İNGİLTERE… Ne yıldı ama

Saniyeler dakikaları, dakikalar saatleri, saatler günleri, günler ayları kovaladı ve kocaman bir yıl daha geçti. Hem de nasıl bir yıl.

30 Aralık 2018 yılında “Yeni yıl, eski yıl, aynı yıl” başlığını taşıyordu yazım. 

2021 yılının başlangıcında bu yazıyı yazmaya oturduğumda aklıma geldi. 

Hiç de aynı yıl olmadı geçtiğimiz yıl. Esasında mekanik olarak oldu. Doğa görevini yaptı. Dünyamız güneşin etrafında bir kez döndü, ve yıl tamamlandı.

Değişen bir şey olmadı yani anlayacağınız. Ancak 2020 yılında yaşanılanlar alışılmışın çok dışında gerçekleşti.

Covid-19 üzerine defalarca yazdıklarımı tekrarlamanın anlamı yok. 

Esas konu bu yaşanılanlar gelecek için davranışlarımıza ışık tutacak mı? Şahit olduklarımıza bakacak olursak hiç sanmıyorum.

Ama önce olumluluklara değineyim. 

Öğretmenlik eğitiminde kafamıza kazınan çok önemli bir şeydi bu. Eleştiri yapmazdan önce olumlu şeylerden söz etmeli. Bu sadece eğitimde değil, yaşamın tüm alanlarında da uygulanması gereken bir felsefe olmalı.

Öyle de, çok zor bu geçen yıldan bahsederken bunu yapmak. Yine de kişisel olarak kazanımlarımdan bahsedeceğim:

Çok kitap okudum. Haftada en az 3 veya 4 kitap. Her konuda. Bilgi dağarcığım böylelikle daha da genişledi. Yazdım da. 10 sene önce yazmaya başladığım anılarım şimdi birkaç yüz sayfaya ulaştı. 

Çok yürüdüm. Spor yapmak için spor salonuna gitmek gerekmediğini öğrendim. 

İki yıl önce başladığım, ama zamanım olmadığından değil, tembelliğimden bıraktığım Tai-Chi, Chi Kung gibi eksersizlere yeniden sarılıp onları günümün önemli bir alışkanlığı haline getirdim.

Yüz yüze olmasa da çok arkadaşımla sohbet ettim. Nostalji yaptım. Nostalji yapmanın ruh sağlığına yararlarını bir kez daha idrak ettim.

Futbolun anlamsızlığını anladım. Fanatik bir futbolsever iken artık Cumartesi ve Pazar günlerimi daha verimli şeyler için harcamaya başladım.

Toplumsal dayanışma örneklerine şahit olmaktan mutluluk duydum. 29 Kasım 2020 tarihindeki “Pandeminin Kahramanları” başlıklı yazımda bu zor günlerde can simiti olan bazı toplum kahramanlarından bahsetmiştim.

Siyasetçilerin ne kadar işe yaramaz olduklarını bir kez daha anladım. 

Yılın en güzel etkinliği olan, Kıbrıs Türk Vakfının (TCT) düzenlediği dijital kültür ve sanat etkinliğine katkı yapma mutluluğunu yaşadım.

Gelelim olumsuzluklara. Kişisel üzüntülere değinmeyeceğim. Olumsuzluklara kapsamlı olarak değinmeye kalksam bu yazı yetmez.

Essex Üniversitesinin “Toplumsal dayanışma” olarak nitelediğimiz olayın esasında suni bir fenomen olduğu hakkındaki araştırmasına değinmeyeceğim. https://www.iser.essex.ac.uk/2020/11/08/we-trust-our-neighbours-less-lockdown-and-a-decline-in-community-cohesion

Kendi toplumumuz arasındaki bazı çevrelerin toplumsal dayanışmadan rahatsız olup, yapılan güzel birliktelikleri bozma girişiminden hiç bahsetmeyeceğim. 

Ne kadar da yeni yıla umut mesajları vermek istesem de “yeni yılda anavatanımız Kıbrıs’a, dünyamıza barış gelsin” gibi olmayacağını bildiğim saçma dileklerde bulunmayacağım.

Yeni yılın tüm okuyucularım için bilinç, duyarlılık ve anlayışlarını geliştirecekleri bir yıl olmasını temenni ederim. Kendinizi ve ailenizi koruyun. Sağlıklı kalın.

  

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.