Üçüncü dünya savaşının ayak sesleri

gördüğümüz perde önündeki ilişkilerin dışında pede gerisinde ayrıntılı planlar ile dünyanın yönetiliyor ve yönlendiriliyor oluşudur.
 
İsrail’in Hamas’ın ateşkesi bozmasını bahane ederek Gazze’ye ağır silahlar ile saldırmasının ardındaki nedenleri, bir komplo teorisi ile açıklamaktan başka seçeneğimiz olduğunu sanmıyorum.


İsrail’in Hamas’a savaş ilan etmesi ve ağır bombardıman sonrasında kara harekâtına başlamasını, komplo ötesi bir teoriyle açıklamaya çalışacağım. Bu teorim, uzun sürecek bir Üçüncü Dünya Savaşı’nın başlatılmış olduğudur.


Dünya savaşları incelendiğinde, bu uzun süreli ağır savaşların bir paylaşım mücadelesi olduğu ve daha çok da ağır ekonomik krizler sonrasında geldiğidir.


Bugünlerde de başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere dünyada aşılamaz bir finans sektörü kaynaklı ekonomik kriz yaşanmakta ve giderek derinleşmektedir.


Ağır ekonomik kriz ve paylaşım mücadeleleriyle gelişen dünya savaşları, mantıklı hareket etmenin ortadan kalktığı, insanca düşünme olanaklarının yitirildiği ve yeni bir dünya düzeni yaratma çabasına dayalı insanlık dışı bir yıkımdır. Dünyadaki kamplaşma ortamının ortadan kalkmasıyla derin bir krize giren kapitalist sistem, yaşadığı ağır ekonomik kriz atmosferinin de etkisiyle dünyada yeni bir siyasal-ekonomik denge yaratmak çabasıyla harekete geçmiş olup kriz atmosferini de bu biçimde atlatmayı planlamaktadır.


Üçüncü Dünya Savaşı’nın ilk adımı, ABD destekli güçlerin Ortadoğu’ya saldırarak enerji kaynaklarını denetimi altına almaları ve bu süreçte enerji kaynaklarına sahip bütün ülkeleri ve bölgeleri savaş çekmeleri olacaktır. Bu süreçte Rusya’nın ve petrol zengini Arap ülkelerin bu savaşın dışında kalmaları düşünülemez.


Üçüncü Dünya Savaşı’nın İlk Adımı : İran


Üçüncü Dünya Savaşı, Orta Doğu enerji kaynaklarını ele geçirme planı ile ortaya çıkacaktır. Bunun ilk adımı da ABD-İsrail-İngiltere ittifakının İran’a saldırması ile gerçekleşecektir. Buna direnç göstermesi beklenen Fransa’da da ABD destekli bir yönetim işbaşına getirilmiş bulunmaktadır. Bu süreçte en büyük engel, Almanya’nın hangi kampa katılacağı olacaktır.


ABD ittifakı, büyük Orta Doğu projesi ekseninde Orta Doğu enerji kaynaklarını ele geçirme hareketine girişmek için öncelikle İran’a saldıracaktır. Daha önce Afganistan ve Irak’ın işgal edilmesi de bu projenin ilk ayağını oluşturmuş ve Afganistan ve Irak işgal edilerek İran’a müdahalenin yolu aralanmıştı. Bu ülkeler, Orta Doğu’da yaratılacak bir savaşta ABD ittifakına direnç gösterecek unsurların güçlü olduğu ülkelerdi.


Niçin İran ?


ABD Dışişleri Bakanlığı”nda İran müdahalesinin çalışmaları uzun süredir planlı biçimde yürütülmektedir. İlk aşamada örtülü müdahaleler yoluyla sıcak çatışmaya elverişli ortam yaratılmak konusunda son hazırlıklar tamamlanmıştır. Bu çalışmaların başında bulunan kişi, ABD Başkan Yardımcısı konumunda bulunan, ancak gerçekte ABD Başkanı rolünde bu çalışmaları organize etmiş olan Dick Cheney’dir. Cheney ailesinin bir üyesi olan kızı, bu merkezin başında 5 yıldır yürütülen çalışmaların başında bulunmaktadır.


2008 yılı içinde Türkiye”yi ziyaret eden Dick Cheney, beraberinde uzman bir savunma ekibiyle ülkeye gelmiştir. Peki, Cheney, kimlerle ve ne tür görüşmeler yapmıştır ? Dick Cheney”nin Türkiye ziyaretinde bilinmeyen nokta, Genel Kurmay ziyaretidir. Beraberindeki İran müdahalesi uzman grubuyla Genel Kurmay Başkanlığı”nı ziyaret eden Dick Cheney, Türkiye”den İran müdahalesi konusunda açık destek istemiştir. Aynı ziyarette Cheney, aynı tarihlerde Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı”nda da aynı yönde görüşmeler gerçekleştirmiştir.


Bütün bu planlara rağmen Türkiye, İran müdahalesine açık biçimde soğuk bakmaktadır. Bu konu, Başbakan Erdoğan’ın Amerika ziyaretinde de gündeme gelmiş ve Erdoğan ile Başkan Bush, baş başa görüşmelerinde bu konuyu ele almışlardır. Daha önceki bir yazımda, Erdoğan-Bush görüşmesinde İran konusunun ele alındığını açık biçimde dile getirmiştim.


İran müdahalesi konusunda Türkiye’yi ikna edemeyen Bush yönetimi, terör ve Kuzey Irak kartlarını kullanarak Türkiye’yi bu projeye dâhil etmeye çalışmaktadır. Ne var ki, Türkiye’nin bu konudaki endişesi, İran’a yapılacak bir müdahalenin Türkiye’yi de sıcak bir çatışmanın içine çekmesi ve bu durumda da iç karışıklıklar yaratılarak ülkenin bölünmeye çalışılması yoluna gidilme olasılığı, ayrıca savaşın bölgedeki geniş Şii kuşağı aracılığıyla bütün Orta Doğu’ya yayılma endişesidir. Bu nedenler, Türkiye’yi savaş dışında kalmaya itecek güçlü nedenlerdir.


Cheney’nin Genel Kurmay ziyaretinden de İran konusunda destek çıkmayınca, ABD, Türkiye’de bir kriz atmosferi yaratarak Hükümet ve TSK’yı yıpratmaya çalışmaktadır. Bu süreçte ABD destekli odaklar, Türkiye’de yönetim içinde kamplaşmalar yaratarak İran müdahalesine destek bulma uğraşısı içine girmişlerdir.


ABD’nin İran müdahalesinin, Demokrat Başkan Obama’nın döneminde gerçekleşecek olması da sürpriz sayılmamalıdır. Obama’nın Savunma Bakanlığı’nı sürpriz biçimde eski Cumhuriyetçi ekibe teslim etmesinin ardında yatan neden de budur.


Türkiye açısından İran’a olası ABD müdahalesi, kısa dönemde birkaç açıdan kazançlı çıkılacak gibi görünse de birçok açıdan sakıncalı durumlar yaratacaktır. Bölgede güçlü, nükleer güce sahip ve rejim ihraç etmek noktasında tehdit olarak görülen Şii bir İran, Türkiye açısından bir tehlike olmaya devam etmektedir. Buna karşın, bölgedeki sıcak bir çatışmanın İncirlik üssü başta olmak üzere Türkiye’ye de sıçrama olasılığı güçlü görülmektedir. Bunun da ötesinde ABD’nin üçüncü dünya savaşı projesinde aktif biçimde rol yüklenmeye çalışılan Türkiye, bu noktada kendini bir anda savaşın içinde bulabilecektir. Bu savaştan kaçınmak lüksü olup olmadığı da başka bir tartışma konusudur.


AB-ABD ittifakının uzun yıllar boyunca desteklediği ya da göz yumduğu terör örgütü konusunda sürpriz biçimde işbirliği noktasına gelmesi ve Kuzey Irak yönetimini de bu konuda işbirliğine zorlaması, ittifakın Orta Doğu planları ile bağlantılıdır. Aynı doğrultuda, ABD’nin Türkiye’yi arabulucu yaparak İsrail-Suriye barış görüşmeleri başlatması karşılığında Suriye’nin ABD’nin olası bir İran müdahalesinde tarafsız kalmaya zorlanması girişimleri, Cheney’nin Türkiye’deki gizli temasları, İngiliz Kraliçesinin beklenmeyen Türkiye ziyareti, Cumhurbaşkanı Gül’ün sürpriz Japonya ziyareti gibi gelişmeleri, ABD’nin İran müdahale planlarından bağımsız olarak değerlendirebilmek mümkün değildir.


İsrail’in Gazze Saldırısı


Bu süreçte İsrail’in Gazze saldırısı nasıl değerlendirilmek durumundadır ?


Orta Doğu’da geniş kapsamlı bir savaşa yol açacak olan ABD-İran savaşı, İsrail’i ister istemez içine alacaktır. İran, bu konuda net açıklamalar yaparak ABD müdahalesi durumunda İsrail’i vuracağını açıklamış ve planlarını buna göre yapmıştır. Ayrıca, bu savaşta İsrail’in ABD’nin yanında aktif olarak savaşa girmemesi de düşünülemez.


İsrail’in aktif katılacağı bir savaş öncesinde sınırlarını kontrol altına alması ve savaş durumunda sınırlarından gelecek her türlü tehdidi ortadan kaldırma planı yapması sürpriz karşılanmamalıdır. Bu durum, Gazze saldırısının gerçek nedenidir.


İsrail, olası İran müdahalesinde savaşa aktif olarak katılacağı için sınırlarında sıcak çatışmalar olacağını hesap etmekte ve bu çatışmanın tarafı olacak olan Hamas’ı güçsüzleştirmek ve mümkünse ortadan kaldırmak isteyecektir. Bu nedenle, İsrail’in Gazze saldırısı, ABD ittifakının Orta Doğu planları ve İran müdahalesinden bağımsız olarak düşünülemez.


Sırada Suriye mi Var ?


ABD ittifakının İran’ı etkisiz hale getirmesi durumunda sırada Suriye olacaktır. Bu nedenle, Suriye’nin bir İran müdahalesine sıcak bakması düşünülemez.


İran müdahalesinde bölge ülkelerinin çatışmalara dahil olmaması için zaman kazanmak uğraşına girecek olan ABD ittifakı, İran’a saldırı esnasında yeni bir cephe açmamak için Suriye’nin ilk aşamada tarafsız kalmasını beklemektedir.


İran tehlikesi ortadan kaldırılıp İran teslim alınınca, plan kaldığı yerden işlemeye devam edecek ve Suriye, sıradaki yerini alacaktır.


Suriye’nin İran müdahalesinde tarafsız kalması için yoğun diplomatik girişimler olmuş, ancak bu konuda bir ilerleme sağlanamamıştır. Çünkü, sıranın Suriye’ye gelmesi durumunda Rusya’nın da savaşa dâhil olması olasılığı çok yüksektir.


Rusya’nın savaşa sürüklenmesi, planın önemli parçalarından birisidir. Rusya, ABD ittifakı açısından, enerji kaynaklarının kontrolü açısından üçüncü dünya savaşındaki en büyük hedeflerden birisi olmak durumundadır.


Rusya Savaşa Sokulacak


ABD ittifakı İran’ı etkisiz hale getirip teslim alınca, sırada Suriye olacaktır. Suriye’ye sıranın gelmesi, Rusya ile Suriye arasında sürpriz olmayan bir ittifakı gündeme getirecektir. Bu durum da planın parçalarından birisidir.


Rusya’nın Suriye’ye müdahale edilmesini savaş nedeni sayması sağlanacak ve Suriye müdahalesi ile Rusya da savaşa çekilecektir. Rusya’nın savaşa sokulmasıyla Ukrayna ve Gürcistan sınırlarından Rusya ablukaya alınacaktır. Ne var ki, bu hesaplar da Ukrayna’daki iç politika hesaplarından dolayı Rusya-Ukrayna yakınlaşması ile sıkıntıya girmiştir.


Orta Doğu’da başlayan sıcak savaş, İran, Suriye ve bölge ülkelerine yayılırken, Rusya cephesi de açılacaktır. Bunun farkında olan Rusya, işin başında Gürcistan’da Osetya kartını çok kurnazca oynayarak acemi Şaakaşvili yönetimini tuzağa düşürmüş ve Gürcistan’ın askeri altyapısını çökertmiştir.


Sırada Arabistan-Kuveyt ve Körfez Ülkeleri Olacak


İsrail’in savaşa girmesi, sıranın Suudi Arabistan, Kuveyt ve diğer petrol zengini körfez ülkelerine yayılmasını tetikleyecektir. Bu ülkelerde iç savaşlar ve isyanlar yoluyla mevcut yönetimlerin yıkılması beklenmektedir. Bu durumda da bu ülkelere de müdahale edilmek durumunda kalınacaktır. Bu hazırlıklar şimdiden yapılmaya başlamıştır.


Cephenin genişlemesi nedeniyle ABD-İsrail-İngiltere ittifakı, bazı ülkeleri yeni cephelere dönüştürerek güç ve zaman kazanması zorunlu olacaktır. Bu ülkeler de Türkiye, Mısır ve Hindistan olacaktır.


Hindistan’ın karşı kampta savaşa girmemesi için yakın zamanda Pakistan-Hindistan savaşı çıkarılıp Hindistan devreden çıkarılacaktır. Bu durumda, önemli bir riskten de kurtulma hesabı yapılacak ve Pakistan-Hindistan savaşında Hindistan desteklenerek üçüncü dünya savaşında Hindistan’ın tarafsız olması beklenecektir. Bu nedenle, Pakistan yönetimi değiştirilerek sürece hazır yeni bir yönetim getirilmiş ve Pakistan-Hindistan savaşının planları yapılmaya başlamıştır.


Türkiye, İran ve Suriye müdahalelerinde ikmal üssü görevini üstlenerek ABD ittifakına katılmaya zorlanacak, bu olmazsa da iç karışıklıklar yaratılarak Türkiye’nin savaş dışında tutulması sağlanacaktır. Türkiye iç sorunlarıyla uğraşırken de İran ve Suriye’nin işi bitirilecektir. Ancak, Türkiye’nin batı kampında savaşa girmesi için bütün olanaklar değerlendirilecektir.


Mısır da ABD kampında savaşa girecek ülkeler arasındadır. Mevcut Mısır yönetimi ile bu hesap tutsa da sıcak savaş atmosferinde Mısır yönetiminin zayıflayacağı ve iç karışıklıklar ile yönetimin muhaliflere geçebileceği hesaplanmıştır. Bu nedenle, sıcak savaş atmosferinde Mısır’da askeri bir yönetim oluşturulması planlanmaktadır.


Sonuç


ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi, asıl anlamıyla Üçüncü Dünya Savaşı’dır. Bu nedenle, Afganistan ve Irak müdahaleleri ile başlayan süreç, Gazze saldırısı ile İsrail’in güvenlik endişeleri giderilerek yeni bir aşamaya getirilmiştir. Önümüzdeki hedef ise ABD ittifakının İran saldırısıdır. Bu anlamda, Gazze saldırısı, üçüncü dünya savaşının ayak sesleri, İran müdahalesi ise kapıyı çalmasıdır. İleriki günlerde yaşanacak Suriye’ye saldırı ise üçüncü dünya savaşının başlaması olarak yorumlanmak durumunadır.


Üçüncü Dünya Savaşı’na karşı çıkan bütün unsurlar, bütün bu süreci yakından izleyip gerekli önlemleri almakla sorumludurlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 + fourteen =