Ne yaptık biz sana zaman?

Ne yaptık biz sana zaman?

0
PAYLAŞ

Pek coşkulu gelmedin 2017, vazife yapar gibiydi karşılanmaların…

O meş’um 2016 bile, ki ardından edilmeyen laf kalmadı, geldiğine gittiğine pişman edildi, o bile senden daha dingin, daha coşkulu gelmişti…

Hatta, içlerinde biraz umut bile barındırıyordu geçmiş yıllar, böyle kutlu gelişlerinde……Yanlarında bir gıdım da olsa yaşama sevinci getirirler, ufuklara ışıklar taşırlardı insanlar için… Dünyalılar’ın çoğu ya farkında değil, ya kondurmuyorlar ama, zifir feciri yendi geçti… Zaman şerre satıldı… Negativizmin krallığı bu devir, ne yazık ki…

Kainatın en ücra köşelerinden buraya doğru çekim alanı bulan şer, sistemli şekilde kemiriyor ve eritiyor güzel ne kaldıysa… En hızlı tüketilen ise, içinde senin de olduğun zaman artık. Sevgileri, güzellikleri yaşlandıran zaman…

Sen 2017, şimdi seni o şartlanmış, o çıkma sevinçlerle karşılayanlar, seneye bu dakikalarda ardından etmedik laf bırakmayacaklar. Seni senden öncekilere yaptıkları gibi, yeni zamanlara, yeni yarenlere satacaklar… Ahde vefanın nesli tükendi, 2016’dan daha beter uğurlanacaksın, afarozdan öte kovulacaksın… Bu sonraki yıl geldi diye değil, sen gittin diye olacak kısır sevinçler…Ve insanoğlu o her geçip gittiğinde kutladığı zamanın içinde senin anaforlarında kaybolup gidecek.

Sen değil, senden öncekiler değil, insanlar, hayattan beklentiler, mutluluk sebepleri değişti.. Çünkü Dünya el değiştirdi… Eve sağ dönebilmek temel mutluluk sebebi olmaya indirgendi, El değiştiren maddiyatın tükettiği ucuz mutluluk, kendi kaynaklarını kuruttu, görgüsüzlüğe dayalı suni yol yordamlar ise, en pespaye dönemini yaşıyor.

Erdem yerlerde, güven güçlünün arkasına saklanmış. Hoyrat Dünya, kötülerin galibiyetinde, zamanı da yanına alıp, sildi süpürdü güzel ne varsa… Mekanikleşti küre, piyasada hiç bulunmadığı halde ucuzladı ve basitleşti sevgi… Ne yaptık biz sana zaman ki, içinden bilgiyi ve sevgiyi söktün attın? Tüketim teşvik altında, üretim sadece çoğalmakla sınırlı. Ters dönüyor yelkovan, akrep zamanı zehirlemiş.

O yüzden havalara girme yeni yıl, heybende kalan son umutları dök ortaya, tutunabilen tutunsun, ama coşku yaratman, sevinç üretmen falan palavra, sen asla çocukluğumuzun, gençliğimizin, o 70’lerin, 80’lerin yılları gibi olamayacaksın… Sen soğuk savaş yıllarından daha soğuksun. Sen de ardında sürüklediğin nesiller gibi donuksun, digitalsin…

Sen yok edilmiş zamanların son sürümüsün, insanlar senin toprağına umut tohumları ekebilmeli, sevgi polenleri uçuşmalı havanda… Sene-i devriyen gelip de, hasatın yapıldığında, samanların, kerestelerin, odunların, kütüklerin değil, ürünlerin, fidanların, ağaçların, ormanların geride kalacağı, gericilerin tutunamayacağı, şer tohumlarının bu topraklarda tutmayacağı bir gezegen bırak bize yeter… Hoş gelmedin, hoş git..

BİR CEVAP BIRAK