İngiltere’de “Chilcot” Irak Raporu: Haybeye savaşa girildi

Guardian gazetesi ana sayfalarının dışında bir de Chilcot raporuna özel ek vermiş bugün. Gazetenin baş sayfa manşetinde Tony Blair’in “Ne olursa olsun seninleyim” sözleri var.

Gazetenin iç sayfalarında raporun, özellikle “taviz vermeyen başarısız, iyi organize olmayan ve analiz edemeyen Tony Blair yönetimini suçladığı” yazıyor.
Guardian’ın güvenlik ve savunma konuları üzerine yoğunlaşan yazarı Richard Norton-Taylor da ABD ile İngiltere ilişkilerini ele almış. “Blair’in Bush’u izlemeye stratejik olarak ihtiyacı yoktu” başlıklı analizinde Norton-Taylor, Irak Savaşı’nı İngiltere’nin Süveyş krizinden sonra en büyük dış politika felaketi olarak tanımlıyor ve şu yorumu yapıyor:

“İngiltere’nin ABD ile ilişkileri zaman içinde dürüstçe fikir uyuşmazlıklarının yükünü kaldırabilecek olduğunu kanıtladı. Çıkarlarımızın farklı olduğu durumlarda İngiltere ile ABD ilişkilerinde kayıtsız desteğe ihtiyaç yok.”

Guardian başyazısında da Blair’in Bush’la ilişkisini eleştiriyor. “Blair, bir ülkeyi mahvederek, güveni yıkarak ve kendi itibarını çöpe atarak, kör göz Bush’un izinden gitti” başlıklı baş yazıda yer alan ifadelerin bir kısmı şöyle:

“Rejim değişimi, Beyaz Saray’ın küstah amaçlarından biriydi. Ve kendisini, hiçbir kaçış yolu bırakmadan Washington’a bağlayan Blair, etkin bir şekilde bunu kendi politikası olarak da benimsedi. Bu korkunç bir hataydı. Çünkü öncelikle bu, bir ülkeyi kendi tercih ettiği bir savaşa bağımlı kılıyordu, gerçek bir mantığı olmadan, militan İslamcılıkla, laik Baas arasında ayrım yapmaya özen göstermeden yalnızca ikiz kulelerin intikamını alma dürtüsüyle hareket edildi.”

Gazetenin Chilcot raporuna ayırdığı özel ekinde de Orta Doğu editörü Ian Black, Irak Savaşı’yla Orta Doğu’da yaşanan dönüşümü irdeliyor.

Analizin başlığı “Politikada ağır, gerçeklerde hafif – plansız bir savaş… Irak, Orta Doğu’nun demokrasiye dönüşümünde ilk domino taşı olarak planlanıyordu.”
Times gazetesinin baş sayfa manşetinde Tony Blair’ın fotoğrafı üstünde de “Blair’in özel savaşı” başlığı var.

Gazetenin iç sayfalarında raporla beraber gelebilecek yasal süreç ele alınıyor.

“Blair görevini kötüye kullanmakla suçlanabilir” başlıklı haberde kamu davalarından sorumlu eski savcı Ken Macdonald’ın Blair’i ‘kamunun kendisine duyduğu güveni sarsmak’ ve ‘İngiltere’yi savaşa sokmak için kanıtları ve yasaları bükmekle’ suçladığı yazıyor.

Times gazetesi başyazısında, döneminde yapılan tartışmalarda Blair gibi Irak Savaşı’na girilmesinden yana olduklarını hatırlatıp “Başbakan’ın ve yakın yardımlarının ellerindeki kitlesel imha silahlarına dair kişisel istihbarat raporları temelinde bu kararı desteklemiştik” diyor. Blair’in savunmasında istihbarat bilgilerinde tahrifat olmadığını söylediğine dikkat çeken gazete, raporda verilerin yeterince analiz edilmediğin de yer aldığını belirtiyor.

The Daily Telegraph gazetesi de baş sayfasında Tony Blair’in fotoğrafının üstünde “Aynı kararı alırdım” sözlerine yer vermiş.

Gazetenin başyazısında yer alan ifadelerin bir kısmı şöyle:

“Tüm öfkenin üzerine yoğunlaştığı Blair’in Irak’la ilgili eylemleri, doğru bağlamda değerlendirilmeli, Chilcot raporunun olağanüstü uzunluğunda ve ayrıntılarında, Irak hakkında tartışma yürütülürken bu bağlamın kaybolma tehlikesi var.”

“Savaş gereksiz olabilirdi ama muhtemelen kaçınılmazdı. Raporda da söylendiği gibi, 2001 sonlarında, 11 Eylül saldırılarından sonra, Devlet Başkanı Bush, Irak’ta rejim değişikliği politikasına tutundu. İngiltere ne yaparsa yapsın ABD Irak’ı işgal edecekti. Blair veya bu ülkedeki herhangi biri için ‘savaşı durdurmanın’ yolu yoktu.

Şimdi ne olacak? Bazı ailelerin duygusal taleplerine (Jeremy Corbyn gibi solcuların da istismar ettiği taleplerine) rağmen, Blair’e savaş suçları suçlaması yapılamaz. Uluslararası Ceza Mahkemesi savaşlardaki zulümleri değerlendirmek için var, seçilmiş liderlerin eylemleri için değil, onları yargılamak seçmenlerin işidir.”

Financial Times gazetesinin başyazısında Chilcot raporunun Blair’i açıkça kınamadığı için hayal kırıklığı yaşayanlar olabileceğini ancak raporun ‘insaflı davrandığı’ için suçlanamayacağını yazıyor ve şu yorumları yapıyor:

“John (Chilcot) Blair’in yalan söylediği iddiasına bir kanıt sunmıyor. Savaşın yasal durumuyla ilgili de bir şey söylemiyor. Ama diğer açılardan Sir John’un bulguları Blair’i ve yönetimi, sivil ve askeri danışmanlarını sert şekilde kınıyor.”

“Bir devletin yıkılmasıyla ortaya çıkan terör tehdidi ve mezhepçilik ülkeyi yok etmeye devam ediyor. İngiltere’den 179 askeri personel öldü ve ailelerini kayıplarının amacını anlamakta zorlandıkları bir durumda bıraktı.”

“John (Chalcot) insaflı bir rapor hazırladığı için suçlanamaz. İngiltere’nin yönetilme şekliyle ilgili yakınılacak daha çok şey var. Ama Chilcot raporu en azından, İngiltere devletinin, büyük başarısızlıkların arada kaynamasına izin vermeyeceğini kanıtlamış oldu.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 × 1 =