Müzakerelerin düğümü bugün çözülecek

Lüksemburg’daki toplantıya AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarını ayda bir buluşturan Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi ile başlanacak. AB dışişleri bakanlarının en önemli gündem maddesini, aynı gün Türkiye ile yapılması planlanan Ortaklık Konseyi, Hükümetler Arası Konferans, fiili müzakerelerin bilim ve araştırma faslında başlatılması ve tüm süreç tamamlanıp katılım anlaşması imzalanana kadar geçici olarak kapatılması oluşturuyor.


İlgili fasılda Brüksel’deki AB Daimi Temsilciler Komitesi (COREPER) düzeyinde üzerinde uzlaşma sağlanamayan AB ortak tutum belgesinin hazırlanması, Kıbrıs Rum kesiminin ısrarlı tutumuyla siyasi düzeyde dışişleri bakanlarına bırakıldı. AB dönem başkanı Avusturya’ya yakın kaynaklar, bu sonuçtan üzüntü duyulduğunu, diplomatik çabaların hafta sonunda da sürdürüleceğini ve kendi görev sürelerinde Türkiye ile en azından 1 fasılda müzakere sürecinin tamamlanmasının öngörüldüğünü belirtiyor.


Krize dışişleri bakanları seviyesinde çözüm bulunması durumunda aynı gün Lüksemburg’da TSİ 17.30’da yine aynı seviyede Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplanacak.


COREPER seviyesinde uzlaşılmış olsa da AB dışişleri bakanları tarafından değiştirilmesi mümkün olan toplantıyla ilgili AB ortak tutum belgesinde, Türkiye’nin reformları hızlandırması, sivil-asker ilişkilerini normalleştirmesi, dini azınlıklara daha fazla özgürlük sunması, Gümrük Birliğini 10 yeni AB üyesine genişleten Ek Protokolün eksiksiz uygulanması, komşu ülkelerle ilişkilerin normalleştirilmesi ve AB-NATO işbirliğinin engellememesi gibi talepler yer alıyor.
 
İNGİLTERE BASININDA MÜZAKERE


The Financial Times ve The Guardian Türkiye-AB ilişkilerinde Lüksemburg toplantısının zor geçeceğini tahmin etti.


 ”Kıbrıs’ın tehdidi altında” başlığıyla The Financial Times, ”Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki müzakerelerde Kıbrıs’ın itirazları aşılabilir mi? Türkiye’de reformların hız kaybetmesinden kim sorumlu?” sorularına yanıt aradı. 


The Financial Times’a göre, Türkiye’ye müzakere tarihi verip vermeme konusunda geçen ekim ayında son dakikaya kadar süregiden kıran kırana pazarlıkların, bu sabah Lüksemburg’ta tekrar etmesi bekleniyor.


Kıbrıs, müzakereler süresince Türkiye’nin Rum hükümetini tanıması gereğine vurgu yapılmasını istiyor. Fakat Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Kıbrıs’ın taleplerini reddettiğini yazan gazete, Avrupa Birliği diplomatlarının bir uzlaşı formülü bulmak için bu sabah yoğun çaba sarfedeceğini belirtiyor.


Gazeteye göre, Kıbrıs’ın talepleri ile Türkiye’nin itirazları arasında bir orta yol bulunamaz ve müzakerelere giriş gecikmeye uğrarsa, Türkiye’nin üyelik başvurusu, bir boşluğun içine düşebilir. The Financial Times, ismini vermeden alıntı yaptığı bir Avrupa Birliği diplomatının şu sözlerini aktarıyor:


”Daha başlangıçta kendimizi Türkiye’nin karşısında güvenilmez bir görüşmeci durumuna düşürme riskimiz var. Oysa son bir yıl içerisinde Türkiye’nin Avrupa Birliği için stratejik önemi, olsa olsa biraz daha artmış olmalı.”


Türkiye’ye destek veren bu açıklamaya karşın, Financial Times’ın yer verdiği bir başka yorum da şöyle:


”Bu sabah bir anlaşmaya varılsa dahi eğer Türkiye, Kıbrıs gemilerine ve uçaklarına limanlarını açması gereken tarihte açmazsa, Rum yönetimi müzakere sürecini toptan durdurmaya istekli olduğunu belli ediyor.”


The Financial Times, buna ek olarak Avrupa Birliği yetkililerin Türkiye’deki reformların gidişatından da kaygı duyduklarını öne sürdü:


SEBOTE ETMEK İSTEYENLER DE VAR


The Guardian gazetesi tam sayfa yer alan haber-yorumu ”Laik Türkler ile İslamcıların mahkemelerde ve sokaktaki üstünlük kavgası” başlığıyla verdi.


”Ankara ile Brüksel müzakerelere başlamaya hazırlanırken, bu fırsatı sabote etmek isteyenler var” değerlendirmesini yapan gazete, Lüksemburg’ta müzakerelere oturulmadan önce Türkiye’de son haftaların birçok alanda çok çalkantılı geçtiğini yazdı.


”Siyasi şiddet, suikast, etnik çatışma, siyasi davalar ve insan hakları ihlallerindeki artış Türkiye’de istikrarsızlık ve korku yaratıyor.” diyen The Guardian’a göre diplomatların, siyasetçilerin ve gözlemcilerin görüşü şöyle:


”Bu huzursuzluğu körükleyen katı tutumlu milliyetçiler, Türkiye’de istikrarsızlık yaratarak AKP hükümetini ve Başbakan Erdoğan’ı zora sokmaya ve ülkenin Avrupa’yla bütünleşme hayallerini engellemeye çalışıyorlar.”


The Guardian, 2003 yılında iktidara geldiğinden beri AKP hükümetinin Türkiye’de modernleşmenin motoru olduğunu öne sürerek; “Yargı, asker ve bürokraside ağırlığını koruyan muhalefetteki laik elit zümre ise ilerlemeye daha çok ayak direyen, daha milliyetçi ve Avrupa karşıtı bir görünüm sergiliyor. Ve Türkiye’nin gelecekteki yönü tartışmasında, Guardian’a göre, gündemi artık milliyetçi kanadın belirler olduğu izlenimi hakim” değerlendirmesini yaptı.


Erdoğan’ın muhaliflerinin, Avrupa’yı kullanarak Başbakan’ın Türkiye’nin laik temellerini çürütmeyi ve ülkeyi bir İslam devletine dönüştürmeyi hedeflediğinden kuşku duyduklarını yazan gazete, bu bağlamda cumhurbaşkanlığına kimin geleceği tartışmasının kilit önem taşıdığını, çünkü hükümete muhalif kesimlerin laikliğin kalesi olarak gördükleri bu koltuğu Erdoğan’a kaptırmamaya kararlı olduklarını belirtti.


The Guardian, ancak meclis aritmetiğine göre şayet isterse cumhurbaşkanlığının Başbakan Erdoğan’ın avcunun içinde olduğunu vurgulayarak, “Recep Tayyip Erdoğan, muhalefetin uyarıları karşısında bir yandan bu konuda geri adım atarken, diğer yandan giderek artan biçimde kendi tabanında güç toplamak için dini popülizme yönelmiş bulunuyor…”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

16 − 9 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.