakkını verdi. Büyük ve kutsal dostlarından gönül dolusu sevgiyle ayrıldı.

BİR CEVAP BIRAK