Müslüman’a Müteahhit eziyeti!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Anadolu Beylikler döneminin nadide örneklerinden biri olarak nitelenen ve 14. Yüzyıla tarihlenen Korkuteli Alaaddin Camii’nde 5 yıldır bitmeyen restorasyon çalışması Müslümana Müteahhit eziyetine dönüştü…
 
Antalya’nın Korkuteli ilçesinde bulunan ve 14. Yüzyılda yapıldığı sanılan Alaaddin Camii’nde Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nce 2013 yılında başlatılan restorasyon çalışmaları tarihi yapının taç kapısının tahrip edilmesine yol açtı. Selçuklu dönemi etkisini taşıyan caminin özgün taç kapısını güçlendirmek gerekçesiyle söken restorasyon firması, yapının tüm özgünlüğünü yok etti. Bunun üzerine yeniden restorasyon projesi hazırlandı. 2015 yılında revize edilen projenin uygulama süresi, hava koşulları gerekçe gösterilerek uzatıldı. 2016 yılında bitirilmesi gereken restorasyon çalışmaları, Mart 2017’de ihale edilen çevre düzenleme ve ikmal projesiyle 2018’e uzadı. Ancak ihale sözleşmesine göre 14 Ocak 2018’de tamamlanması gereken restorasyon çalışması 15 Mayıs itibariyle halen bitirilemedi. Caminin bulunduğu Alaaddin Mahallesi sakinleri, Ramazan ayınının ilk gününde güvenlik nedeniyle caminin yan kapısından girerek çevresi şantiye görünümündeki ibadethaneyi kullanmaya hazırlanıyor.
 
Korkuteli ilçesindeki Alaaddin Camii, ilçenin eski yerleşimi olan mahalleye de adını vermiş. Minaresi Osmanlı döneminde, 1571 yılında eklenen tarihi caminin 14. Yüzyılda yapıldığı sanılıyor. Mimarisinde Selçuklu ve Anadolu Beylikler dönemi etkilerinin göze çarptığı Alaaddin Camii, Antalya Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restorasyona alındı. Serpil Kırılmaz MAS İnşaat adlı restorasyon firmasıyla Vakıflar Bölge Müdürlüğü arasında Kasım 2013’te imzalanan sözleşmenin ardından 3 Aralık 2013’te restorasyon çalışmasına başlandı.
TAÇ KAPISI RESTORASYON SIRASINDA TAHRİP EDİLDİ
Ancak restorasyonda ortaya çıkan hatalı uygulamalar yüzünden yeni bir proje hazırlandı. Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 29 Eylül 2014’te onayladığı revize edilmiş restorasyon projesinin uygulaması da hava koşulları gerekçe gösterilerek bir yıl daha uzatıldı. 31 Mayıs 2016’da bitirilmesi gereken caminin restorasyon çalışması bir türlü bitirilemediği gibi tarihi yapının özgün taş ve süsleme işçiliğiyle dikkat çeken taç kapısı ise sökülerek tahrip edildi. Yeniden yapılmak istendiğinde ise orijinal taç kapının tüm özgünlüğü yok edildiği gibi görenlerin tepkisini çeken bir yapı ortaya çıktı.
OCAK AYINDA BİTMESİ GEREKEN ÇALIŞMA HALEN BİTMEDİ
Antalya Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Alaaddin Camii’nin tepkilere neden olan restorasyon çalışmalarının tamamlanması için 16 Mart 2017 tarihinde bir ihale daha yaptı. Boyut Grup Restorasyon şirketine verilen onarım, çevre düzenlemesi ve ikmal işi ihalesinin de sözleşmeye göre 14 Ocak 2018’de bitirilmesi gerekiyordu. Ancak 15 Mayıs’a gelinmiş olmasına rağmen restorasyon halen bitmedi.
MAHALLELİ KAMU KAYNAĞIYLA KÜLTÜR MİRASI TAHRİBATINA TEPKİLİ
Alaaddin Mahallesinde yaşayan özellikle yaşlı vatandaşlar, tarihi yapının mahvedildiğini söyleyerek yapılan tahribata tepki gösteriyor. Mahalleye en yakın caminin 1 kilometre mesafede olduğunu dile getiren bir vatandaş, Alaaddin Camii’ndeki restorasyon çalışmalarının bir an önce tamamlanarak tarihi yapının ibadete açılmasını beklediklerini dile getirdi.
ŞANTİYE HALİNDEKİ CAMİ RAMAZAN’DA İBADETE AÇILACAK
Konuyla ilgili bilgisine başvurduğumuz yetkililer ise Ramazan ayının ilk gününde restorasyonu bitmeyen caminin kullanıma hazırlandığını belirtti. Vatandaşlar, güvenlik nedeniyle duvar, taç kapı ve çevre düzenlemesiyle ilgili restorasyon çalışmalarının sürdüğü caminin batı yönünde bulunan kapıyı kullanacaklar. Restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ise Aralık ayını bulacağı belirtiliyor.
TARİHİ CAMİYİ ALAADDİN KEYKUBAD MI YAPTIRDI?
Korkuteli Alaaddin Camii’nin inşa tarihi ve adını kaynağı konusunda Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün resmi interet sitesinde, caminin Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubad tarafından yaptırıldığı bilgisine yer veriliyor. Ancak tarihi yapının orijinal kitabesi bulunmadığı için bu tespitin sadece bir yakıştırmadan ibaret olduğu belirtiliyor. Korkuteli’nin tarihi ve Alaaddin Camii konusunda yaptığı araştırmanın ardından Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi’nde (2004-Sayı: 16) bir makale yayınlayan Prof. Dr. Ahmet Çaycı, ‘Korkuteli (İstanoz) Tarihi ve Korkuteli Alaaddin Camii Üzerine Bir Araştırma’ başlığını taşıyan makalesinde özetle şu bilgilere yer veriyor:
‘ANADOLU’NUN YERLİ KÜLTÜRÜNÜN İZLERİNİ TAŞIYOR’
“Taç kapının plan şeması ve eyvan şeklindeki düzenlenmesi, Anadolu Selçuklularında görülen klasik özellikleri taşımaktadır. Taç kapıdaki niş kemerinin kademeli profil oluşturması, Divriği Darüşşifası (1228) portaliyle başlamış ve Peçin Ahmet Gazi Medresesi (1375) ile devam etmiş ve Bergama Ulu (Yıldırım) Camii ile geç tarihli örneği ortaya konmuştur. Giriş kapısı üzerine pencere yerleştirme özelliği, Divriği Darüşşifası, Niğde Sungur Bey Camii (1335), Peçin Ahmet Gazi Medresesi portallerinde de görülen ortak kompozisyondur. Pencere panolarında görülen süsleme elemanları, Gotik mimarînin tezahürü olarak tanımlanmıştır. Bütün bu bilgiler ortaya koymaktadır ki, Anadolu’nun yerli kültürünün izleriyle birlikte Selçuklu ve Gotik özelliklerini de bünyesinde bulunduran Korkuteli Alaaddin Camii, Anadolu Selçuklu sonrası ortaya çıkan ve yeni bir arayış içindeki bölgesel hüviyetteki beyliklerin sanat denemesinin nadir örneklerinden biri olduğunu göstermektedir. Yapı, muhtemelen XIV. yy.’ın üçüncü çeyreğinde inşa edilmiştir.
 
‘MİHRAP SENTETİK BOYA İLE BOYANARAK ÇİRKİNLEŞTİRİLDİ’
Caminin, 20. yy. başlarına intikal eden unsurları kullanılarak yeniden inşası söz konusudur. Güney duvarı orijinal olan fakat diğer kısımları tamamen yenilenmiş bulunan, bugünkü küçük cami bina edilmiştir. Yeniden inşa edilen caminin en dikkate değer kısmını mihrabı oluşturmaktadır. Taş malzemeden inşa olunan mihrapta, palmet ve rozet motiflerine yer verilmiştir. Mihraptaki malzeme ve süsleme unsurları oldukça kaba ve gelişigüzel bir görüntü arz etmektedir. Mihrap, yakın bir tarihte sentetik boya ile boyanarak sözde koruma altına alınmaya çalışılırken daha da çirkinleştirilmiştir.”
 
‘ALAADDİN KEYKUBAD DÖNEMİ YAPILARINA BENZEMİYOR’
Korkuteli Alaaddin Camii ile ilgili yanıtlanması gereken diğer bir sorunun da caminin bânisi (yaptıranı) meselesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Çaycı, Selçuklu döneminde bölgeyle ilişkilendirilebilecek ‘Alaaddin’ adını taşıyan üç ayrı sultan olduğuna işaret ederek, “Anadolu Selçuklularıyla meseleyi irdelemeye başlarsak; Alaaddin ismine sahip bulunan üç sultanın varlığı dikkati çekmektedir. I. Alaaddin Keykubad, 1218-1236 yılları arasında hüküm sürmesi sebebiyle ve bânisi bulunduğu diğer eserlerle yapılacak kıyaslamada teknik farklılıkların mevcudiyeti gözlerden kaçmayacaktır. II. Alaaddin Keykubad, 1249-1257 yıllarında hüküm sürmüştür ki, çocuk denebilecek yaşta tahta çıkması sebebiyle, değil imar faaliyetleri icra etmek, yönetim sıkıntılarıyla uğraşıyor olması, bâni olma ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. III. Alaaddin Keykubad (1297-1302), İlhanlıların Anadolu’daki en karmaşık döneminde kısa süreli görevde bulunmuştur. Bütün bu göstergeler, Alaaddin ismine izafe edilebilecek verileri I. Alaaddin Keykubad dönemine yoğunlaştırmaktadır. Ancak, yukarıda ifade edildiği gibi, yapılar arasında stil bakımından benzerlik temin etmek imkansız görünmektedir” görüşünü aktarıyor.
‘KARAMANOĞLU ALAADDİN ALİ BEY’İN YAPTIRMA OLASILIĞI YÜKSEK’
Anadolu Selçuklu sonrası Beylikler döneminde Karamanoğlu Beyliği dışında Alaaddin ismine rastlamanın mümkün olmadığının altını çizen Çaycı, Karamanoğlu döneminde de üç adet Alaaddin ismi ile karşılaşıldığını belirterek, tarihi yapının banisi hakkındaki görüşlerini şöyle ifade ediyor: “Bunlardan ilki Alaaddin Ali Bey olup (Osmanlı Sultanı I. Murad’ın kızı Nefise Sultan ile evli idi.) 1361-1398 tarihleri arasında hüküm sürmüştür. İkincisi ise, II. Alaaddin Ali Bey, Karamanoğlu Sultan II. Mehmed’in (1398-1423) oğlu olup (Osmanlı Padişahı Çelebi Mehmed’in kızıyla evli idi.) III. Alaaddin Ali Bey’in ismi, II. İbrahim’in (1423-1464) çocukları arasında zikredilmiştir. Siyasî kimliği hakkında fazlaca bilgi mevcut değildir. Yukarıdaki bilgilere ilaveten, Tekeoğlu Mübarizüddin Mehmed Bey’in, Kıbrıs Krallığı’nın 1361 tarihli Korkuteli muhasarası esnasında Karamanoğlu I. Alaaddin Ali Bey’den yardım istediğini daha önce belirtmiştik. Hatta I. Alaaddin Ali Bey’in ‘Diyar-ı İstanoz Beyi’ unvanıyla çağrıldığını yazmıştık. Durum böyle olunca, bu noktada iki ihtimal ortaya çıkmaktadır: Birincisi, Mübarizüddin Mehmed Bey, I. Alaaddin Ali Bey’in askerî ve siyasî yardımlarına karşın onun ismine izafen bu eseri inşa ettirmiş olabileceğidir. İkincisi, doğrudan doğruya Karamanoğlu I. Alaaddin Ali Bey’in bizzat kendisi, Korkuteli’nde böyle bir eser yaptırmış olma ihtimalidir. Bu noktada, olasılıklardan ikincisinin daha kuvvetli olduğunu vurgulamakla yetineceğiz.”
 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 × three =