Nasreddin Hoca Kral TV’de

PAYLAŞ

Dar repertuarımızın suçlusunu yıllar sonra buldum: İspanyaymış!


İbrahim Tatlıses’e “Andalucía neresi ağabey?” diye sorsam herhalde “Urfa’da Andaluçya vardı da gitmedik mi Ekin’ciğim?” der ama aslında İspanya’nın 17 özerk toplumundan (comunidades autónomas) biri olan bu bölge hakkında farkında olmadan bir çok şey biliyordur. Örneğin başkenti Sevilla’nın futbol takımı Beşiktaş’ı UEFA Kupası’nda 3-0 yenmişti. Granada şehrinde Alhambra sarayı var. Flamenko müziği buradan geliyor.


Bölgenin yetiştirdiği en önemli gitarist olan Paco De Lucia (ki kendisi benim favori 5 gitaristimden biridir), 1994’de Guitar Player dergisine verdiği röportajda “Geleneksel İspanyol müziğinde dört akor vardır’ demiş. “Örneğin La minörden flamenko ritminde bu Am-G-F-E’dir”. Türk müzisyenler arasında bu akor yürüyüşü “İspanyol dörtlüsü” olarak bilinir.


Yani sol elinizin parmaklarını gitar üstünde 4 yere koymayı ve sağ elle de tıngırdatmayı öğrendiniz mi flamenko yapabilirsiniz. Ya da yaptığınızı sanırsınız! Bu bana bir Nasrettin Hoca hikayesini anımsattı. Hoca sazı eline alıp tek bir notaya basarak çalıyormuş. “Hocam herkes elini gezdirir, değişik notalara basar. Sen niye tek bir şey çalıyorsun?” diye sormuşlar. “Ben onların aradığı noktayı buldum” demiş. İspanyol’lar da bizim aradığımızı bulmuşlar.


Yunanlılar Kenan Doğulu’nun Shake It Up Shekerim adlı şarkısının kendi Eurovision şarkılarından araklandığını iddia edince bu konu aklıma geldi; bu ‘araklama’ işini örneklerle anlatayım dedim.


İspanyol dörtlüsünden etkilenmiş Bora Ayanoğlu adlı bir besteci, 1970’lerde Fabrika Kızı adlı şarkıyı yazmış ve Alpay bu şarkıyı kuşaklar boyu yaşayacak kadar meşhur etmiş. Ayanoğlu aynı yıllarda Yunus Emre’nin sözleri üzerine Yunus adlı bir şarkı daha yazmış ve 1975’de Nesrin Sipahi bu şarkıyı seslendirmiş. Yedi Karanfil’in yaklaşık 20 sene sonra kaydettiği yorumunu ise İstiklal Caddesi’nde yürürken duymamış olmanız imkansız! Ve tabi bir çok Türk filminde…


Grup Merdiven’in solisti Serhan Kelleözü seneler sonra aynı akorlar üzerine “Akdeniz Akşamları” adlı şarkıyı kurmuş ve hemşerisi Haluk Levent’in henüz İnternet yokken okullarda elden ele dolaşan kopya kasetleri ile ünlenmiş eser. Bu başarı başkalarına da ilham vermiş. 70’lerde henüz küçük bir çocuk olan Deniz Özbey de seneler sonra solistliğini yaptığı Vega adlı grupta “Bu Sabahların Bir Anlamı Olmalı” adlı enfes şarkıyı söylerken ağzı Yunus’un melodisine gidiyor örneğin.


Bugün Kral TV’yi açın; çıkan şarkılarin bir çoğunu İspanyol dörtlüsüyle ve kapo denen bir alet yardımıyla çalabilirsiniz. Hele çıkan şarkılar Yaşar ve Ege gibi gitar çaldığını bilmemizi isteyen birilerininse işiniz daha da kolaylaşır. Eee, Nasreddin Hoca’nın torunlarıyız ne de olsa. 500 yıl önce Andalucía’da Müslümanlar, İspanyalı Yahudiler ve Çingeneler tarafından beraberce ortaya çıkarılan bir müziğin akor yürüyüşünü bağrımıza basıp ne şarkılar yapmışız! Ve yapmaya devam ediyoruz…


Ya yabancı Pop’ta durum nasıl? 70’lerde İspanyol dörtlüsü yurt dışında da popülermiş. Örneğin Bob Dylan’ın bununla yaptığı “One More Cup Of Coffee” adlı şarkısını kim unutabilir? Şarkıları değil belki ama bu akor yürüyüşünü unutmuş yabancılar.


Bugün Amerika ve İngiltere’nin popüler müziğinde pek rastlamıyoruz Andalucía’nın etkilerine. Onların başka klişeleri var. Örneğin Marş Armoni tabir edilen akor yürüyüşü (Am-Dm-G-C-F-Dm-E) I Will Survive (Gloria Gaynor), It’s A Sin (Pet Shop Boys), I Love To Hate You (Erasure), Win The Race (Modern Talking) gibi şarkılarda görülüyor.


17’nci yüzyılda yaşayan Alman besteci Johann Pachelbel’in Canon (in D) adlı eserindeki akor yürüyüşünden de günümüz yorumcuları Sözlerimi Geri Alamam (Bulutsuzluk Özlemi), Go West (Pet Shop Boys), Rain And Tears (Demis Russos) gibi eserler türetmiş.


Akor yürüyüşünün daha karışık olması da kopyalanmaması garantisini vermiyor. Örneğin Hotel California (The Eagles), Jethro Tull’in 1969’da Stand Up albümünde yayınladığı We Used to Know adlı şarkısıyla neredeyse aynı. Hatta Jethro Tull’ın solisti Ian Anderson BBC’ye verdiği bir roportajda “hala telif haklarından gelecek parayı bekliyorum” gibi bir espiri yapmış.


Anlayacağınız Türk sanat müziğinde nasıl makamlar varsa Türk Pop müziğinde de klişe akor yürüyüşleri var. Dolayısıyla olay daha çok melodide bitiyor. O yüzden “bu şarkı şunun kopyası” demeden önce melodileri çıkarıp karşılaştırmak lazım. Aynı akorları kullanmışlar, hiç önemli değil.


Sorarlarsa “Nasreddin Hoca’nın yalancısıyız” dersiniz. Andalucía’dan Akşehir’e…


Ekin Çağlar
www.ekincaglar.com


 


Not: Siz sormadan söyleyeyim. Favori gitaristlerim
• Paco De Lucia – http://www.pacodelucia.org/
• Antonio Forcione – http://www.antonioforcione.com/
• Slash – http://www.slashonline.com/
• John McLaughlin – http://www.johnmclaughlin.com
• Al Di Meola – http://www.aldimeola.com
Bunlar hakkında bir gün birşeyler yazana kadar http://www.youtube.com/watch?v=I7ypeZ6R-t0 adresinden Mediterranean Sundance adlı şarkıyı dinleyebilirsiniz.


 

CEVAP VER