Namütenahi Mahiyette Tezahürler…

Bu biraz hilafet kadrosu gibi çağrışsa da olsun. Ulema ulemadır…Yani bu işler artık ulemaya sorulacak ve hallolacak.


Başbakanımızın yaratıcı tarzı bir soruna daha son verdi…Uygulama çok basit…


Ülkemizi yurtdışlarında şık ve abiye türban tarzlarının albenili gözmaştırıcılığı ile çarpıcı biçimde temsil etme kaabiliyetine haiz sayın Meclis Başkanımızın zevceleri ve ak pak bakanlarımızın eşleri için zaten ulemaya sormaya gerek yok…Onlar oralarda imajımızı düzeltme görevlerini ifa ediyorlar.


Eşimiz , kızımız , anamız, bacımız  gidecek,  her kimse ve her nerdeyse ulemayı bulacak ve soracak: Efendim takmalı mıyım?


Evet derse takılacak.


Hatta hazır türban hallolmuşken, erkekler için de sarık sarılıp sarılmama konusu da aynı yetkide hallolsun…nasılsa sıradaki potansiyel gündem bu…


Kravatlarımızı belimize bağlayıp çıkarız ulemaya ve sorarız… Efendim sarmalı mıyız?
Hani demokratik kıyafet özgürlüğü konusu da ancak bu kadar pratik halledilirdi yahu…aşkolsun…


Yani TC mahkemeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin falan bir kıymet-i harbiyesi yok. Hatta onlar da ulemaya sormadan öyle mahkeme falan kuramamalılar. Bizim Avrupa ile ne ilgimiz var, hedefimiz Avrupa mı? Orası basamak…


O zaman aynı mantıkla bir sorun daha çözülebilir…Van Üniversitesi Rektörünü de Kadı’ya yargılatsınlar. Hatta kadı davayı kendisi açıp, kendisi yargılayıp, hükmü de kendisi vermeli… Yani, Kadı ola davacı…


Zaten AB, bize insan hakları kriterleri ödevini verirken en temel insan hakkını vermeyi ıskalamış…Oralarda suçluluğu ispat edilene kadar sanık suçsuzdur, bizde duruma, türüne, kimliğine göre, suçsuzluğu ispatlanana kadar suçlu muamelesi görebilir. İşte Van 100.Yıl Üniversitesi rektörü ve arkadaşları 5 aydır neyle suçlandıklarını tam bilmeden haklarında iddianame olmadan içerde yatırılıyorlar. Tabi ki rektörün asıl suçu belli…ilericilik, görev alanında gericiliğe taviz vermemek…Şimdilik bilanço bir onurlu intihar, bir duyarlı kalp krizi ve can çekişme… Tabii ki bu arada devleti soyanlar serbest, gaspçılar ve kapkaççılar yakalansa bile 2 gün sonra yine serbest , yani suçlular normal çalışmalarına devam edebilirken, ülkenin yetişmiş adamlarını suçlu oldukları bilinmeden yatır içerde… Nerde bu devlet… Derinlere mi daldı?


Yalnız birşeyi ıskaladılar…AB’ ye girip girmemeyi Şeyhülislam’a sorup fetva almadılar. Hani yarın kazayla AB’ye girersek falan bu soyut zata ayıp olmaz mı ?


AK pak belediyeler zaten tıkır tıkır çalışıyorlar, sistem müthiş…Anadolu’da birçok ilden sonra, rakı üretiminin ekonomik fayda ve istihdam yarattığı Tekirdağ ilimiz de dün kurtarıldı…Orda da içki yasaklandı…Anason kokusu çevreye zarar veriyormuş…
Ülkem halkına buyruğumdur…


Her kim ki iradeyi bağlayan, basireti dağlayan alkol gibi kafir bir şeyi kullana, görüldüğü yerde giderile…


Anason kokusu giderile, bütün anasonlar biçile…rakı fabrikaları yakıla…


Sıra yavaş yavaş İstanbul’a da gelecek ama nasıl denetleneceğini çözemediler.  Önce tedbil-i kıyafet konsepti ile, her hükümet üyesine birer koleksiyon hazırlanacak, sonra her gün başka giyilip çıkılacak Beyoğlu’na, Sağ eliyle içenin sağ eli koparılacak…Ağzıyla içenin ağzına biber sürülecek…Hem devlete de yeni istihdam kadroları yaratılacak…Prim usulü çalışacak muhbirler kadrosu kurulur, dolaştırılır sokaklarda…İçkili yakalanan falakaya…günde yüz sarhoş getiren muhbire cennette ekstradan 2 huri daha…Baksanıza AK Parti milletvekili açıkladı, son halifelerden Abdülhamit Efendi muhbirlerin getirdiği raporları okuyarak 33 yıl iktidarda kalmış…Al sana yerini garanti etmenin de yolu…Hem içki yasağı istihsale de helal fayda gelir…yani rakı ve şarap fabrikaları üzüm suyu, ya da şerbet fabrikasına dönüşür. Bira fabrikalarını da boza üretimine çeviriverirler. Memlekette herşey helal ya…helal gıda işlerine de giriyorlar ya zaten…yakında duyarsınız, ya da supermarketlerin camlarında yazar… helal et… halis Dubai danası…Helal bunlara…Helal olsun…Hatta helal et kombinaları yatırımı yapsınlar diye Arap ortaklara yeni iş alanları açılır helalinden…Dış sermaye çekilmesi hızlanır. Maliye bakanının bütün işleri de zaten helaldir ya…al sana helal bir gelir daha.


Sonra plajların düzene sokulmasına sıra gelir…Mesela Bodrum plajları çeşit çeşit tesettür çarşafları ve uzun donlardan oluşan zarif ve seçkin kolleksiyonlarla bir şekle şemale sokulur. Ne bu canım cıbıl cıbıl…Zamanında Çınarcık Esenköy’de pilot bir uygulama yapmıştı Başbakanımız…Oraya yazlığa giderdi Belediye Başkanıyken. Kadınlar hamamı falan diye anılırdı plajlar. Ülkem halkına duyurulur…her kim ki bikini gibi, mayokini gibi  , şort mort gibi, iradeyi sapıttıran şeylerle denize gire, görüldüğü yerde giderile…Böylelikle ülkemize yepyeni ülkelerden turist çekeriz…İran gibi, Arabistan gibi, Bahreyn gibi…Boşver Avrupa’lıyı , onlar zaten sarhoş, züğürt ve zaten yeterince gördüler ülkemizi…onlar bizi bozarlar….


Sonra sıra medreselerin açılmasına gelir…Yurtdışındaki Türk tarikat okullarındaki gibi, memleketi devralacak, pırıl pırıl gençler yetiştirilir…Hatta özelleştirilebilir bile…Özel Göltürkbükü Medresesi…Bitez Zaviyesi…Turgutreis Tekkesi…


Eh eğitim sorunu da çözüldü… Zaten memleketin başka sorunu mu var ? Bunlar memleketi düzeltiyorlar yahu…düzeltiyorlar, dümdüz edecekler…


Ridaniye ve Mercidabık zaferlerinin günleri bayram ilan edile…


Bir de hazineyi düzelttiler mi…al sana güllük gülistanlık bir ülke…O da kolay…


Ülkem halkına buyruğumdur…Kapıkulu askerlerime emrim ola…Tiz toparlanın…Kazaskerler boş oturmayın…


Bağdata sefer edile…Ordan ganimetlerle dönmeyenin kellesi vurula…


Al sana layık olduğu gibi yönetilen bir halk modeli.


Daha nasıl şirin olam, beni seçen bu bu halka
Bu halk zaten dilimlenmiş, doğranmış  halka halka…


zihniyetiyle  mesela yeni bir ÜMMÜ projesi, yani Ümmetin Maddi Manevi Üstünlüğü çalışmaları kapsamında geliştirilecek  önlemlerle bir daha da böyle demokrasi, cumhuriyet falan gibi aydınlık günlere dönme gafletine meydan bırakılmaz…Çünkü aydınlıklarda gizli kapaklı şeyler zor yapılıyor…


Erişir menzil-i maksuduna aheste giden
Tiz-i reftar olanın payına damen dolaşır…  


taktiğiyle yavaş yavaş buralara varıldı elhamdülüllah… Kapıldık gidiyoruz işte bahtımızın rüzgarına…Gazamız mubarek ola…Haydi allah rast getire…


Ha bir de iki ileri bir geri taktikleri var, mehter gibi…O da bir nabız yoklama usulü…Hani dün birşey deyip, bugün hayır öyle demek istemedim demek gibi…Bunu çok sık yapıyor Başbakanımız…Amatörlük mü, ustalık mı bilinmez. Ama en azından politikacılığı öğrendiler. Bu satırlar yazılırken bugün yine dünkü ulema beyanatını taça attı…Uzman demek istemiş canım…Bir daha Başbakan birşey söyledikten sonra 2 gün beklemeli…Ya da hiç yazmamalı en iyisi…Yazmanın neye faydası var ki…Alan memnun , satan memnun…Ümmet tatmin, halk süt dökmüş kedi gibi, vatandaş duyarsız. Devlet derinlere dalmış, çıkamıyor, Paşalarımız paşa paşa oturuyorlar…İşte üç beş kör sağır birbirlerini köşelerinde ağırlıyor o kadar…Muhalefet milletvekili haksızlık yapıyor, Başbakanlığı taşıyamıyor diye…Olur mu canım? Bu, en azından aldı cumhuriyet başbakanlık makamını , taşıyor sadrazamlığa…Zaten bu ülkede son yıllarda, başbakanlığı taşıyanlar o makamın hakkını verselerdi, bunlar iktidara taşınmazlardı… Bu ülkede yaşamak çok renkli. Mizah konusu ise maden zaten…Hele köşe yazmak için konu aramaya gerek yok, bir hükümet hizmeti olarak köşe yazarlarına, Hükümetin bizzat başı tarafından hergün konu servisi yapılıyor…Halkıyla bu kadar yakından ilgili başka hükümet nerde görülmüş? Bunu yabancı bir gazeteciye söyleyip hava bile atabiliriz, sizin başbakanlarınızda böyle mizahi konu servisi sistemi bile yok, siz ne renksiz bir ülkesiniz diye…


Metin Sözüçetin / metinsozucetin@yahoo.co.uk

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.