Müzakerelerde son perde mi?

Müzakerelerde son perde mi?

0
PAYLAŞ

Cumhurbaşkanı Talat ve Hristofyas arasında sürdürülen müzakerelerdeki gelişmeler gerçekten çok ilginç.
Rumların Kıbrıs’ta BM parametreleri içinde bir çözümü ve bu çözüme yol açacak herhangi bir antlaşmayı istemedikleri gün geçtikçe daha da belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor.

Hristofyas ve Talat müzakereleri hızlandırmak için 11, 12 13, 18, 19 ve 20 Ocak’ta yoğunlaştırılmış görüşmeler yapmayı ve kendi aralarında mutabakata vardıkları başlıklarda da bir sonuca varmayı kararlaştırmışlardı.
Yaptıkları ve üzerinde hem fikir oldukları çalışma planına göre görüşmelerin ilk üç gününde “Yönetim ve Güç Paylaşımı”, “Ekonomi” ve “Avrupa Birliği” konularına ilişkin karşılıklı görüş ve tezlerini ortaya koyacaklardı ve son üç günde de nihai kararlar alacaklardı.
İlk mızıkçılık Hristofyas’dan geldi.
İktidardaki Kıbrıs Rum Hükümetinin koalisyon ortakları EDEK ve DIKO her sesini yükselttiğinde ve Hristofyas’ı her sıkıştırdığında, illaki Hristofyas bir geri adım atıyor ve ya söylediklerini inkar ediyor ya da Talat’la vardığı mutabakatı değiştirmeye çalışıyor.

Şimdi de müzakerelerin gidişatını zora sokmak için daha evvel üzerinde antlaşmaya vardıkları görüşülecek konu başlıklarını değiştirmeye çalışıyor. Bahanesi de yoğunlaştırılmış görüşmelerde ele alınmasında mutabakata vardıkları “Yönetim”, “Ekonomi” ve “AB” başlıklarında Talat’ın, “Al-Ver” prosedürünün de uygulamaya konmasının başlatılmasını önermesi.
Hristofyas’a göre yoğunlaştırılmış görüşmelerde “Yönetim”, “Ekonomi” ve “AB” başlıkları yerine “’Toprak”, “Garantiler”, “Mülkiyet” ve Rumların “Yerleşikler” olarak tanımladığı Türkiye kökenli KKTC vatandaşları konularının da masaya konması ve “Al-Ver” sürecinin de bu başlıklarda başlatılması.

Hristofyas, “Kıbrıs Türk tarafı iyi niyet gösterir ve Kıbrıs sorununun çözümünün ana ilkelerini ihlal etmezse ilerlemekte kararlıyım. Bu net olmalıdır” diyor. Yani taviz verilecekse Türkler vermeli, ben de ona göre adımlarımı atayım demek istemekte.
Güzel hoş da, niye hep Kıbrıs Türk tarafı iyi niyet göstermek zorunda müzakerelerin devam edebilmesi için.
Bu güne kadar Rumlar hiç iyi niyetli bir adım attılar mı ki müzakerelerin devam etmesi için. Ne vakit bir antlaşmaya çok yakınlaşılsa, Rumların “Hayır”ı ile müzakereler hep çıkmaza girdi. Kiprianu da aynı tavrı sergiledi, Vasiliou da, Klerides de ve Papadopulos da.
Hele Kiprianu, Denktaş ile bir anlaşma imzalamak zorunda kalınca, Denktaş benim muhatabım değildir bahanesi ile masadan kalkmış ve anlaşmayı imzalamamıştı. Madem Denktaş muhatabı değildi, kiminle görüşmeler yapmıştı onca yıl, Sarıçizmeli Mehmet Ağa’yla mı?

Hristofyas tüm bu kıvırmalarından sonra da şimdi “Hedef Kıbrıs sorununun Nisan ayından önce çözülmesi değildir” söylemine başladı.
Yani yoğunlaştırılmış görüşmelerden herhangi bir sonuç beklemeyin, ben bu görüşmeleri elverdiğince uzatmak niyetimdeyim demekte Hristofyas.

Bu nedenle Ocak ayında yapılacak yoğunlaştırılmış görüşmeler ve Şubat ayında Türk tarafınca başlatılması arzulanan “Al-Ver” sürecine karşın Rumların ortaya koyacakları tavırları, müzakerelerin kaderini belli edecek. Müzakereler Şubat ayı sonlarına doğru ya ciddiyet kazanıp hızlanacak, ya da kopacak.
Bu açık ve net bir görüntü olduğundan BM, yoğunlaştırılmış müzakerelerden olumlu bir sonuç çıkması ve taraflarca kabul edilebilecek bir çözüme ulaşılabilmesi için de 2010 yılı içinde bütün ağırlığını koyacak.
Artık tüm taraflar ve Kıbrıs sorunu ile ilgili kesimler biliyor ki, bu görüşmeler 1968 yılından beridir süren müzakerelerin en sonuncusu ve bir antlaşmaya varılmazsa, adada ortak bir devlet kurulması fikri bir daha ele almamak üzere toprağa gömülecek ve başak bir çözüm tarzı uygulamaya konacak.
Ne Türklerin ne de BM’nin yıllarca Rumların olurunu beklemek gibi bir niyetleri yok artık. Zaten 2014’den sonra AB içinde Rumların sesi soluğu da çıkamayacak.

Prof. Dr. Ata ATUN
http://www.ataatun.com

BİR CEVAP BIRAK