Neden demokrasi (II)

Demokrasiyi savunmak için illa sağcı veya solcu olmak gerekmiyor.
İnsanoğlu sistemleri denemiş, çeşitli rejimleri hayata geçirmiş ve bunlar arasından en idealine ulaşmak için didinmiş durmuş.
Henüz en idealine ulaşılmadığı bir gerçek.
Bir diğer gerçek ise kötülerin yine en iyisi demokrasi.
İşte Soyvet Sosyalistler Birliği’nin hali ortada.
1907 ile 2007 arasında geçen tam  bir asırlık süre sonunda gelinen nokta belli.
Ve şimdi içinde bulundukları ve yaşayıp uygulamaya çalıştıkları sistem, 1907’nin tam tersi.
Komünizm nire, globalizm ve serbest ekonomi nire?
Gelelim demokrasi meselesine yine.
Evet askeri rejimler bazen yönetime el koyarlar,  belki de şimdilerde bizde görüldüğü gibi “e-darbe” şeklinde ve emir  komuta zinciri içinde, parlamenter sistemin başına “demoklesin kılıcı” gibi dikilebilirler.
Ama demokrasi için, demokratik sistemi korumak adına böyle bir askeri eylem artık çağın gerisinde kalmış sayılıyor batılı toplumlarda…
Askeri rejimlerden çıkış yolu da, yine demokratik sisteme dönüşle mümkün oluyor.
Demirel’in 1980 ihtilalinden sonra demokrasinin “biran önce geri gelmesi” için verdiği mücadelede basından yardım istemesi de bundan.
Basın süreci kısaltabilir.
Bu, uygulamalarla kanıtlanmış bir sonuç.
Demirel’in Erol Simavi’ye gönderdiği “Demokrasi için üzerinize düşen görevi yapın. Bunu benim için değil, ülke için yapın” mealindeki mesajın akibetini bilemem ama Danışma Meclisi’nde Anayasa değişikliği çalışmaları başlamadan önce Genel Yayın Müdürü Çetin Emeç ve Başyazar Oktay Ekşi “Yarın Istanbul’da olsun” dıye mesaj bıraktıklarında şaşırmadım değil.
Ertesi gün Istanbul’a erken saatlerde gazeteye girdim. Önce Oktay Ekşi’ye uğradığımda “ Çetin Emeç’le herşeyi konuştuk. Ne istiyorsa evet de. Hayır deme şansını kullanma sakın.”dedi.
“Peki” dedim ama Çetin Emeç’i çok fazla tanımıyorum. Hafta Sonu Gazetesi ve yan yayınların başında olan biriydi. Babasının ünlü gazeteci Ragıp Emeç olduğunu bilmek herşeyi çözmüyor.
Sonra Emeç’in kapısına geldim.
Sekreter üç dakika içinde odaya aldı.
Emeç “Sıkıntım parlamento büromuzdan kaynaklanıyor” deyip durumu özetledi.
“Büro dağınık. Aslında Ankara Bürosu da dağınık ama öncelikli olan parlamento ve görüşmeye başlanacak olan yeni anayasa. Bu Anayasanın senin kuracağın ekip ve sen tarafından izlenmesini istiyorum. Herşeyi yazacağız. İyi bir anayasa çıkması için gerekli uyarıları yapmak zorundayız. Bir an önce sivil bir anayasayla seçimlere gidilmesi için süreci hızlandırmak niyetındeyiz”
İçimden hemen acaba Demirel’in mesajını Erol Simavi, Çetin Emeç’e aktarmış olabilir mi diye bir soru geçti aklımdan ama sormadım.
Neticede, çok partili sisteme süratle dönmek için Hürrriyet büyük bir sorumluluk üstlenmişti.
Çetin Emeç “Tüm sorumluluk bana ait olacak. Olmaz ama ola ki başına birşey gelirse biz arkandayız. Herşeyi yaz, tümünü görmek istiyorum. Tabii ben burada geçtiklerinin tüm sorumluluğunu üstleneceğim. Gerçekleri ortaya çıkarmak için perde arkası olayları istiyorum. Notlarını her gün bekleyeceğim.”
Ben Ankara’ya döner dönmez eski ekibi hiç dikkate almadan, yeni elemanlarla büroyu kurdum ve tüm Anayasa görüşmeleri boyunca hem haber, hem Ankara Notları ve hem de Bir Günün Hikayesi Köşesine bol bol malzeme gönderdim.
Gerçi gazetecilere sadece genel kuruldaki görüşmeleri, tartışmaları izlemek için izin veriliyordu o zaman. Kulislere, restorana gitmek yasaktı. Ama ben yasağı bir başka yöntemle çözmeye çalıştım
“Madem ki biz oraya kulise giremiyoruz, danışma meclisi üyelerinden ağzı gevşek, veya popüler olmak isteyenler nasılda vardır. Onlara olta atarım”
Nıtekim kimi Hürriyet’in bürosuna kahve içmeye davet ettiysem hepsi geldi.
Bir kaçıyla da dışarda görüşmeyi başardım. Bu haber kaynağı zinciri giderek genişledi. Sonunda en gizli toplantılara dahi ulaşmayı başardık. Tabii ekip olarak.
Neticede Anayasa  görüşmelerindeki çelişkileri, çarpıklıkları, yanlışlıkları tek tek ortaya koymaya çalıştı Hürriyet. Sanırım başarılı da olundu.
Yaniaskeri rejimin kısalmasında, demokratik sürece geçişte aktif rol üstlenmiş oldu.
Tabii diğer basın yayın organları da Hürriyet’in kuyruğuna takıldılar.
Oysa şimdi öyle mi…
Hürriyet ilk’lerin gazetesi olmaktan vazgeçtiği gibi bazı haberlerde nal topluyor, üstelik güçlülülerin hukukundan yana yayın politikası üretiyor.
Nerden nereye demeyin…
Beni burada dikkatle izlemeye devam edin.
Bende gazetecilikle ilgili, üstelik Hürriyet’le ilgili çok mal var çok…
Defolusu-defosuzu… Namuslusu-namussuzu… Zekisi-geri zekalısı…Gerçekcisi-takiyecisi…
Hepsini zaman zaman buraya taşımak gerek.
Suyu bulandırmak için değil.
Gerçekleri yazıp, denizleri dalgalandırmak için.
Söz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.