NEDEN BEETHOVEN! (II) BİR DEHA NASIL YETİŞTİ!

SUZAN BEYAZIT / LONDRA – Müzik, emektir, mücadeledir.

Sabır ve irade gerektirir.

Günler, aylar, yıllarca kapanma demektir.

Hiçbir sanat dalında ya da başka bir mesleki alanda olmayan çok erken yaşlarda başlanması gereken, yoğun ve disiplinli bir çalışma söz konusudur. Bütün bir ömre yayılacak bir adanmadır bu…

Telinde, tuşunda, nefesinde ve yazılan her notasında bu yoğunluğun, bu emeğin izleri vardır. Gönüllü bir esirdir müzisyen ama bu esaret sahnede, büyük bir cesarete ve özgürlüğün ilanına dönüşür. Bunca emeği katlanılır kılan da bu olsa gerek…

Bugün, varlıkları ve yarattıklarıyla zenginleştiğimiz bu müzik dehaları, bu emektarlar bu zorlu mücadelelerin bir sonucudur. Müzikte dahilik, asıl konumuz değil ama  Beethoven gibi büyük bir müzik dehasını anlatırken değinmeden geçmek olmaz.

Günümüzde çocuğunu müziğe başlatan neredeyse her aile, çocuğunun “harika çocuk Mozart” gibi olmasını hayal eder oldu. Biraz müziğe yatkınlığı var ise, artık o çocuğun Mozart gibi bir muamele görmesi kuvvetle muhtemeldir. Yani demem odur ki, Mozart artık her klasik müziğe başlayanın ölçüldüğü bir cetvel gibidir.

Konumuz Mozart değil ama, Beethoven’dan bahsedince onu anmadan geçmek mümkün olamıyor. Aynı dönemde yaşamışlar. Mozart, Beethoven’dan 14 yaş büyük. Mozart’ın değil ama Beethoven’ın yolu hep onunla bir şekilde çakışmış. Henüz Beethoven 4 – 5 yaşlarında, Mozart’tan haberi bile yokken, onun gibi başarılı olunması istenmiş. Mozart’a atfedilen “harika çocuk”, “dahi çocuk” gibi tanımlamaların gölgesinde büyümüş. Daha önceki bölümde anlattığımız gibi bugün birçok ebeveynin de hayali olan “harika çocuk Mozart” modelinin ilk örneğini Beethoven’ın babası uygulamaya çalışmış. Mozart’ın küçük yaşlarda elde ettiği uluslararası başarıyı Beethoven’ın babası Beethoven da yakalasın istemiş. Ama koşullar ve konumlar farklı olduğu gibi yaradılışları da farklı olunca bu hayal gerçekleşememiş. Gelgelelim benzer bir rüya, o günden bugüne birçok ebeveynde devam etmekte…

Bugün herkesin kabul ettiği gibi Beethoven büyük bir müzik dehasıdır. Hatta bazı müzisyenler onu bütün zamanların en büyük bestecisi olarak tanımlarlar. Kimilerine göre Leonardo da Vinci, Shakespeare gibi en üst dahiler gurubunda yer alır. Peki bu başarısız “harika çocuk Mozart” denemesi ne anlama geliyor? Dahiliğin nerede, nasıl, hangi, koşularda kendini gösterebileceğine dair soru işaretleri uyandırmıyor mu?

Biz konumuza dönecek olursak, bir önceki yazımızda ifade ettiğimiz gibi; “Beethoven, ne yazık ki, Mozart’ın anne ve babası gibi güçlü kanatlar altında değildir” ama Beethoven’ın 10 ile 20 yaş arası müziksel, felsefik ve politik olarak şekillendiği bir dönemdir. Bu dönem doğru hoca, doğru çalışma ve doğru bir çevreyle buluşan Beethoven’ın dehasının kendini göstermeye başladığı bir dönem olması açısından önemlidir.

Beethoven’ın 22 yaşına kadar yaşadığı Bonn, o dönemlerde Viyana gibi müziksel ve kültürel açıdan zengin bir yer olmamakla birlikte, aydınlanma hareketinin hissedildiği şehirlerden biridir. 1784’ten itibaren İmparatoriçe Maria Theresa’nın küçük oğlu Maximilian Franz tarafından yönetilmekteydi. Aydınlanma hareketinin etkisi altında olan Köln Sarayı Prensi ve Piskoposu Max Franz, bölgenin kalkınmasına önem verir ve Bonn, bu kültürel kalkınmadan nasibini alır. Müzik tutkunu Max Franz, Bonn’daki ilk opera binasını yaptırır ve dönemin yaygın opera eserlerinin sahnelenmesine destek olur.

Hayatının ilk dönemleri talihsizliklerle geçmesine rağmen, Beethoven’ın Bonn’daki ilk gençlik yılları müziksel ve kültürel gelişimi açısından çok verimli geçer. Beethoven 9 yaşına kadar babasından ve babasının arkadaşlarından aldığı müzik derslerine, sarayda çalışan dedesinin arkadaşı Van den Eeden’la devam eder. Kuşkusuz bu dersler onu belirli bir noktaya getirir ama onu beklenen seviyeye taşıyamaz. Daha sonra ilk ciddi öğretmeni olan Christian Gottlob  Neefe ile çalışmaya başlar. Bu dönemden itibaren Beethoven birçok açıdan gelişme gösterir. Sarayda müzikle ilgili önemli bir göreve atanan Neefe’nin Bonn’a gelişi, Beethoven’ın hayatı için bir dönüm noktası da denilebilir. Neefe, etik değerlere bağlı ve aydınlanma hareketinden etkilenen aydın bir insandır.

Beethoven’daki üstün müziksel yeteneği farkeden Neefe, aynı zamanda ondaki disiplinli çalışma eksikliğini ve kültürel olarak bazı noktalarda yoksunlukları da farkeder. Adeta bir baba gibi hem müziksel, hem de entellektüel bir bilinç edinmesine büyük katkı sunar. Beethoven’ı felsefe ve edebiyata yönlendiren Neefe, onunla  edebiyat okumaları da yapar. Piyano derslerinin yanısıra bestecilik dersleri de verip ona Bach, Handel gibi önemli bestecileri tanıttığı gibi kendisiyle aynı çağda yaşamakta olan Haydn ve Mozart’ın eserlerinden de haberdar eder.

Beethoven, kendisine büyük katkılar sunan Neefe’ye saygısını ileriki yıllarda Viyana’dan hocasına yazdığı mektupta “Günün birinde büyük bir insan olacaksam, bunda sizin katkınız çok büyük” diyerek, hakkını ve emeğini teslim eder.

Beethoven 12 yaşındayken Neefe’nin yardımcısı olarak sarayda orgçu olarak çalışmaya başlar. Bu iş ona  gelir getirmez ama müziksel deneyimler edinmesinde büyük katkısı olur. 14 yaşından itibaren ise düzenli olarak gelir getiren bir işe dönüşür. 11 yaşındayken bestelediği “Dressler’in Bir Marşı Üzerine Dokuz  Çeşitleme”  adlı eseri 12-13 yaşındayken yayınlanır. Bu yaşlarda okulu bırakır ve saraydaki görevinden dolayı müzikle yoğunlaşması artar.

Beethoven 16 yaşına geldiğinde Bonn’da piyanist olarak yeteneğini kanıtlamaya başlamış, doğaçlamalarındaki üstün yaratıcılığıyla önemli çevrelerde büyük ilgi uyandırmış bir konumdadır. Besteciliği henüz icracılığı düzeyinde olmamakla birlikte heyecan uyandıran ve gelecek vaat eden bir düzeydedir.

17 yaşındayken, hem Mozart’la tanışmak, hem de ondan dersler almak amacıyla Viyana’ya gider. Fakat Viyana’da kalışı uzun sürmez, annesinin hastalığı nedeniyle kısa zaman sonra geri döner. Mozart’la tanışıp tanışmadığına dair farklı bilgiler olmakla birlikte genel kanı tanıştığı yönündedir. Yaşadığı dönemi güçlü besteleri ve virtüözlüğüyle sarsan Mozart, çevresindeki müzisyenlere, Beethoven için ‘Bu çocuğa dikkat edin, günün birinde büyük ses getirecek’ diye bahsettiği söylenir.

Beethoven 18 yaşlarından 22 yaşına kadar, dönemin önemli müzisyen ve virtüözlerinin de yer aldığı saraydaki orkestrada viyola çalar. Kendisini birçok yönden geliştirme imkanı yakalayacağı bir okul işlevi gören bu orkestrada önemli müzisyenlerle tanışır, opera repertuarını öğrendiği gibi edebiyattaki büyük eserlerle de karşılaşmış olur. Ayrıca bizzat orkestral deneyim içinde besteciliğini de geliştirme imkanı yakalar. Müzisyenliğini çok ileri seviyede pekiştirdiği orkestradaki bu görevi ona düzenli bir gelir de sağlar.

Beethoven gençlik döneminde çok eser yazar fakat ilk önemli eseri olarak kabul edilen “İmparator II. Joseph’in Ölümü Üzerine”  kantatı 1790’da 20 yaşındayken besteler.

Beethoven örneğinde olduğu gibi, müzikte belirli bir başarıyı elde edebilmek için elbette yetenek gereklidir ama disiplin, kararlılık ve mücadele ruhuyla birlikte çevre ve koşullar da yetenek kadar önemlidir. Doğru hocalarla, ilham veren önderlerle çalışmak, karşılaşmak da başarıya ulaşmadaki önemli etkenlerden biri olmuş.

Beethoven’ın gelişiminde çevre faktörü

Beethoven’ın sarayda çalışması, sosyal bir çevre edinmesinde yardımcı olur. Keman hocası Franz Ries, ikinci ailesi gibi gördüğü Von Breuning ailesi, ömür boyu dostluğunu sürdürdüğü Gerthard Wegeler ve kendisine büyük destek olan Kont Fedinand Von Waldstein gibi hayatında önem taşıyan kimselerle bu dönemde tanışır.

Bonn’un önemli ailelerinden biri olan Von Breuning ailesiyle tanışmış olması hayata farklı   perspektiflerden bakmasının kapılarını aralar. Yenilikçi fikirlerin tartışıldığı, edebiyat ve felsefe alanındaki gelişmelerden bu entellektüel ortam sayesinde haberdar olur. Yine bu çevre sayesinde yeni akım Alman edebiyatçılardan Klopstock, Goethe and Schiller’in eserleriyle buluşur.

Beethoven’a bir anne şefkati ile yaklaşan Bayan Von Breuning, onu kendi çocuklarından ayırmaz. Beethoven’daki dehasal edayı hisseden Bayan Von Breuning onunla asi kişiliğine rağmen iyi bir diyalog kurmaya çalışır. Hem kendi çocuklarına Beethoven’dan piyano dersler aldırır, hem de varlıklı ailelerden öğrenciler de bulur. Beethoven böyle bir aile çevresi sayesinde, bakmakla yükümlü olduğu iki kardeşinin ekonomik giderlerini karşılayabildiği gibi sosyal bağlarını da güçlendirmiş olur.

Yüksek aristokrasiye ait bir aileden gelen Kont Waldstein’ı da bu çevre sayesinde tanır.  Waldstein, Beethoven’ın hem ekonomik açıdan destekler, hem de geleceğe dair müziksel kararlar almasında yardımcı olur. Beethoven’ı Viyana’ya gidip Haydn’dan ders alması için teşvik eder. Max Franz’ı da Beethoven’a ekonomik destekte bulunması için ikna eder. Waldstein, ayrıca Viyana öncesi Beethoven’a ‘Viyana’da Haydn’dan alacağı derslerle Mozart’ın ruhunu yakalamalısın’ gibi yönlendirici bir dilekte de bulunur. Beethoven’ın hayatında unutamayacağı önemli kişiliklerden biri olan Waldstein’a, saygı ve vefasını göstermek için önemli bir piyano sonatını adar.

Beethoven, yukarda bahsettiğimiz destekler ve dostluklar sayesinde, gençlik dönemini hem müziksel gelişim açısından, hem de entellektüel birikim açısından verimli geçirir. Beethoven’ın olgunluk döneminde yarattığı eserlerle müzik tarihini bir başka evreye taşıyan devrimci yaklaşımlarının zeminini bu gençlik döneminden aldığı aydınlanmacı enerjide aramak gerekir.

Çocuklarımız “harika çocuk” olarak nitelendirilebilecek üstün bir yeteneğe sahip olsalar bile, Beethoven örneğinde olduğu gibi destekleyici, geliştirici, sahip çıkıcı ve aydınlanmacı  bir çevrenin içinde olamadıkları takdirde var olan potansiyellerini hakkınca geliştirebilip sergileyebilmeleri kolay olamayacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.