Newroz eylemlerini iyi anlamak ve okumak

PAYLAŞ

Hem Kürt halkı, hem de Ortadoğu’nn diğer bütün halkları için Newroz özel bir anlam taşır. Anadolu ve Mezopotamya topraklarında binlerce yıl önce ekilen mücadele ruhunun filizlenip boy verdiği, tohum olup yeniden büyüdüğü, yaşamın her alanını kapladığı bir tarihsel sürecin başlangıcıdır.

Tarihi yazanlar, tarihe tanıklık edenler, geçmişten bugüne, bugünden geleceğe özgürlük mücadelesini yaşatanların ruhunda ‘Newroz’ vardır. Yeni gün olarak tanımlanan Newroz; dün ile bugün, bugün ile yarın arasında diyalektik bir bağdır. Yani Newroz hergündür. Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasında Newroz; Direnişin, mücadelenin süreklileştiği, isyan ateşinin yakıldığı bütün zamanların adıdır.

Yıllar önce tarihe tanıklık eden isyan ateşi, dağların dorunlarında yükseldi. Newroz’un direniş ruhu bugün, küresel kapitalizmin kalbi sayılan metropolleri sarmalıyor. Şehirlerde yüzbinlerin elinde bir meşale oldu. Özgürlüklerini acılarla, hüzünlerle yıllarca sarmalayanlar, bugün kardelenler gibi umutların büyüterek kapitalizmin dünyasını sarmalıyorlar.
Ezilen halkların elinde bayrak, kapitalizmin yüreklerini sarmalayan bir korku oluyor Newroz. Dağlarda yakılan ateş, sehirlerde esiyor. İşte Newroz’un isyan ruhu, Tekel işçilerinin zorlu kavgasında somutlaştı. Bu nedenle, Newroz ezilenlerle ezenler arasında kesintisizce yürütülen mücadelenin adıdır.

Demirce Kawa, tarihe tanıklık eden bir direnişin sembolü olurken, 21.yüz yılın dünyasında tarihe tanıklık eden yeni ‘çağdaş’ kawalarımız var. Mazlum Doğan, yaşamın en zorlu anında tarihi yeniden ateşledi. Zekiya Alkan, o ateşi Amed surları taşıdı. Bugün ise , bir taş attığı için 20 yıl ceza alan 9 yaşındaki çoçuklar, yani bizim çoçuklarımız, günümüzün çağdaş kawalarıdırlar. Onlar yeni bir tarihsel döneme çığır açtılar. Kürtlerin geleceğini kendi kavgalarında somutlaştırdılar. Kürtlerin özgürlük mücadelesinin garantörleri olduklarını gösterdiler. Artık Newrozlarımız onlarla çok daha büyüyecek.
Anadolu ve Mezopotamya topraklarında Newroz çok görkemli karşılandı. Milyonların sahiplendiği bu politik iradenin arka planı çok iyi okunmalıdır. Ortaya çıkan resmin objektif okunması bir bakıma da zorunludur.

Newroz’da ortaya çıkan tablo, Kürt halkının kendisini yeniden ve daha üst boyutta sahiplenmesidir, örgütlemesidir. Bütün baskılara rağmen Kürtlerin ve diğer ezilen halkların kendi iradelerine büyük bir kararlılıkla sahip çıkmalarıdır. Newroz eylemleri tarihsel gerçekliklerin artık yok sayılamayacağını ortaya koydu.

Newroz’da halklar barıştan ısrar ederken, devlet savaşı dayatıyor. Kürt siyasetçileri, barış güvercinlerini gökyüzünün derinliklerine bırakıp özgürleştirirken, devlet uçaklarıyla, helikopterleriyle tehditler savurmaya devam etti.
Kürtler, tarihten gelen direniş sembolü olan Newroz’u artık halklar arasında Barışa dönüşmesini isterken, devlet tutuklamalarla, operesyonlarla, kaçırıp kaybetmelerle yani toptan yok etme savaşını sürdürmek istiyor.

Kürtler, Newroz’un Anadolu ve Mezopotamya topraklarında kardeşliğin örüldüğü yeni bir sürecin başlangıcı olmasını isterlerken, devlet halen, öncelikli Kürtleri üzere ezilen halkları topyekün bir kuşatma içerisinde tasfiye planlarını daha üst boyutta süreklileştiriyor.

Kürtlere çok yönlü tasfiyeyi dayatan devletin anlaması gereken temel bir nokta var: milyonların buluştuğu Newroz eylemlerinde görüldüğü gibi Kürtlerin tasfiyesi, yok edilmesi, ezilmesi artık söz konusu değildir. Bu gereçklik artık herkesin beyninine başta devleti yönetenlerin beynine iyice işlemelidir.

Barışta ısrar eden Kürt halkı, kendisinin tasfiye edilmesina asla izin vermeyecektir. Barışa, özgürlüğe ve demokrasiye bağlı olduğunu belirten Kürt halkı ve diğer ezilen halklar, imha ve inkara karşı da daha üst bir boyutta mücadele edecek güçte ve kararlılıkta olduklarını Newroz’da gösterdiler.

Newroz mitingleri, Kürtlerin politik muhataplarını bir kez daha ortaya koydu. İrade beyanını milyonlarla yeniden teyit etti. Kürt Toplumsal Hareketi’nin gücünün düzeyini ortaya koydu. Yaşamın her alanında halklaşan bir toplumsal gerçeğin var olduğunu gösterdi.

Halklaşan bir toplumsal olguyu ‘terörist’ olarak görmenin hiç bir ciddi öneminin olmadığını, tersine bütün Kürt halkını ‘ düşman’ kategorisinde görenlere karşı çok açık bir yanıt oldu.

Demokratikleşme, açılım adı altında planlanan tasfiyeye en iyi yanıtı milyonların buluştuğu Newroz serhıldanları verdi.
Anayasa değişikliklerini gündemleştiren İslamcı AKP’nin tek amacının kendi iktidar gücünü pekiştirmek olduğu ortaya çıktı. Kürtler ve diğer etnik gruplar için hiç bir talebi karşılanmayan AKP’nin amacı tasfiyeyi süreklileştirmektir. Newroz buna karşı bir duruşu ortaya koydu.

Görkemli Amed Nowroz’u ile İstanbul Newroz’unda aynı yürekler attı. Barış, özgürlük, adalet ve demokrasi. Batı ile Doğu’nun buluşması oldu Newroz.

Halklar barıştan ısrar ediyor. Küresel egemen güçler ve Türk siyasal rejimi ise savaştan. Halkları birbirine boğazlatmak istiyorlar. Halklar arasında kin tohumlarını ekerek saltanatlarını sürdürmek istiyorlar.

Savaşa karşı barış sesi yükseltilirken, asla teslim olunmayacağı, halklar kendilerini korumak için direneceklerini, her seçeneği kullanaçaklarını da bir kez daha ilan ettiler.

21 Mart 2010 Newroz’un politik mesajları iyi okunmalıdır. Milyonların buluştuğu yüreklerin talepleri dikkate alınmazsa, somut çözümler üretilmezse, sürec çok daha farklı gelişecektir.

Kadınların, çoçukların zarar gördüğü savaşı bir meslek haline getirenler, burada rant elde edenler, varlıklarını savaşa bağlayanlar, ısrarla savaşın devam etmesini isteyenlen, bilmelidirler ki sonuçta kendileri kaybedecektir.

Direnenler mutlaka kazanacaktır. Kürt halkı ve diğer ezilen halklar kazanacaktır.

CEVAP VER