Müzakereci aranıyor!

Politis Gazetesi, yeni müzakerelerin yapılacağı şekille ilgili izahat isteyen BM ve Kıbrıs Türk tarafının, müzakereci konusuyla çok ilgilendiğinin görüldüğünü savunurken, “Hali hazırda Kuzey Kıbrıs’ta Kıbrıs Rum tarafının müzakereci konusunda ısrar etmesi halinde, Kıbrıs Türk tarafının da liderini ‘geri çekip’ kendi müzakerecisini belirleyeceği yönünde açıklamalar yapılmaktadır. Başbakan İrsen Küçük, ‘eğer Anastasiadis müzakerelere temsilci gönderirse, o zaman biz de Cumhurbaşkanımızı bu düzeye indirgemeyiz’ dedi” ifadelerini kullandı.

Biraz başa dönelim; biliyorsunuz Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis seçim propagandaları sürecinde “seçilirsem görüşmeci olmayacağım” demişti. Anastasiadis o sözleri büyük ihtimalle belli bir kesimin gönlünü okşamak için söyledi ancak söz ağızdan çıkmış oldu.

Türk tarafı bu konuda –özel röportajların dışında- çok fazla konuşmadı.

Konuşmadı ama Anastasiadis’in sözlerini bir köşeye yazarak, tüm olasılıklar üzerinde planlar ortaya koymaya başladı.

Siyasi kulislerde fısıldanan olasılıklardan biri görüşmelerin Dışişleri Bakanları seviyesine indirgeneceği, bir diğeri de önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın ipi göğüsleyerek –veya göğüsletilerek- Anastasiadis’in karşısına oturtulacağıydı.

Tabi bunlar oturup konuşulmuş ve karara varılmış realiteler değil. Bazı akademisyenlerin değerlendirmeleri ve kulislerde konuşulanlar.

Bu kulis konuşmaları Rumlarında kulağına gitmiş olmalı ki, konuyla ilgili görüşler ortaya konmaya başladı güneyde. Burada ilginç olan,Başkanlarının “seçilirsem görüşmeci olmayacağım” sözlerinden “seçilirsem görüşmeci olmayacağım. Benim yerime Türk Cumhurbaşkanıyla atadığım müzakereci görüşsün” anlamının çıkarılarak, Türk tarafının Başkana başkan, müzakereciye müzakereci, Bakana, bakan düşüncesinin abes karşılanması.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, müzakereci olarak, Ulusal Konseye katılan partilerin çoğunluğunun onayını alan kişiyi atayacağını kaydederken, siyasi gözlemciler bu niyetin, söz konusu görev için bugüne kadar zikredilen isimlerin listesini de önemli ölçüde kısıtlayacağı düşüncesinde.

Politis gazetesi yazarlarından Vangelis Vasiliu Anastasiadis’in, müzakereci kararının Ulusal Konseyin meselesi olduğunu söylediğini ifade ederek şöyle diyor: “Ancak Ulusal Konseyin Downer’ın adaya geleceği 11 Mart’tan önce toplanması zor görünüyor. Anastasiadis açıklamasında ‘yeni bir döneme, yeni bir düşünce yapısına girdik. Büyük milli konuların ele alınması için birliğe ve karşılıklı saygıya ihtiyaç vardır’ diyor…”

Vasiliu ayrıca (doğal olarak) yeni müzakere şekliyle ilgili izahat isteyen BM ve Kıbrıs Türk tarafının, müzakereci konusuyla çok ilgilendiğinin görüldüğünü kinayeli bir şekilde ele alırken, “hali hazırda Kuzey Kıbrıs’ta Kıbrıs Rum tarafının müzakereci konusunda ısrar etmesi halinde, Kıbrıs Türk tarafının da liderini ‘geri çekip’ kendi müzakerecisini belirleyeceği yönünde açıklamalar yapılmaktadır. ‘Başbakan’ İrsen Küçük, eğer Anastasiadis müzakerelere temsilci gönderirse, o zaman biz de Cumhurbaşkanımızı bu düzeye indirgemeyiz’ dedi” ifadelerini kullanıyor.
Vasiliu’nun yazısındaki bir detay Anastasiadis’in topu başkalarına atacağı. Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarını yorumlayan Nikos Anastasiadis’in ‘ilk önce Türkiye Kıbrıslı Rumlar tarafından da kabul görecek bir çözüm yönünde politika belirlesin, sonra benim politikamın ne olacağını sorsun. Benim politikam, Kıbrıslı Türklerin haklarını göz ardı etmeyecek bir çözümde Kıbrıslı Rumların haklarını sağlama almak olacaktır” dediğini kaydediyor Vasiliu yazısında …

MÜZAKERECİ OLARAK ADI GEÇEN POLİVİU MAKARİOS’TAN NEFRET EDİYORMUŞ

Öte yandan Haravgi Gazetesindeki bir köşe yazısında müzakereci olarak eski başsavcı Alekos Markidis’in ve Polis Poliviu’nun adının geçtiği kaydediliyor. Yazının devamında ise şu ifadeler yer alıyor: “Görülen o ki eski başsavcı Alekos Markidis, Kıbrıs sorununda müzakereci olma konusunda Nikos Anastasiadis’e ‘hayır’ dedi. İkinci seçenek olarak tercih edilen ismin Polis Poliviu olduğu görülmektedir. Polis Poliviu’nun trajik Tatlısu (Mari) kazasına ilişkin anayasaya aykırı raporu, DİSİ tarafından takdirle karşılanmıştı. Söz konusu beyefendinin, yıllar önce Kıbrıs sorununda yayınlamış olduğu dört cep kitapçığındaki en dikkat çekici unsur, merhum Başpiskopos Makarios’a karşı duyduğu nefrettir.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.