Naylondan yapılan bu akıl dışı gölet hemen kaldırılmalı!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Denizli-Acıpayam’daki Olukbaşı Kanyonunda belediye eliyle sera naylonuyla yapılan gölete bilim insanlarından tepki geldi: “Akıl dışı ve çok tehlikeli olan bu yapay gölet ortadan kaldırılmalı!”

Denizli’nin Acıpayam ilçesinde bulunan Olukbaşı-Benlik kanyonunda Acıpayam Belediyesi tarafından yapılan peyzaj düzenlemesi tepki çekti. Mesire yeri statüsündeki kanyonu 2040 yılına kadar kiralayan belediyenin, kanyon çıkışındaki dere yatağının zeminine sera naylonu döşeyerek yapay göletler yapmasının çok tehlikeli olduğunu dile getiren Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, “Yapay alanlarda suyun akışının engellenmesi ve dolgu malzemeleriyle yapılan bu tür ilkel oluşumlarının çok kısa sürede mavi-yeşil alg üretimini artıracaktır. Bu tür sular çok çabuk kirlendiklerinden toksik etki yaratmaktadır. Bu nedenle bu doğal alanda öncelikle akıl dışı ve çok tehlikeli olan bu yapay gölet ortadan kaldırılmalı, suyun doğal akışına engel olunmamalı. Ayrıca bu alanlar insan ve yapılaşma baskısından arındırılmalıdır. Plansız ve sağlık koşullarına uygunluğu tartışılacak, insanların ihtiyaçları karşılayacak düzenlemeler mobilize yapılarla yerine getirilmelidir” görüşünü dile getirdi.  

Acıpayam ilçesine bağlı Olukbaşı ve Benlik mahalleleri arasında yer alan kanyon, geçtiğimiz Şubat ayında Denizli Orman Bölge Müdürlüğü tarafından Acıpayam Belediyesi’ne kiralandı. ‘B Tipi Mesire Yeri’ statüsünde olan kanyonun işletme hakkını 2040 yılına kadar elde eden belediye, bu doğal alanı turizme açmak için girişime başladı.

DERE YATAĞINA SERA NAYLONU DÖŞEYİP GÖLET YAPTILAR

Kanyona ziyaretçi çekmek ve yerel halka turizm geliri sağlamak amacıyla başlatılan peyzaj çalışmaları kapsamında kanyonun olduğu bölgeye yürüyüş yolları ve seyir terası inşa edildi. Ancak kanyon çıkışında görsel zenginlik oluşturmak amacıyla dere yatağına sera naylonu kaplayarak yapay göletlerin inşa edilmesi tepkilere neden oldu.

TTKD BİLİM DANIŞMANI KESİCİ: ‘İNANILMASI GÜÇ BİR DÜZENLEME’

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı ve SDÜ Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Dr. Erol Kesici, Olukbaşı-Benlik Kanyonu dere yatağı üzerinde zemini sera naylonuyla kaplayıp gölet yapmanın inanılması güç ve aklın almayacağı bir düzenleme olduğunu belirterek, “Adı üstünde sera naylonu. Sera naylonlarının kullanım amacı ısı ve ışık etkisidir. Doğal alanlara kimyasal türevli yapı malzemeleriyle havuz, gölet ve benzeri yapay su alanları oluşturmak bu alanların doğasına, döngüsüne ve yaşamına müdahale etmek, sekteye uğratmak demektir. Sera naylonuyla yapılan gölet öncelikle buranın iklimini değiştirecektir. Isı ve sıcaklık artışı farkı nedeniyle mikro kliması ve biyolojik yapısı etkilenecektir. Mikro plastik artışına neden olarak tehlikeli atık oluşumuna ve doğaya yayılmasına neden olmaktır. Buna kim akıl verir, kim izin verir anlamak çok zor” diye konuştu.

SALDA GÖLÜNDE YAŞANAN SÜREÇTEN DERS ALINMADI

Türkiye’nin göl ve sulak alanları konusunda yaklaşık 35 yıldır bilimsel çalışmalar yürüten Dr. Erol Kesici’nin Burdur’daki Salda Gölü’nde yapılan hatalı uygulama ve girişimlere yönelik yaptığı uyarıların birçoğu bugün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından da uygulamaya konulmuş durumda. Beyaz adalar bölgesine giriş yasağı, bu alanda sigara içilmesinin engellenmesi ve hidromanyezit oluşumlara ayakkabıyla basılmaması yönündeki uyarılar bunlardan bazıları. Ancak Türkiye’nin su kanununu konuştuğu bir dönemde Acıpayam’dan gelen görüntüler, yetkililerin Salda Gölü deneyiminden yeterince ders almadığını ortaya koyuyor.

‘DOĞA PARA İÇİN ÖNCE KİRLETİLİYOR SONRA DA TERK EDİLİYOR’

Yapay göletlerle gündeme gelen kanyonu şekillendirenin su olduğuna işaret eden Dr. Erol Kesici, “Para için doğal yapının değiştirilip dönüştürüldüğü alanlar çok kısa sürede önce orada yaşayan canlılar için, sonrasında da yok edici insan etkileri nedeniyle ‘kirletilerek’ terk edilen alanlara dönüşüyor. Daha sonra bu alanları iyileştirmek için yapılan harcamalar bir yana doğanın eski haline dönüşü orayı terk etseniz dahi çok uzun zaman alıyor. Doğaya yapılan bu tür müdahaleler ve insan etkilerinin canlıların yaşamına verdiği zararlardan hala ders alınmış değil” ifadelerini kullandı.

‘YAPAY GÖLET YABAN HAYATINA ZARAR VERİR’

Sera naylonunun ömrü ve dayanıklılığının az olduğuna da işaret eden Kesici, bilgileri aktardı: “Bu tür naylonların başta börtü böcek olmak üzere mikroorganizmalarda ışık etkisi nedeniyle yaşamsal kayıplara ve farklılaşmalara neden oluyor. Aynı zamanda güneş ışınlarının muhafaza edilmesi nedeniyle ısı değişimi ve yanı sıra plastik malzemelerindeki kimyasalların su kalitesi ve sudaki yaşam için tehlikeli olduğu da biliniyor. Bu uygulama, orada yaşayan bitkilere, kuşlara yaban hayatına büyük zararlar verecektir.

‘AKIL DIŞI GÖLET ORTADAN KALDIRILMALI’

Yapay alanlarda suyun akışının engellenmesi ve dolgu malzemeleriyle yapılan bu tür ilkel oluşumlarının çok kısa sürede mavi-yeşil alg üretimini artıracaktır. Bu tür sular çok çabuk kirlendiklerinden toksik etki yaratmaktadır. Bu nedenle bu doğal alanda öncelikle akıl dışı ve çok tehlikeli olan bu yapay gölet ortadan kaldırılmalı, suyun doğal akışına engel olunmamalı. Ayrıca bu alanlar insan ve yapılaşma baskısından arındırılmalıdır. Plansız ve sağlık koşullarına uygunluğu tartışılacak, insanların ihtiyaçları karşılayacak düzenlemeler mobilize yapılarla yerine getirilmelidir.”

EŞSİZ GÜZELLİĞİN NEDENİ ‘DOĞAL’ OLARAK KALABİLMESİ

Milyonlarca yıldır varlığını sürdüren ve günümüze kadar ulaşan doğal alanların eşsiz güzellikte ve albenili olmasının nedeninin “doğal” olarak kalabilmelerinden kaynaklandığının altını çizen Dr. Erol Kesici, “Burada yapılmak istenenler, ‘bu gün ben kullanayım, para kazanayım, yarına ne kalırsa kalsın’ mantığıyla uygulamaya konuluyor. Doğanın, suyun akışına zarar vermek, bindiğin dalı kesmek, altın yumurtlayan tavuğu kesmek, doğal döngüye çomak sokmak anlamına geliyor. Artık günümüzde bu tür ilkelliklerden vazgeçilmelidir” görüşünü dile getirdi.

Öte yandan Acıpayam Belediye Başkanı Hulusi Şevkan, Covid-19 pandemisi nedeniyle kanyonun Mayıs ayı sonuna kadar ziyaretçi girişine kapatıldığını açıkladı.

Önceki haberFalezlerin ışıklandırmaya değil, korunmaya ihtiyacı var!
Sonraki haberİngiltere’de can kaybı 10’a düştü, 70 yaş üstü vakalarda büyük düşüş
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 × 1 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.