İngiliz savaş muhabirlerinden özeleştiri

BBC: Savaşta bir tarafla birlikte hareket eden bir gazeteci olmak ne anlama geliyor, haberlerinize ne tür kısıtlamalar geliyor?


PAUL WOOD: Öncelikle, Felluce’deki Amerikan askeri kampına ulaştığımızda, orduyla hareket eden gazeteci olmanın kurallarıyla ilgili 12 sayfalık belgeyi imzalamak zorunda kaldık.


Operasyonlarla ilgili haberler de ayrıntılı kurallara bağlanmıştı ve askerler, her şeyin doğru askeri terimlerle anlatılması konusunda ısrarcıydı.


Ama bir yandan da, çok geniş habercilik olanaklarına sahip olduk bu dönemde. Komutanın savaşın arifesinde verdiği çok gizli brifinge katılmaktan tutun da, çatışmaları olduğu gibi görme şansına sahip olmaya kadar…


Orduyla birlikte hareket etmenin en büyük sorunu şu: Sadece askerlerin gördüklerini görebiliyorsunuz. Bağımsız olarak çıkıp dolaşamıyorsunuz. Herkes Felluce’deki sivillere ne olduğunu merak ediyordu… Ama tek başımıza gidip sivillere ne olduğunu araştırma iznini hiç vermediler.


BBC: Son bir kaç haftadır yaşanan çatışmalarla ilgili habercilik konusunda ne düşünüyorsunuz?


MARTIN BELL: Canlı ve cesur bir gazetecilik, ancak bütünlüklü bir resim çizmiyor olaylar hakkında. Olanları askerlerin gözünden izliyorsunuz. İki Fransız gazeteci 21 Ağustos’ta Irak’ta kaçırıldılar. İnsan boyutu eksik, karşı tarafın kayıpları konusunda hiçbir fikriniz yok.


Belki hiç bir haber alamamaktan daha iyi, ama gene de insani bir bakış açısından yoksun, mekanik ve bence bu çok tehlikeli…


BBC: Lee Gordon, siz İngiliz askerleriyle birlikteydiniz ama aynı zamanda ilk başlarda Felluce’deki direnişçilerle hareket ettiniz. İkisi arasındaki fark çok büyük olmalı….


LEE GORDON: Savaşın anlatımı açısından fark olduğunu söyleyemeyiz ama yine de direnişçilerle birlikte olmak farklıydı tabii.


Orada da sınırlamalar vardı tabii ki, özellikle güvenlik konusunda. Her iki tarafta gene görev yapmak isterdim fırsat çıksa. Aslında önemli olan medyanın savaşan iki tarafla da birlikte olayları izlemesi.


Eğer her iki tarafın gözüyle de izleyemezsek, o zaman diğer taraftan haber almanın başka yollarını bulmak zorundayız.


BBC: İlk Körfez Savaşı ile son savaşta gazetecilik açısından ne fark görüyorsunuz?


MARTIN BELL: Farklı olan ortamdaki değişim… Savaş muhabirliği eskisinden çok daha tehlikeli şimdi. Kendi başınıza hareket edemiyorsunuz.. Bir yanda Amerikalarla beraber hareket eden gazeteciler, öteki tarafta da Bağdat’ta otel binalarının çatısından bildiren gazeteciler var.


Arada çok geniş bir boşluk var ve orada gerçekten ne olup bittiğini bilmiyoruz.


BBC: Bültenlerimizde orduyla hareket eden muhabirlerin haberlerinin sınırlamalara tabii olduğunu hep vurguluyoruz. Okurların ya da dinleyicilerin bunun ne anlama geldiğini anladığını düşünüyor musunuz?


LEE GORDON: Hayır kesinlikle düşünmüyorum. NBC, ABD askerini, yaralı bir Iraklı savaşçıyı vururken gösteren görüntüler yayınladı Bu, sigara paketlerinin üzerine sağlık uyarıları koymaya benziyor. O uyarı oradadır, ama kimse dikkat etmez. Bence bu, medyanın bilinçli bir tercihi…


Mesela, BBC muhabirlerinin savaşta Amerikan askerleri ile hareket etmesine karar verdi. Savaşın sivillerle ilgili tarafını yansıtmıyor. Bu konuda kolay çözümler var aslında.


Biri, bir Iraklı gazeteci kullanmak diğeri de bazı Iraklılara kamera vermek olabilir.


BBC: Yeniden Martin Bell’e dönelim… Garip görünüyor, ama savaşın tek bir tarafını yansıtıyor gibi görünüyoruz. Başarısız mı oluyoruz?


MARTIN BELL: Bence evet… Başarısız oluyoruz. Bunun nedeni ise hiçbir BBC ya da Sky ya da ITN editörünün, hayatta kalma şansı çok düşük olan böyle riskli bir göreve kimseyi yollamayacak olması.


BBC: Peki Arap medyasında izlenen çerçeve daha mı iyi?


MARTIN BELL: Bence evet… Bence bu konuda El Cezire’ye bize karşı tarafın bakış açısını verdiği için teşekkür etmemiz gerek…


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.