Nam-ı diğer “08 Süreyya”

“1971 yılında, Artvin /Arhavi doğumluyum. İlk, orta ve lise tahsilimi Arhavi’de tamamladım. Evli ve 3 çocuk annesiyim. Karadeniz dalgaları gibi, hırçın deli dolu, çılgın bir, Laz kızıyım. 26 yıl Arhavi’de yaşadım. Bu zaman zarfı içerisinde 5 yıl, Arhavi’de bir fotoğraf stüdyosunda çalıştım. 4 yıl el sanatları kursuna gittim, Usta öğreticilik sınavına girdim, kazandım, ama görev yapmadım, bir çorabım sökülse bile, inanın ki elime bir iğne alıp dikmesini hiç sevmem, dikmem de…”

-Dikmesini bilirim ama dikmem yani…

“Aynen öyle, bilirim ama yapmam. İşte bende böyleyim, ne yapayım? Annem hep derdi ki, ‘kızım bir şeyi bil de, yapma’. Fakat elime iğne verip ‘kızım şunu diker misin’ deyince ‘dikmem’ diyorum. ‘Ee kızım biz seni bu kadar kurslara yolladık, bir şeye faydan olsun diye’ der. Ben de derim ki ‘anne sen bana demedin mi, her şeyi bil de yapma diye, e bende yapmıyorum işte, şimdi neden kızarsın bana’. “

-Köşe yazarlığı , gazetecilik, sporcu kişilik nasıl gelişti peki?

“Yaklaşık 15 sene, yerel bir gazetede köşe yazarlığı yaptım, güncel ve aktüel haberler yazdım… Yazmayı çok seviyordum. ama daha sonra bıraktım.1990 -1996 yıllarında uzak doğu olan Taekwon-do sporunu yaptım. Bölgeler arası müsabakalara katılıp birinciliklerim ve ikinciliklerim oldu. O kadar da değil, 15 yıl halk oyunları oynadım ve bu alanda bazı okullarda usta öğreticilik yaptım..”

-Bu arada evlenip çoluk çocuk da oldu öyle mi?

“1997 yılında evlendikten hemen sonra Pendik’te bir devlet okulunda memur olarak çalışmaya başladım. Fakat ilerleyen zaman zarfı içerisinde bir bebeğimin olacağını anlayınca hemen işimi bıraktım. Ardından ikinci kızım oldu. Yani derken iş hayatıma uzun bir süre ara verip çocuklarımı kendim büyüttüm…”

-Bu arada oyunculuk da araya sıkışmış…

“Sormayın. Bir arkadaşımın aracılığıyla oyunculuk ajansına kaydoldum. Naçizane dizi, reklam ve sinema filmlerinde rol aldım. Hepsi birbirini kovaladı güzel şeyler oldu…”

-Nerelerde oynadın?

“Çiçek Taksi, Gözlerinde Son Gece, Firar, Beyaz Ölüm, İki Aile, Bugünün Saraylısı vs gibi dizilerde oynadım. Yandım Ali, Son Osmanlı gibi sinema filmlerinde oynadım. İran yapımı Matador diye bir filmde de oynadım. Reklam filmlerinde de oynadım. VANİSH Cosla makina deterjanı reklamı gibi.. İki tane de tavuk reklamında oynadım. Oyunculuğa zaman zaman devam ediyorum. Dedim ya benimki naçizane ufak tefek şeyler… Büyük rollerde oynamadım.”

-Henüz diyelim. Henüz keşfedilmemiş olabilir misin?

“Doğru doğru, Demek beni kimse keşfetmedi ki, henüz başrolüm olmadı. Varsın olmasın ben böylede mutluyum.”

-Acun’un yarışma programına nasıl katıldın?

“2010 yılında özel bir medya kuruluşunda çalışıyordum. Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine o yıl ‘Var mısın Yok musun’ yarışma programına başvuru yaptım. Allah’ıma şükür, dört mülakatı da başarıyla atlattım ve 29 Eylül 2010 yılında ‘Var mısın Yok musun’ yarışma programında yarıştım. Çok güzel sonuçla ayrıldım. Allah yüzüme bakmış olmalı ki, oradan kazandığım parayla bir ev aldım. Allah Acun abiden razı olsun, böyle bir şeye vesile olduğu için. Her zaman ona dua ederim. Allah’ım onu bütün kötülüklerden korusun, yolu hep aydınlık olsun. Sonra her şey birbirini kovaladı, TRT 1 kanalında, iki kere ‘Aileler Yarışıyor’ programına katıldım. Söylemesi ayıp, oradan da güzel hediyeler kazandım. Daha sonra Kanal Türk’te ‘Elimin Lezzeti’ yarışma programına katıldım. Kural dışı bir hareket yaparak, kendi kendimi yaktım, birinciliğimi kendi ellerimle kaçırdım. Yemek listesinde olmayan bir malzemeyi koydum yemeğimin içine, yemeğim kabul edilmedi. yapmış olduğum kural dışı hareket buydu. Yani pul biber koymamam gerekiyordu. Yoksa haftanın üç günü birinci bendim. Dördüncü gün rakibimle aramda 4 puan vardı. Beşinci gün kendimi kendim yaktım.”

-Pul biber yaktı seni desene…

“Adı gibi yaktı beni. Neyse sağlık olsun dedim. 11 Nisan 2013 yılında Kanal D’de Cengiz Abazoğlu’nun sunmuş olduğu ‘Bana her şey yakışır’ moda yarışması programına katıldım ve haftanın birincisi olup oradan da çok güzel ödül kazandım. Samanyolu kanalında ‘Evim evim temiz evim’ diye bir yarışma programında, program aralarında ‘Pratik Hanım SÜREYYA’ diye program aralarında püf noktaları paylaştım izleyicilerle… Yarışma bitince onu da bıraktım… Konuşmayı çok seviyorum, hatta o kadar çok seviyorum ki, bazı sohbetlerimde kendimi öyle kaptırıyorum ki seriye bağlıyorum adeta. Kendimi tutamıyorum. Google a bakarsanız 30 saniyede 80 kelime konuşan kadın olarak beni bulursunuz. Tescillendim yani…”

-08 Süreyya nasıl gidiyor?

“Şu an VİZYON TÜRK kanalına, yani eski Kral Karadeniz kanalına ‘08 SÜREYYA’yı yapıyorum. Çok da eğlenerek yapıyorum. Bu işimde belki profesyonel değilim ama, bir sonraki günlerde daha da iyisini yapmaya çalıyorum, yanlışlar yapmadan doğruyu bulamaz di mi… Bilim adamları bile bir buluşu gerçekleştirebilmek için kaç tane canlı fareyi öldürüyorlar ve insan üzerindeki yeni buluşları gerçekleştiriyorlar… Eeee ben kimsenin canına kıymadan doğruları bulmaya çalışıyorum . Sizce haklı değil miyim?”

-Nasıl bir program “08 Süreyya”

“Gezelim görelim tarzı bir program. İçerisinde her şey var… 08 adını nereden geliyor diye merak edenler olabilir, hemen açıklayayım. Ben Artvin/Arhavi’liyim… Memleketime aşığım, 08 Artvin ‘in plaka kodu olduğu için koydum… 05 Müzeyyen oluyor da, 08 Süreyya neden olmasın ki dedim… Cumartesi günleri saat 13.30 14.30 arasında haftada bir gün yayımlanıyor. İnşallah umuyor ve diliyorum ki, daha da güzel yerlere gelirim.”

-Boş vaktin var mı peki?

“Boş vaktim var tabii… Eşim ve çocuklarımla beraber geçirdiğim vakitler de var. Onlarla vakit geçirmeyi çok seviyorum. Eşim mükemmel bir baba, iyi bir aile reisi. Reis falan dediğime bakmayın öyle, yine de son sözü söyleyen ben olurum. Dünyaya yeniden gelsem yine onunla evlenirdim. Hatta o beni almazsa, bu sefer ben onu zorla kaçırırdım diyebilirim. Vakit buldukça bağlama kursuna gidiyorum. İşim dolayısıyla dersten kaçan öğrenci konumundayım. Bir türlü tam çalmayı öğrenemesem de yine de boş sayılmam, bir şeyler mırıldanıyorum… Kursta nota ile öğrettikleri için daha, iyi çalabileyim diye bir ara kendi kendine konuşanlar gibi nota ezberliyordum. İnsan yatarken dua okur yatar ya hani, bende o kadar dilime dolamışım ki notayı, bismillah deyip dualarımı okumaya başlıyorum, dualarımın sonu gelmeden nota söylerken buluyorum kendimi.”

-Aslında bu pratiklikle bu beceriyle üniversiteyi nasıl aradan çıkarmadın diye merak etmedim değil hani…

“Lise tahsilimden sonra okumadım ama çok pişman oldum. İş hayatı daha cazip gelmişti bana… Çok pişmanlık yaşadım içimde hep bir ukde kadı. 21 yıl aradan sonra üniversite sınavlarına girdim Açık Öğretim Fakültesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünü kazandım. 21 yıl sonra okumaya başladım, fakat bir kaç dersten kaldım. Tekrar ücret yatırıp sınava girmedim. Çocuklarımın eğitimi daha çok önemliydi benim için. Oraya yatıracak olduğum parayı çocuklarımın eğitimine harcadım ve okulu bıraktım.”

-Pişman mısın?

“Bu kez değilim. Ben nice üniversite mezunu gördüm ve bazı olaylara şahit oldum. İki kelimeyi bir araya getiremiyorlar. FUZULİ ne de güzel söylemiş, ‘Me y biter saki kalır,Her renk solar haki kalır. Diploma insanın cehlini alsa da, hamurunda varsa eşşeklik; baki kalır.’ Bilmem anlatabildi mi?”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here