İnce diplomasi acemilikleri…

İnce diplomasi acemilikleri…

0
PAYLAŞ

Çin’in büyümesi ile ilgili bir soru sordu. Danışıklı dövüş olduğu hiç anlaşılmıyordu ! Gerçi bakanın bu soru için önceden hazırladığı espri bile belli idi ama, fena bir PR değildi, P yi sazan sananlar için, o tonton imajının korunması gereken kitlelerine atfen… Bu ülke zaten böyle tontonlardan çok çekti ve çöktü erdem olarak…


Bence Kemal abi ile eşi bütün gece bu konuda bir hayli çalışmışlardı… Kamu vicdanında aklanamamış olmanın sıkıntısıyla, ve de un akı ile yumurta akından müteşekkil dünya işlerine fazla kaptırdıklarının ezikliği ile… Rahmetli Özal ailesi de lale devri zamanı, hasbahçelerde çok çalışırlardı bu tip halk aldatmaları senaryoları için… Hani bakanın hazır esprisindeki gibi, Bayan Unakıtan, bu Çin sorusunu evde sorsa, o sempatik aile sıcaklığı ve sevecen aile uyumu çevreye küfür küfür yansımayacak, bozuk imaj üstüne rahmet yağmayacak, belki de o sırada kendi sıvı yumurtalarıyla evde omlet yapmakta olan muhteşem bakanımız, bu soru karşısında gripli yumurtalı sosta kızartılmış Pekin ördekli but parçaları katılmış  içli çin pilavı gibi lapalaşacaktı… Her kim akıl verdiyse iyi vermiş ama, eşi cast’ı iyi kavrayamamıştı ve Kemal abi kadar başarılı bir aktör ve pişkin bir politikacı değildi…


Bunun bir benzerini  Laura Bush yapmıştı, dünyanın en antipatik ikinci insanı olan kocasının bir konuşması sonrası kürsüye gelmiş ve önceden bir mizah yazarına hazırlatılmış esprileriyle sevimli bir hava yaratmıştı, kocasının antipatikliğini örten… Kocasının dünya için çok çalışmasından yakınmış ve “ ben evde umutsuz ev kadınları dizisini seyreden umutsuz bir ev kadınıyım…”  diyerek kocasının umarsızlığından prim sağlayıp, ailesi adına sempati toplamıştı… Ama o dersine iyi çalışmıştı ve mizahi metin yazarları profosyoneldi…


Mesela bizim PRcı akıl hocalarımız, bu sempati üretim entrümanını iyi düşünmüşlerdi ama Bayan Unakıtan tarafından sorulacak olan soruyu iyi tasarlayamamışlardı. Onun yerine, eşi, bakana, “ Kemal yahu, bizim sıvı yumurta üretim tesisleri kurmak için, tavuklar arasında grip mikrobu yaydığımız söyleniyor, niye bunu bana söylemedin, tavuk yahni yaparken mikroplarını ayıklasaydım da oğlumuz yemeseydi… “ gibisinden bir soruyu gülerek sorsaydı daha sempatik olmaz mıydı? İşte halkla ilişkiler budur… Kazık kakardı vallahi o koltuğa o bakan… Eşi de organik gıdadan sorumlu Devlet Bakanı olurdu…


Uyumlu aile yaşantısı, ilgili bir eş, aile içi nüktedan bir ahenk sergilemenin gerektiği zamanlar bellidir. Politikacı irtifa kaybetmeye başladığı zaman PR uzmanları, aileciliği ön plana çıkarırlar. Emine Erdoğan’ı usta bir zamanlama ile Kurtlar Vadisi Irak filminin galasına gönderirler, hani halkı temsilen sanki ABD’ye kafa tutarmış gibi arada sırada görüntü vermenin, su sızan tabana pençe atmak kadar faydası vardır bazen gedikleri kapama adına… Ama diğer taraftan ABD istedi diye Hamas davet edilir ülkeye…


“Bayan Bush Geceyarısı Expresi filmine gitseydi, bu hoşunuza gider miydi?“ diyen Amerika’lının da vizyonda ne filmler döndüğünden haberi yoktu anlaşılan… ! Tıpkı laf olsun diye, “ Sizin Hamas’ı davet etmeniz gibi, biz de  PKK’yı davet etseydik hoşunuza gider miydi? “ sorusunu soran İsrailli gibi… Ve durumu doğru kavrayamayan müzmin muhalefetimiz ve at gözlüklü medyamız gibi…


Hamas’ın davet edilmesi politikasının arkasında ABD’nin ince diplomasisi olduğunu kavrayamayanlar ve israil’in göstermelik tepkisine kananlar bu son filmin sazanları… Nitekim dün AKP ile görüşmeyi reddeden İsrail’in suni tepkisi bugün kaz tüyü yastık gibi yumuşadı…


Hamas ya iktidar sarhoşluğu ile, en büyük ve onarılması zor hatayı yapıp önce İran’a gitseydi, dünyada yapayalnızken ve dayanacak bir yeri yok iken gidip te yalnız İran’a yaslansaydı ve Rusya adına İran’ca sahiplenilseydi,  yani önce Türkiye’ye çağrılmayıp, ABD adına AKP tarafından bir parmak balı burda ağzına çalınırken aynı anda, aba altından gerekli güdümlü sopalar uzaktan gösterilmeseydi, tam cümbür cemaat İran seferine hazırlanılırken, garp cephesinin, ince balans ayarları ile bıçak sırtında tuttuğu Ortadoğu cephesi, mitoz bölünme ile çoğalıp üçe çıkacaktı…


Ama, Arapların ne kadar güvenilir olduğunu, bizi ne kadar sevdiklerini,  laik ve demokratik olduğumuz için nasıl arkadan vurduklarını tarih yazar. Nitekim nasihatlarımızı dinler görünüp, Tahran gezisini iptal ettiklerini açıkladıkları halde, 2 gün sonra Tahran’daydılar Hamasçılar… İran mollaları ile boy boy resimler çektirdiler… Hiç hesaplarında yok iken dünya ile ucundan entegre edilivermekteler oysa şimdilik, Türkiye’nin güdümlü köprüleri sayesinde… Sadece sonraya ertelendi hesapları… Yani sıradaki İran saldırıları sonrasına… Hatta belki de Çin daha da güçlenmeden, Kuzey Kore hesabının da kapatılması ardından, bu sanal köprü, real kündeye dönüşecektir mutlaka… Emperyalizm sponsorluğunda, siyonist yönetmenlerin, Ortadoğu’da sahneye koyduğu ortaoyunu sanatı diye buna derler işte… Aynı yerde, 3 cepheli sahne fazla gelirdi bunlara, daha ilk oyunun ilk perdesi tutmamışken…


Müslüman bir ülkenin müslüman hükümeti kanalıyla, müslüman bir ülkeye savaş açılma öncesinde, müslüman bir fanatik örgütün gazının, İsevi Sam Amca tarafından uzaktan komutayla alınarak,  pasifize edilmesi operasyonudur bu…


Şimdi Hamas’ta bizim gibi…! ABD’nin İran’a karşı namütenahi virtuel ve zoraki müttefiki mi? Yoksa müslüman komşu ile beraber olup, Batı’nın dümen suyuna girmemesi gerektiğinin çelişkisinde mi?  Biz de aynı durumda değil miyiz ? Bir farkla… Bizim coğrafi stratejik konumumuz daha anafor gibi ve can alıcı… Ve bizim Hamas’ı muhatap alarak tanımamız, Filistin halkının iradesini tanımak mı? Yoksa terörü tanımak mı? Buna tek başımıza karar verecek göz nerde ? Geride ABD gizli… Tıpkı gizli santrafor Tayyip gibi…  Eh tabana da bir tutam ilaç… İlerde Hamas, islam devleti kurarsa “ bakın biz desteklediydik “ deme zemini… Yani ayan beyan bir gizlilik!!! Ya da saydam bir kesafet de diyebiliriz!!! Devekuşunun korkunca içgüdüsel saklanışı  gibi… Başlar, toprağa gömülerek gizlenmiş durumda, geri kalan yerler dört yönden hedef teşkil edecek şekilde apaçık…


Bunca çok bilinmeyenli denklemde salt AKP’yi suçlamak haksızlık olur. AKP’yi sadece acemilikle ve güdümlülükle suçlayabiliriz. Bir de, tabanla tavan arasında yoğun sıkışmışlıkla.. Yoksa aslında, kim iktidarda olsa bu dümen suyunda ıslanmak durumundaydı… Çünkü dümen çok… Dümenler çok kıvrak… Ve dünya iyice sulandı… Bizim dümendeki de stajyer kaptan…


Hamas, ABD’nin Ortadoğu şubesi olan can düşmanı İsrail ile neredeyse aynı cepheye düşüp düşmeme kavşağında bir anlamda… Ama biz kimdeniz bu bilinmez… Biz dere gösterilmeden, paçayı sıva komutu aldığımız için, yine arada derede sıkışmak durumundayız, akıntıya karşı… İki ana dinin köktendincileri arasında, diğer ana dinin köktendincisi eğilimli olmak isteyip te, olamayan bir hükümetin acemi, avare kulaçlarıdır bunlar… Hey allahım sen nelere kadirsin… Ve tüm bu tezgahvari tesislerin aracı kurumu olarak bizim canımız ülkemiz, ateş hattında, ateş dansı yapmakta, yana yakıla…


Yani bir nevi,  Siyonist Yahudiler ile, Emperyalist Hristiyanlar arasındaki ittifak klübüne, güdümlü-ılımlı islam cumhuriyeti modeli aracı köprü yapılarak, geri planda fanatik bir islam örgütünü de, sırf rakip fundementalist islamın muhtemel yan topçusu olmasın diye, yedek kulübesinde bekletmek için transfer etmeye çalışmak öyle her babayiğidin harcı değildir… İnce sanat ister… 10 milletten oluşan bir 11 kurup başına da başka bir milletten antrenör koyup, kum gibi kaygan sahalara çıkıp,  alacaklı gibi galibiyete şartlanmışken, ilk yenilgide dağılma temayülü gösterebilecek bir futbol takımı ile, acem güreşçilerine karşı,  suda satranç oynamak gibi bir şey bu…


Ama bu ABD menşeli zorunlu atak yetecek midir acep AKP’ye? Sanki AKP’nin Irak’ta yanar dönerlik yaptığı düşüncesiyle, ABD’nin, İran seferine, Türkiye’de oluşturulacak başka bir hükümet ile gitmek istemesi ihtimaline karşı, bir ön şirinlik manevrası olmasın bu AKP’nin? İşte o zaman mevkii suistimal suçuna girerdi bu fiil… İşte muhalefetin ve hükümet karşıtı medyanın sorgulaması ve yüklenmesi gereken nokta bu olmalı bence… Ama nerde? Onlar hala “ Hamas’ı nasıl davet edersin” noktasında kaldılar…


Böylelikle ABD ve İsrail’in can düşmanı olan ve terör örgütü sayılan Hamas’ın, Türkiye’nin derin tecrübelerinden feyz ve nasihat verilmek suretiyle, ABD adına AKP tarafından aklandırılarak, diplomatik çaylaklıklarından istifade,  koyu yeşile dönüşmesi şimdilik engellendi mi bilinmez… Ama adam elinde silah kendi savaşını verirken, birden siyasi platformda adam yerine konmanın gafletiyle pot üstüne pot da kırsa, bence İran’a gitmeleri yiğitliğe leke sürdürmemek içindi… Aslında bu tarafta Batı’ya açılan kapı Hamas’ın daha işine gelir… Kim acem mülkü için bin misli dünyayı feda eder ki? 


Dolayısıyla Türkiye’nin pek te anlayamadan araya sokulduğu misyon, başarılı oldu gibi görünüyor ki, bu da hükümetin kadim ballılığı ile örtüşüyor kurulalı beri süren… Sakin ve sinirlenmez olarak bilinen Gül, hiç alışılmamış uslubuyla, o cool halini terkedip, bağıra çağıra mühürünü vurur muydu yoksa tapusu kendinden menkul konuya? Tek komik nokta Başbakan’ın Hamas ile acemice oynadığı köşe kapmaca…   “ ABD böyle istedi , ne yapabiliriz” de diyemiyorlar… Ne zor bir durum…


Hamas’ın gerekirse legalizasyonu provaları görünümü veren bir kısım balans ayarları yapıldı özetle Ankara’da… Yoksa diğer kutbun eli güçlenecek ve meydan Rusya kanatlarında İran’a bırakılacaktı…


Dünyanın yeni kutuplarına bakar mısınız? Bir köşede İran + Rusya karması, yani eski ateist komünistler ile tezatı müslüm dinciler işbirliği, diğer tarafta ise, 2 ölçek islam + 1 ölçek yahudi + 1 baba ölçek Hristiyan aşuresi… Hepsi kısık ateşte pişmekte… Vay dünyanın haline… Fırıl fırıl dönmesinin sonu buydu işte… Bütün doktrinler hadım edildi, bütün ideolojiler yıkıldı, bütün önceki sıcak ve soğuk savaş sebepleri çöktü ve felsefe tarihi gurk oldu, küresel ısıtılmaktan beyni sulanmış yuvarlak gezegenin…


Bu belki tezkere krizinden sonra soğuyan ABD ilişkileri adına, o zamandan bu yana, en iş pişirici hamle idi… Pişerken dibi tutar mı, tutmaz mı bilinmez ama usta bir strateji tasarımıydı diyebiliriz, totalde Acemlere karşı, acemice sergilenen…


Tıpkı bayan Unakıtan ile bakan Unakıtan’ın yüzlerini gözlerini una bulaştırmaları kadar acemice… Pastorize yumurta allerjisinden taban etkilenmesin diyerekten…


Allahım bu ne garip çarşı,
En sazan! en kurta! karşı…
İnce nakışlar işli kefenler dokunmakta, herşey dümen…
Barışa atfedilen ölümler satılmakta, tümen tümen…


Metin Sözüçetin

BİR CEVAP BIRAK