İmzası: Ufuk…

PAYLAŞ

Çünkü Ufuk, gündelik gazeteleri tercih etmediği gibi haftalık, aylık dergilere de çizmek eğiliminde değil. O, Beatles ve Pink Floyd’un şarkı sözlerinden nemalanma aşamasını çoktan aşmış, kendi kurduğu Artistan dergisini bile sollamış ve de 120 ülkeden 600 bin tık alan, eğlence-mizah sitesi brainkebap.com’la dünyaya açılmıştır.

Temel konusu cinsellik…

Cemal Nadir Güler, Turhan Selçuk, Semih Balcıoğlu, Nehar Tüblek, Tan Oral, Oğuz Aral, Süavi Süalp, Altan Erbulak…gibi adları tarih olanların soyundan geliyor.

Ve VİAGRAMAN adlı karikatür albümü, Türkiye ile birlikte Almanya, Hollanda, Danimarka, Tahran, Portekiz, Yunanistan, İngiltere ve Amerika’da basılıp dağıtılmıştır…

Karikatüristtir.

“SANAT SÖZLÜĞÜ” ne bakıyorum, karikatür:

“Resmettiği betileri, özellikle de insan betilerini, gülünçleştirme, yerme ya da elşetirme amacıyla başkalaşıma veya deformasyona uğratan resimsel yapıt ve bu anlayışla çalışan sanat dalı”

Diye tanımlanmış! Derin tarih!…Mesela Leonardo da Vinci’nin not defterlerinde kadar uzanıyor! Ama “icad” tarihi 18’inc yüzyıldır ve öncüsü İngilizler…Ancak asıl kişilik kazandıranı İngilizler değil, Fransız ressamı Honore Daumier, (1808/1879)…Don Kişot’u gülünç konumuyla çizen karikatürünü kim hatırlamaz ki onun?

Yani, karikatür çizgiyle yapılıyor ama yapılan şey mizahtır. Gerçi, MİZAH söz ya da yazı ile yapıldığında “sanat” sayılmıyor ama çizgi ile yapılınca, SANAT! Demekk ki çizginin inanılmaz yetenekleri var ve serüveni sonsuz!

Elbet “Ufuk sergi açıyor” diye duyunca gitmemek olmazdı. Adresiyse basitti: Stoke Newington Church Street’teki, aynı adlı kütüphanenin hemen yanından Edwards Lane’ye giriyorsunuz ve THE Gallery önünüze çıkıyor, solda…Fakat mukavva üstüne KARTOON yazan kapısına vardığımda afalladım, ortalık ana baba günüydü çünkü! Ve dört duvarın dördünde de bir kısmı çerçeveli ve orijinal, diğerleri de irili ufaklı ve de baskı ile çoğaltılmış karikatürler! Ortalığa karikatür yağmış! Üstelik duvarlara sığmamış masalara da taşınmış…Nefis, gözalan bir manzarayla karşı karşıyaydım! Biraz sonra anladım ki, bu “ana baba” lar da, öyle pazar yerlerindeki ana babalara benzemiyor. Zerzevat peşinde değiller yani! Herkes karikatürleri konuşuyor öbek öbek… resimden, sanattan söz açıyor, Ufuk’tan söz açıyor ve de görüntüdeki çoğunluk mest…

Ortalığı bir hamlede şöyle bir dolandıktan sonra orijinal ve özenle çerçevelenmiş olanlarından başladım bir bir incelemeğe…Ancak sanki karikatürler biçim değiştirmişler. Bir kere çıplak çizgilerle karikatür yok gibi buralarda …Çizgiyi, figür için iskelet sayarsak, Ufuk o yöntemi aşmış gibi! Daha doğrusu etle, sinirle, adale ve kıkırdakla doldurulup, deri ile kaplanmış bir vücudun resmine yönelinmiş sanki! Çıplak iskelet tarihe bırakılıyordu belki de! Ama yine de insanı gülümseten, güldüren, hatta kahkaha attıran figürler sıram sıram…Mizah sanatı özü itibarıyla yürürlükte yine de. Ama bir kalem bir kağıtla eser vermekten uzaklaşıyor Ufuk…Resme doğru kulaç atıyor. Ama bozulmuş figürler, hafife alınmış enstentaneler, gündelik yaşamı simgeleyen görüntüler tamam…Ve de süper!

Edvard Munch’un Feryat adlı tablosu önüne varınca, Ufuk’un ne yapmak istediği daha da kendini gösterdi. Bir kere Ufuk, tabloyu yeniden üretiyor, bu bir. Sonra, tabloya kendi anlayışını ve günümüzü katıyor, bu iki. Daha sonra da – Munch’un resim tablosundan, modernizmin hakiki babası Picasso gibi – başka bir resim tablosu, kendi karikatürünü üretiyor, bu da üç…

Yani, aynı içeriklerle ama başka başka biçimlerle, bir çeşit resim tablosuna dönmüş verimlerle yeni dönem karikatürüne devam. Belki de resimle karikatür!

Ufuk buna ARTOONİZM diyor. Kartoon’un “kart” ını kaldırmış yerine “art” ı koymuş ve “izm” i eklemiş, ART+OON+İZM= ARTOONİZM olmuş! Bu demektir ki, Ufuk’un artık tuvalleri, şövaleleri, palet ve fırçaları da artacak. Ve akrilik yahut yağlı boya tüpleri, inceltici şişeleri etrafı dolduracak…

Eh, ne diyebiliriz? Sanatçı öne çıkarmak istediği içeriği, sonsuza kadar yeniden deneyeceği biçim ve görüntülerle yürürlüğe koyma özgürlüğüne sahiptir, diyeceğiz. Yaratıcı,O…

Sanatseverlerse üretilenleri yorumlar, değişik görüşler oluşur, topluumların kültür dünyaları zenginleşir, üreticilikleri artar. Belki de bu nedenle Londralı sanatseverlerimizin hemen hepsi salondaydı. Tabloların “satıldı” damgaları çoğaldı bir-iki saatin içinde. Ben de çocuklarıma armağan edeceğim birini ayırdım kendime. “Ufuk, püskürtme boyalarla oluşturduğu bulutlar arasından yemek yemekte olan çok zengin bir ailenin masasına bir olta sarkıtıyor…Ama aile bireyleri “biz balık değiliz ki” der gibi alaya alıyorlar onu!
Tablo daha çok resim olan bir karikatürdü sanki, ya da:

UFUK’UN KARİKATÜRÜNDE
YENİ ADIMLAR’dan biri…

__________________

* Abdullah Nihat Yılmaz
26 Haziran, 2012, Londra.

CEVAP VER