İğneyi kendine batırmak…

İğneden kim hoşlanır bilemem, fakat resimlerden gördüğüm kadarı ile Hindistan’daki bir dini gelenek, kendi felsefesi içinde iğneyi kendine batırıyor. Daha sonra Şamanlarda gördüm bu özelliği. Bizde Allahtan yok derken, şu dini tekkelerin içinde de böyle iğneyi batırma işinin olduğunu gördüm. Hem de ne Sünni inanç, ne Alevi inanç farkını gözetmeden. Her türlü tarikatlar içinde de iğneyi yanağına sokan, kendisine acı veren dervişler, dedeler gördüm. (Bütün bu gördüklerimi ekran önünden gördüm, yoksa gidip oturup bunların bu yaptıklarını birebir ve canlı yaşamadım. Okuduklarım ve gördüklerim bana yukarıdaki izlenimleri verdi.)


Yazı yazdığım bir web sitesinde de (www.acikgazete.com) başka iğneler dolanmakta, hem de ne iğne. Bu iğne ayrımcılığı sembolize eder konumunda. İnce bir çizgi. Sitenin sol tarafında köşe yazarları var, resimleri ile birlikte, bir de sağ alt köşede köşe yazarları adı verilen bir yer. Her ikisin de köşe yazarları olduğunu düşünüyorum. Sol taraftakilerin yazarların belki aylarca yazıları duruyor, fakat sağ alt köşedeki köşe yazarların yazısı, gelen köşe yazılarının hızına göre bir iki günde değişebiliyor.


Orada yazan köşe yazarları birbirinden çok değerli insanlar. Kendi düşüncelerini ve yorumlarını başkaları ile paylaştıkları içinde cesaretli insanlar. O bildiğimiz sıradan sessiz çoğunluk üyesi değiller. Seslerini çıkarıyorlar, çıkarmakla kalmıyorlar bunu kelimelere döküyorlar. Onları kutluyorum. Kendi tecrübelerini ve bilgi birikimlerini paylaşıyorlar. Bende her birini elimden geldiğince okuyorum.


Köşe yazarların yazısı (bu sağ alt köşede olanlar için söylüyorum, sol tarafta olanları kapsamıyor.) bazı haberlerin sayfada kalması kadar yazıları sayfa içinde kalmıyor, yok oluyor. Peki, nerede ulaşılabilinir. Onun da çaresi bulunmuş, sol üst tarafta arama yerine yazarın adı yazılarak ulaşılabiliniyor. Aksi halde yazarın ismini bilmiyorsan ve hangi konuda ne yazdığını bilmiyorsan o yazara ulaşman tamamı ile şansa kalmış durumda.


Bir de sağ tarafta “KÖŞE YAZARLARI” adlı bir yer var, oraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Fakat burada da sadece en son yazan yazarların bazı yazılarına ulaşabilirsiniz. Eğer iyi bir izleyici değilseniz, genel olarak kaç yazarı var bu sitenin bilemezsiniz.


Sanki bir ayrım var, iğne kalınlığında bu ayrım. Sağ taraftakiler ile sol taraftakiler arasında. Aslına bakarsanız her iki tarafta köşe yazısı yazıyor, fakat bir ayrımcılık durmakta.


Yaşantımın büyük bir bölümünün de ayrımcılıklara karşı geldiğim için, benim gözüme battı. Belki sayfayı yapanların ellerindeki olanaklar buna ancak el veriyor olabilir. Onların her sesin kendisini ifade etmesi için sayfaları açmasını takdir ile karşılıyorum, hatta kutluyorum. Sağ alt köşedeki yazarların üstüne köşe yazarı denmesinde başka şey densin, çünkü köşe yazarları arasında sanki bir ayrım gibi duruyor!


Her yayın kuruluşu kime köşe yazısı yazdıracağını, kime yorum yazısı yazdıracağını tercih etmek hakkına sahiptir. Fakat köşe yazarları adı verilerek, yazarlar arasında bu tip ayrım olduğunda yadırgamamak elde değil. O yüzden aşağı köşedeki yerin adı değiştirilirse benimde gözüme iğne gibi batmaz orası.


Benim elimde bir iğne vardı, kusura bakmayın, geleneklere göre iğneyi önce kendime batırıp, marifetimi göstermem gerekliydi. Elimde olmadan başka birine batırmış olabilirim. İğneyi eline almış acemi bir terzi gibi sağa sola batırıyorum iğneyi! Yakında ustalaştığımda iğneyi kendime batırmayı öğreneceğim.


Umarım kalbinizi kıracak kelimeler sarf etmemişimdir. Eğer bir hata yapmış isem, lütfen benim tecrübesizliğime verin. Elimde değil, acemi terzi etrafına da iğneyi batırır, sadece kendisine değil!


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.