Üçüncü Dünya Savaşı başladı (II)

Yeni Paylaşım Savaşları

Üçüncü Dünya Savaşı üzerine kaleme aldığım yazı dizisinin ilk makalesinde, genel bir çerçeve çizerek savaşın neden ve nasıl başladığını açıklamıştım. Bu yazımda ise savaşın taraflarını daha ayrıntılı ele almaya çalışacağım. Bir sonraki makalede ise savaşın Türkiye’ye yansımalarını değerlendireceğim.

100 yıllık bir küresel paylaşım süreci sona ererken, geçmişte Orta Doğu sınırlarını çizen Skyes-Picot’un ortakları ve aralarındaki ilişkileri de daha net anlaşılmaya başladı. Bu süreçte, Orta Doğu’daki İngiliz etkisi ile Afrika’daki Fransa etkisi üzerinde yaşanan gelişmeleri rahat biçimde gözlemleme olanağı bulduk. Yeni süreçte ise ABD ve bu gücü kontrol eden küresel banka-finans sermayesinin gizli ve etkili hamlelerini görmekteyiz. Bu süreçte, dünyanın her yerinde etkili bir güç olan CIA da etkin rol oynamaktadır. Bunun karşısında ise İngiltere ve eski düzenden pay alan ortakların karşı hamlelerini görmek mümkündür.

Her yeni dönem, buna devrimler de dahildir, “Kazananlar” ve “Kaybedenler” biçiminde iki ayrı blok oluşturur. Savaş bitmeden, bu blokların hamleleri de asla bitmez. Bugünlerde yeni paylaşım savaşının aktif aşamasında olduğumuz için yer değiştirmeler ve süreçten pay kapmak isteyenlerin çelişkili hamleleri nedeniyle gelişmeleri net biçimde yorumlamakta sıkıntılar çekebiliriz. Bu yazı dizisini kaleme almanın nedeni de bu konuda yaşanan kafa karışıklığını ortadan kaldırmaktır. Bu açıdan, yeni paylaşım savaşında Rusya’nın ya da Çin’in rolünü anlamak çok kolay olmadığı gibi, bu aktörleri sıfatlandırarak analizler yapmak da bizleri yanlış sonuçlara götürebilir.

Her şeyden önce, Üçüncü Paylaşım Savaşı’nın ardındaki güçlerin iyi belirlenmesi gerekir. Bu savaşta temel aktör, ABD’nin de varlığını kontrol eden banka-finans sermayesini bir kenara yazalım. Düzeni değiştirip yeni paylaşımı isteyen ve başlatan, bu güçlü aktördür. Eski düzenin sürmesini isteyenler ise eski yapıdan ya da paylaşımdan çıkarları olan, bu çıkarları sürdürmek kararlılığında olan güçlerdir. Sürecin diğer halkası ise eski paylaşımdan çıkarları olmayan, ancak yeni paylaşımda çıkar elde etmek isteyen Almanya gibi ülkeler bulunmaktadır. Tarafsız konumda dışarıda kalan, ancak savaşta bir tarafa yakın durarak çıkar elde etmek isteyen güçleri de unutmamak gerekir.

ABD, salt anlamda tek bir güç olarak görülürse, analizlerimizde yanılgıya düşeriz. Böylesi bir durumda, FBI ve CIA arasındaki çatışmayı ve bu çatışmayı yaratan perde arkasındaki güçleri anlayamayız. Bu noktada, ABD içindeki çatışmanın her iki tarafından yana olan güçler bulunmaktadır. Bu demek değildir ki, ABD, çatışmada tarafsız kalacaktır. Bugün ABD aygıtını kontrol eden banka-finans sermayesinin, mevcut ABD politikalarını belirlediği gerçeğini göz ardı etmememiz gerekir.

Üçüncü Dünya Savaşı’nın en büyük sonucu, ABD’nin parçalanması ve ondan daha yakın bir gelecekte de Avrupa Birliği’nin tarihe karışması olabilir. Bu kaotik sonuçlar, savaşın uzun erimli ve yıkıcı etkiler yaratmasını kaçınılmaz kılıyor. Bütün bunlar yaşanırken, başta Orta Doğu olmak üzere Asya ve Afrika kıtasında ciddi sınır değişiklikleri olması ise çok daha yakın bir olasılıktır.

Mevcut Orta Doğu yapısını ve Birinci ve ardından İkinci Dünya Savaşı’nda belirlenen sınırların korunmasını isteyen temel gücün İngiltere olduğu anlaşılmaktadır. Banka-finans sermayesi ise üretimden kopmuş, rakam oyunlarıyla ayakta tutulmaya çalışılan, ulus-devletlerin gücüyle tehdit altında bulunan çıkarlarını sürdürülebilir kılmak için yeni bir paylaşıma ihtiyaç duymaktadır. Bu süreçte AB’nin çözülmesi, ABD’nin bölünmenin eşiğine gelmesi ve birçok Asya-Afrika ülkelerinin savaşın girdabında felakete sürüklenmeleri, banka-finans sermayesinin çok da umurunda değildir.

Savaşın bir tarafında mevcut statükoyu korumaya çalışan İngiltere, ulus-devletler- Putin Rusya’sı ve onların yarattıkları küresel gizli örgütler ve silahlı güçler bulunurken; diğer tarafta ise yeni bir dünya düzeni yaratmaya çalışan banka-finans sermayesi ile yeni paylaşımdan pay kapmaya çalışan Almanya, İsrail, sürekli kontrol altında tutulan Suudi Arabistan ve küresel banka-finans imparatorluğunun ucuz emek piyasası olan Çin gibi devletler bulunmaktadır. Bugün için Rusya ve Çin’in birbiriyle karşıt iki kampta bulunması ya da geçmişteki acı deneyimler ile yan yana bulunmaları tezat oluşturacak olan Almanya ve İsrail’in aynı çizgide buluşması hepinize çelişik bir durum gibi görünebilir. Ne var ki, bir dünya savaşı yaşanmakta ve savaşın dışında kalacakları nasıl bir geleceğin beklediği çok da belirgin görünmemektedir. Bu nedenle, ilerideki günlerde her gücün savaşın bir yanında yer tutma noktasına geleceği görülecektir.

ABD içinde eskiden beri iki ayrı gücün mücadele verdiği bilinmektedir. Bir yanda, ABD’nin can damarlarını kontrol eden küresel banka-finans patronları bulunurken (bunlar aynı zamanda İsrail ve Almanya ile küresel kuruluşlar olan IMF, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler’i de kontrol etmektedir); diğer tarafta ise üretimden kazanç elde eden silah sanayi, uçak sanayi, petrol endüstrisi gibi dev şirketler ve bunların denetlediği güçler bulunmaktadır. Küresel banka-finans gücünün CIA’yı elde tutmasına karşın, üretimden kazanç elde güçlerin de FBI’yı kontrol ettiği ve artlarında İngiltere gibi güçlü bir ülke olduğu unutulmamalıdır. Bu güçlerin savaşı, geçen yüzyıldan bu yana sürmekte ve bazen küresel terör olayları ve küresel terör örgütleri ile birbirlerine mesajlar ilettikleri sıkılıkla görülmektedir.

ABD içindeki çatışma, aslında dünyadaki çatışma ve paylaşım savaşını tetikleyen en önemli gelişmedir. Bu çatışma nedeniyledir ki, El Kaide ve IŞİD gibi terör örgütleri ortaya çıkmış, Arap-İsrail çatışması bugüne kadar taşınmış, Filistin özgürlük hareketi ikiye bölünmüş, 11 Eylül saldırıları gerçekleşmiş, Türkiye ve Fransa’da çok trajik terör eylemleri gerçekleşmiştir. Bu çatışma anlaşılmadan, dünyadaki terör örgütlerini, terör olaylarını, Kennedy suikasti gibi karanlıkta kalan olayları anlamak mümkün değildir.

Toparlarsak, “yeni paylaşım savaşı” ismini verdiğimiz Üçüncü Dünya Savaşı, bazı ülkeler özelinde ve bazı terör örgütleri kullanılarak devam etmektedir. Topyekün bir dünya savaşına dönüşmesini ise beklememeliyiz. Bu noktaya gelindiğinde, yeni bir küresel anlaşmanın ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır.

Yeni dünya savaşında tarafların üçe ayrıldığını görüyoruz. Savaşı başlatan taraf; küresel banka-finans sermayesi ve bunların kontrol ettiği, CIA, İsrail, Almanya, Suudi Arabistan ve kontrolünde olan bazı İslami mezhepler, zaman içinde aralarına daha aktif katılacak olan Çin gibi devletlerdir. Diğer tarafta ise mevcut sistemi sürdürmeyi çıkarlarına daha uygun gören İngiltere, Rusya, İran ve kontrol ettiği bazı İslami gruplar, ulus-devlet yapılanmalarını korumaya çalışan ülkeler bulunmaktadır. Üçüncü tarafta ise şimdilik tarafsız kalan, ancak zamanla bazıları taraf olmak zorunda kalacak olan Bağımsızlar grubu bulunmaktadır.
Serinin diğer makalesinde, yaşanan yeni paylaşım savaşında Türkiye’nin durumunu ele alacağım. Sağlıkla ve iyilikle kalın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.