Ne iyi kocalar var!

Ne iyi kocalar var!

0
PAYLAŞ

Kocanın iyisi hanımını taze bademle, kuş sütüyle besleyenidir.
Böyle yapmayan erkek, evliliğinden zevk alamaz…
Erkeğin kadından talimat alanı, onun esaretine girmeye razı olanı iyi kocadır.
İyi kocalık haline metatropism derler: Kadının hükmetmesinden keyif almak hastalığıdır; evlere şenlik!
Bu satırlarla fıkraya başlamama neden olan, Kent Tv’de program yapımcısı ve sunucu hanımefendilerden Seda Tütüncü’yle İlkay Başak Turan’ın iki hafta önceki “Evlilik nasıl yürütülür, nasıl bir yastıkta kocanır, yatakta kocaya nasıl sırt dönülür, kocaların bu işte sorumlulukları nedir” konulu açık-oturumlarıydı. Programa konuk olarak katılan psikolog sayın Aslı Akyol da evlilik sorunlarını ele aldı, öneriler yaptı.
Programın adı “Aramızda Kalsın”dır…
Olur, aramızda kalsın!
İyi de, niye aramızda kalsın, herkes duysun işte: Bana göre, evliliği yürüten kadın değildir. Hatta, söylene geldiği gibi evlilik çift taraflı bir denge oyunu da değildir.
Evlilik, kocanın geniş yürekli, görüp de görmezden gelen, aldırmayan, kös dinlemiş adam olmasıyla sürecek bir insanlık hâlidir.
İyi koca denilince aklıma Ahmet Emin Yalman’ın Amerika anılarında aktardığı evlilik nümunesi koca geliyor. İşte, ünlü gazetecimizin satırlarından özetleyeceğimiz koca tipi, evlilikte mumla aransa bulunmaz kocadır.
Yalman’ın tanıştığı Fred Hulse adlı zat, 1930’larda Ankara’da bulunmuş bir askeri yetkilidir. Çok iyi kalpli bir adam olduğu kaydedildiğine göre, demek aynı zamanda iyi bir kocadır… Nitekim ilk hanımı birgün ona der ki, “Fred sen iyi bir adamsın, beni hoşgöreceksin, ben arkadaşın falancaya gönlümü kaptırdım, senden boşanıp onunla evlenmeye karar verdim! Buna ne dersin?”
Fred, iyi bir kocadır. “Ne diyeceğim!”, diye karşılık verir, “Senin mutluluğun için yapmayacağım yoktur, üstelik o falanca da yakın arkadaşımdır, onu da mutsuz etmek istemem, olur, boşanalım.”
Karısı biraz daha cesaretlenip, şöyle sürdürür: “Fakat Fred, o falanca fazla para kazanamıyor, senin kazancına alıştım, onunla evlenince sefalete düşerim, ne yapsak ki…”
Fred, iyi bir kocadır, dedik a! “Ona da pekâlâ!” der, “İstediğin nafaka olsun, şu evi de al, bankadaki hesap cüzdanını al, hatta al bu da işte arabanın anahtarları…” Böylelikle boşanırlar. Gel zaman git zaman, Fred bir başka hanımla evlenir. İlk baştan onların evliliklerinden çok mutlu fotoğraflar karanlık odada tab edilir… Ama, ikinci hanımın bilinçaltında, Fred’in ilk karısının yaptığı şeyi tekrarlama ihtiyacı, hatta iştahı artar. “O süfli karı yaptıysa, benim neyim eksik?!” diye düşünmüş olmalıdır. Kadın, evlilikte vazifeyi terk ederek, yine Fred’in bir arkadaşına baltayı asar.
“Fred!” der birgün, “Freeeeed, ben arkadaşlarından falancaya tutuldum. Boşanalım!”
Fred, Basri ile Fatoş çizgi romanındaki ilgisiz koca misali o sırada gazetesini okumakta, koltuğunda piposunu tüttürmektedir. Böylesi bir mesut aile tablosu içindeyken, başına hindistancevizi düşmüş gibi bir süre karısına bön bön bakan Fred, az sonra, “Bu benim için acı bir haber! Pekâlâ geçiniyorduk, nasıl oldu böyle?” diye sormayı akıl eder.
Kocanın iyisi fazla soru sormamalı, güçlük çıkartmamalıdır. Kadıncağız biraz burkulur, “Bilmem, içimden geldi, ne olur zorluk çıkartma, biraz da cep harçlığı falan verirsen hemen boşanalım”, der.
Fred, iyi kocadır! Malını mülkünü pay eder, karısını boşar. Bir süre yalnız yaşar, ama evlenmeye meraklı bulunan bu iyi kalpli, ebedi koca sonunda yine aranmaya başlar.
Arayan bulur!
Fred, bu kez, uzunca bir nişanlılık devresi geçirmek kaydıyla bir hanımla daha evlenmeye karar verir. Eski dostu Ahmet Emin beye de müjdeyle yazar: “Evleniyorum!”
Yalman, “Etme, eyleme Fred!” der, “Kendine yazık ediyorsun, bunun da sonu aynı olmasın!” Fred iyi koca olmak kararındadır, onu kimse geri çeviremez, nişan yapılır. Uzunca bir nişan süresi sonunda evlilik hazırlıkları için kızın banka hesabına epeyi bir para yatıran Fred, birgün bir mektup alır. Nişanlısından….
“Senden para geldi, hazırlığa başlayacaktım, ama tam o sırada karşıma bir adam çıktı, aklımı çeldi, ben onunla evleniyorum, fakat paraca durumuz iyi değildir, sen de iyi bir adamsın, buna kızmazsın, balayı hediyesi yerine sayarsın bu parayı… Hıııı, ne dersin?”
Fred, iyi bir erkektir, buna da ses çıkartmaz.
Sonunda, Fred bir süre daha aranır, taranır, kendisine bir başka kız bulur. Dostları engellemeye çalıştıysa da evlenir, ne ki bu sefer turnayı gözünden vurmuştur: İzmir’deki İngiliz Konsolosu’nun kızıyla evlenmiş, çoluk çocuğa bile karışmıştır.
İyi koca ebedi kocadır ve sonunda mükâfatı kazanan adamdır.
Tıpkı Dostoyevski’nin meşhur mu meşhur romanı “Ebedi Koca”da yazdığı gibi…
Hanımlar, ne iyi kocalar var! Yaaa…

_________________________

* Yazarımızın bu yazısı Gazete Kent’te de yayınlandı

BİR CEVAP BIRAK