NATO izliyor, ABD vuruyor!

Bağdat semalarına bombaların düşmeye başladığı gecenin ardından iki yıl geçti. Firdevsi Meydanında Saddam’ın heykelini “terlikle” döven Irak halkının oluşturduğu  görüntü, Amerikan medyası tarafından tüm dünyaya  “ özgürlüğün başlangıcı” olarak servis edildi.


Tıpkı, Romanya’da  Çavuşesku devrilirken ellerinde “Çikita muzlarla” objektiflere özgürlüğün geldiğini işaret eden Romen halkı  gibi…


Dünya haklılarının özgürlük algısının sembollere, biçimlere, Coca Cola’ya, Çikita muza ve naylon terliğe indirgenmesiyle paralel olarak, NATO ve Pentagon çıkışlı  bir “psikolojik yönlendirme projesinin” de varlığından haberdar olduk.
 
PSİKOP, ya da diğer adıyla; Kamu Diplomasisi ve Psikolojik Operasyonları. Bush ve çetesinin, Irak’ı  ve Ortadoğu’yu işgal etme sürecinin başlamasıyla birlikte, başta Türk medyası olmak üzere; Ürdün, Mısır ,Katar ve BAE ‘nin de aralarında olduğu kimi körfez ülkelerinin medyası üzerinde başlatılan bir yanılsama operasyonu.


Hatırlanacağı üzere, birinci teskere’nin Meclis’te oylanmasına az bir süre kala, Türk medyasının kaleminden kan ve şirret damlayan kimi köşecileri , kamuoyunu yönlendirmeye kalkmış ve Amerikan çıkarlarını Bush ve  çetesinden daha fazla savunur olmuşlardı. Büyük gazetelerimizin Amerikan  çıkarlarını savunan yazarları, büyük bir diplomasi operasyonu başlatmış, adeta; hükümeti kontrol etme noktasına vardırmışlardı işi …
  
İşte tam o günlerde; Beyaz Saray’da, Pentagon’da ve NATO karargahlarında; Irak’ın işgali ve Ortadoğu’nun nasıl şekillendirileceği üzerine hararetli tartışmalar  yapılmaktaydı. Son yıllarda, strateji uzmanlarımız ve Amerikancı köşecilerimiz tarafından çok sevilen ve her fırsatta dile getirilen ifade ile, “ beyin fırtınası”  estirilmekteydi. 


NATO’nun  stratejistlerinden olan, Yarbay Steven  Collins, Irak’ta gerçekleştirilecek işgalin ardından dünya kamuoyunu ve özellikle Irak halkını bu süreçte nasıl etkileyeceklerini şöyle anlatıyordu:


“Önümüzdeki dönemde analistlerin 20 Mart tarihindeki Irak rejimini devirme teşebbüsünden 15 Nisan’da Tikrit’in düşüşüne kadar olan 27 günlük dönemin her boyutunu inceleyip çeşitli dersler çıkaracaklarına hiç şüphe yoktur. NATO açısından önemli sonuçları olacağı için üzerinde durulması gereken konulardan biri, Koalisyon güçlerinin dış dünyanın, özellikle de Irak’a Özgürlük operasyonundan önce, operasyon sırasında, ve operasyondan sonra Irak’ta bulunan yabancıların tutum ve düşüncelerini etkilemek için kullandıkları yöntemlerdir.


“Algı Yönetimi” yabancıların tutumlarını ve tarafsız düşünme yeteneklerini etkilemek için girişilen her türlü eylemi kapsar, ve Kamu Diplomasisi, Psikolojik Operasyonlar (PSYOPS/PSİKOP), Kamu Bilgilendirme, Aldatma, ve Gizli Eylem faaliyetlerinden oluşur. Irak’a Özgürlük Operasyonunda bunlardan özellikle ikisi dikkat çekmiştir: yürütülen politika, amaç ve eylemlerin içeriği ve haklılığı konusunda dış dünyayı ikna etmek için bilinçli olarak yürütülen çabalar (Kamu Diplomasisi), ve dış dünyayı etkilemek ve fikirlerini değiştirmek için yürütülen faaliyetler ve özellikle medyanın bu yönde kullanımı (Psikolojik Operasyonlar).”


ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Politika Grubu da Beyaz Saray, Dışişleri Bakanlığı Kamu Diplomasisi Dairesi ve Pentagon tarafından geliştirilen politika ve mesajların koordinasyonunu yürütüyor. Bu üç organ,  Amerika’nın 1980’lerden sonraki en iyi koordine edilmiş, en iyi kaynaklara sahip stratejik algı yönetimi yapısını ortaya çıkarmışlardır. Bu yapı İslam dünyası üzerine odaklanmış ve sadece Orta Doğu için 750 milyon dolarlık bir fon ayrılmıştır.


Irak’ın işgali süresince bekledikleri sevinç çığlıkları yerine direnişle karşılaşan, PSİKOP(AT)lar , bu konuda Arap dostlarında da yardım talebinde bulunurlar. İşgal süresince, CNN’in tekelinin ırılması ve  başta El Cezire olmak üzere diğer Arap televizyonlarının  dünya kamuoyu tarafından ilgiyle takip edilmesi,  PSİKOP(AT)lar’ı yeni arayışlara yönlendirir.


Yarbay Collins, bu konuda da şunları söyleyecektir:  “ …Dünya kamuoyunu etkileme çabalarını zorlaştıran faktörlerden biri bugün haber kaynaklarının çok fazla olmasıdır. Özellikle de uydudan yayın yapan televizyon haber merkezleri ve internet bağlantıları nedeniyle düşünce ve tutumları global ve hatta yerel boyutta dahi etkilemek zorlaşmıştır. Haber kaynaklarının sayısındaki patlama izleyicinin haberleri kendi önyargılarını ve fikirlerini destekleyen kaynaklardan takip edebilmesini kolaylaştırmıştır. CNN yayınlarının kendi görüşüne ters düştüğüne inanan bir Arap izleyici uydudan yayın yapan Arap El Cezire haber kanalından dünya haberlerini kendi görüşüyle daha tutarlı bir açıdan izleyebilir.”  


Arap kanallarının bu çıkışına alternatif olarak, “yerleştirilmiş” muhabirler devreye sokulur.  Ve alternatif yayın yapan tüm diğer medya kuruluşlarının yayınları, Irak içindekinden ziyade  dışarıda daha çok etki  yarattığından, elektronik yöntemlerle durdurulmaya çalışılır. Başta  “Radyo Sawa” olmak üzere, Enformasyon Radyosu ve İngiliz ordusunun güdümünde yayın yapan  “Nahrain” (İki Nehir) adlı radyo istasyonları devreye sokulur.  Bütün bu kamuoyu oluşturma ve yanıltma faaliyetleri “Beyaz Psikop” olarak adlandırılırken, devreye CIA’nin de girmesiyle “Siyah Psikop” diye adlandırılacak olan  başka bir operasyon başlatılır.


Tikrit bölgesinde yaşayan Saddam’a bağlı halkı  kendi taraflarına çekmek için Saddam yanlısı yayın yapacak olan “Tikrit Radyosu” yayına başlar. Tirit Radyosu , başta rejime bağlı direnişçiler tarafında yönetildiğini iddia edecek, açıkça Saddam’ı destekleyen yayınlar yapacak ve birkaç hafta içinde ise, Saddam’ın bazı uygulamaları hafiften eleştirerek, rejime bağlı halkın bu eleştirilerin kaynağı konusunda asla şüphe etmemesi sağlanacaktı.  Sabit verici istasyonlarının yanı sıra, havadan EC-130E Commando Solo uçağından  yapılan radyo yayınları da devreye sokulur.


Hem Radyo Sawa’da, hem de havadan yayın yapan radyo vericilerinde aynı yöntem uygulanır;  Amerikan algılaması doğrultusunda kısa haberler,  Amerikan kültürü çağrıştıran sırnaşık sunucular eşliğinde Arapça espriler, bolca popüler müziğin arasına  serpiştirilen Amerikan bakış açısını yansıtan anonslar.  Shakira’lı, Eminem’li, Ricky Martin’li, Britney Spears’li  ve daha bir çok Amerikan pop idolünün arasında “Amerikanlaşmak” için  adeta  “kıçını yırtan” Arap popçuları; feryat figan bağırıyorlar.


Amerikan  PSİKOP’larının  radyo vericilerinin etki alanı sadece Irak ve Ortadoğu ile sınırlı kalmıyor. TRT radyolarının bile , bir duyulup bir kaybolduğu Kaş kıyılarında ve  Türkiye’nin neredeyse tüm  güney coğrafyasından  dinlenilebiliyor. Arap kültürünün, sadece Mezdeke ve hurma’dan ibaret olduğunu düşünen bir kitle; her akşam kulaklarını  Amerikan radyosundan gelen Arap –Amerikan müziğinin nağmelerine verip, tempo tutuyorlar …


İzletilenin; izleyen üzerinde denetim kurduğu bir süreçte, kulaklarınıza çalınan seslere, özünüze düşen görüntülere dikkatlice bir daha bakın. Zira Amerika sizi izliyor olabilir.


Yarbay Collins’in açıklamaları, Nato Rewiev (Yaz – 2003) dergisinde yayımlanan “Zeka oyunları” başlıklı makalesinden alınmıştır.


yavuzyusuf@superposta.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.