‘İngiltere’de işkence yaptılar…’

‘İngiltere’de işkence yaptılar…’

0
PAYLAŞ

İngiltere’de gün geçmiyor ki yeni bir Sığınmacı dramı yaşanmasın. İçişleri Bakanlığı’nın sığınmacı ve göçmenlikle ilgili “İngiltere’nin göçmenler için değil, göçmenlerin İngiltere için çalışmalarını sağlamak” şeklinde yorumlanabilecek yeni stratejisinin kurbanı bu kez Küçük Hüseyin Candemir… 


Sığınma talebi defalarca reddedilip, Türkiye’ye geri gönderilmek üzere Colnbrook Sığınmacı Kampı’na götürüldükten sonra 38 gün açlık grevinde kalan Küçük Hüseyin Candemir, “geri gönderilmektense ölmeyi tercih ederim” diyor. Açlık grevinden sonra böbreklerinde ve ciğerlerinde sorunlar yaşayan ve psikolojik durumu da iyi olmayan Candemir’in ağabeyi İbrahim Candemir ise, kardeşinin kampta kaldığı süre içinde psikolojik ve fiziksel baskıya maruz kaldığını söyledi.


Ali Keskin’in abi İbrahim Candemir ve açlık grevinden yatakta konuşabilen Küçük Hüseyin Candemir ile sohbeti şöyle:


– Kardeşiniz ne zaman ve nasıl gözetim alına alındı?
– (İbrahim Candemir) Kardeşim 16 Şubat sabahında Göçmenlik Dairesi ekipleri tarafından, bize haber verilmeksizin Kuzey Londra’daki Edmonton’da kaldığı evden alınıp götürülmüş. Bizler iki hafta boyunca tüm karakol, hastane ve kampları aramış olmamıza rağmen kendisine ulaşamadık. Sonra bir gün tesadüfen kaldığı evde, Göçmenlik Dairesi ekiplerinin bıraktığı bir nottan kendisinin Colnbrook Detention Centre’da tutulduğunu öğrendik…”


– Görüşme şansınız oldu mu?
– (İbrahim Candemir) Beni iki hafta boyunca kardeşimle görüştürmediler. Sürekli bahaneler buluyorlardı. Telefona bile gelmesine izin vermiyorlardı. Anladığım kadarıyla amaçları dış dünyayla bağlantısını kesmek ve eyleminin başarıya ulaşmasını engellemekti. En sonunda 21 Mart tarihinde bana ‘kardeşiniz kötü durumda, gel al’ dediler. O’nun durumunu görünce şok olmuştum. Uzun süre açlık grevinde kalmıştı ve tanınmaz bir haldeydi. Çok kötüydü. Hiç gücü kalmamış, çok zayıflamış ve psikolojik durumu da çok bozulmuştu. O’nu bu halde nasıl götürürüm diye sorduğumda ise, ‘bizim sorunumuz değil’ dediler. Sonra onu ambulans olmadan alamayacağımı söyledim. Bir gün sonra ise Hillingdon Hastanesi’ne götürüp, bırakmışlar…


– Kamplardaki uygulamaları anlatır mısın?
– (Küçük Hüseyin Candemir): 16 Şubat sabahı saat 6’da evime gelip aldılar. Zorla bir araca bindirdiler. Türkiye’ye göndereceklerini söylediler. Ben de bunun üzerine kampta açlık grevine başladım. Rahatsızlıklarımdan dolayı beni özürlülerin tutulduğu bir hücreye kapattılar. Bacaklarımda ve belimde ağrılar vardı. Yere iyi basamıyordum. Ancak koltuk değnekleriyle yürüyebiliyordum. Ama kararlı bir şekilde açlık grevini sürdürdüm.


– Görevlilerin greve tepkileri ne oldu?
– (Küçük Hüseyin Candemir): Onlardan talebim beni serbest bırakmaları ve Türkiye’ye geri göndermemeleriydi. İki hafta boyunca birkaç istisna dışında sıvı da almadım. Her geçen gün zayıflıyor ve durumum daha da kötüye gidiyordu. Bu arada bana ağır şekilde psikolojik işkence yapmaya başladılar. Görevliler sürekli hücremin önünde gürültü yapıyor, yüksek sesle müzik dinliyor ve beni yemeye, içmeye zorluyorlardı. Bir şeyler yemediğim ve içmediğim içinde bazen zorla yedirmeye çalışıyorlardı… Kamplarda insanlık dışı uygulamalar var… Oraya normal giren bir insan ya hasta çıkar ya da psikolojik durumu bozulmuş bir halde çıkar. Çünkü koşullar oldukça kötü. Güvenlik görevlileri de kalan sığınmacılara suçlu muamelesi yapıyor ve çok kötü davranıyor…


***


DOKTORU: İYİYE GİDİYOR


Hillingdon Hastanesi’nde Candemir’in tedavisini yapan Doktor Jovas Yarkey ise açlık grevinden sonra uygulanan tedaviden sonra Candemir’in durumunun iyiye gittiğini ancak böbrekleriyle, ciğerlerinde hala sorunların devam ettiğini, iyi bakılması gerektiğini ve açlık grevine başlarsa yeniden hayati tehlike yaşayacağını söyledi. Göçmenlik Dairesi yetkilileri şu anda evinde ailesi tarafından bakılan Candemir’in, 21 Nisan tarihinde Göçmenlik Dairesi’ne giderek imza bildiriminde bulunmasını istediler. 


DERNEKLERDEN ZİYARET


İngiltere’de sığınmacıların kamplarda tutulmasını engellemek ve sığınmacılara karşı uygulanan sert politikalara son verilmesi amacıyla ortak kampanya yürüten Türkiyeli bazı dernek temsilcileri Küçük Candemir’in durumuna dikkat çekmek ve kendisine destek olmak için Hillingdon Hastanesi’nde kendisini ziyaret etti.


Day-Mer, Halkevi, Gik-Der ve YÇKM adına yapılan açıklamada şöyle denildi:


“Candemir’e haklı mücadelesinde yalnız olmadığını bildirmek ve kendisine destek olmak için ziyaret ettik. Candemir’in yaşadığı sorun tüm göçmenleri yakından ilgilendiriyor.  İngiltere’de sığınmacıların kamplarda tutulmasını engellemek ve sığınmacılara karşı uygulanan sert politikalara son verilmesi amacıyla bir kampanya yürütüyoruz. Bu kampanyayla, uzun vadeli bir çalışmayla insanları en hızlı şekilde harekete geçirip, hükümetin göçmen karşıtı politikalarına engel olmak hedefleniyor. Kampanya kapsamında göçmenlerin durumları ile ilgili bir dosya hazırlanıp, Bakanlar Kurulu’na sunulması ve büyük bir mitingle sorunun hükümetin gündemine sokulması planlar arasında yer alıyor. Herkesi bu konuda duyarlı olmaya ve bu kampanyaya destek olmaya çağırıyoruz…”


FOTOĞRAF: Küçük Hüseyin Candemir


DİĞER AYAKÜSTÜ SOHBETLER:


– ‘Kürtler, Türkler’i ikna etmeli…’
– ‘Düşünceye militarizm de engel…’
– Boyalı bank nöbetini terkeden ‘sosyalist’ asker
– ‘Kategorizesiz bir dünya hayalim’
– ‘Toplumsal varlıklar elimizden kayıp gidiyor’
– Ermeni tarihçi: Asıl sorumlu emperyalizm
– Hrant Dink: Ruh halimin güvercin tedirginliği
– ‘Vicdansızlığın İslamcısı, solcusu olmuyor…’
– ‘İsrail bir devlet değil, bir projedir’
– Orhan Suda: Yaşasın edebiyat
– Türkiye’nin Papa’ya sormayı unuttukları!
– Sol Kendini Arıyor VII: Ömer Laçiner
– Sol Kendini Arıyor VI: Hayri Kozanoğlu
– Sol Kendini Arıyor V: Aydemir Güler
– Sol Kendini Arıyor IV: Oğuzhan Müftüoğlu
Sol Kendini Arıyor III: Aydın Çubukçu
– Sol Kendini Arıyor II: Çiğdem Çidamlı
– Sol Kendini Arıyor I: Mihri Belli:
– Hayalet yazar Hüdai Nabit
– Çitlembik ağacıyla söyleşi
– ‘Çocuğa şiddet, çok yaygın’
– İran PKK’yi neden bombalıyor?
– Serdar Denktaş: Mal mülk davaları en zor sorun
– ‘Kıbrıs’ta kısa dönemde çözüm olmaz’
– Tayvanlı yazardan ‘Sıcak bir öpücük’
– Kavakçı: Başörtü, dini bir mesele
– Perinçek: MHP tabanını dışlayarak solculuk yapılmaz!
– ‘Tek dileğim iki dengeli bir dünya…’
– ‘Beni en çok korkutan: Google’
– ‘Sorunumuz Yahudiler’le değil, siyonizmle’
– O bir ‘peynir avcısı’
– ‘Çernobil’den ders çıkarmadık’
– Bir kültür taşıyıcısı: Aydın Çukurova…
– Afşar Timuçin ile insana dair ne varsa…
– 12 Eylül iddianamesine ne oldu?
– Akın Birdal: Evren yargılanmalı!
– Hitler ile söyleşi…
– ‘Baş örtüsünü ilk kez Sumerliler taktı’
– ‘Türk solu titreyip kendine gelmeli’ 
– ‘Hepten pusulasız olmadığımız kanaatindeyim…’
– ‘Siyasi güç, her zaman kendi hukukunu yaratır’
– ABD işdünyasında çöküş
– ‘ABD Anayasası Patara’dan’
– Çocuklar öldürülmesin!
‘- ‘Bir Gün Mutlaka’
– ‘Derin devlet sorunları çözmek istemiyor’
– Kaş’taki gözyaşı
– ‘Son 15 yılda bilinçte sıçradık’
– Piref. H. Ökkeş ile ‘dörtköşe’ sohbet…
– Sorgun Ormanı’nı kurtaralım
– Devrim Bize Yakışırdı!
– G-8 protestosundan gözlemler…
– Başkaların hayalleri…
– Hurafeler gölgesinde Gelibolu…
Çokuluslu tekellere karşı ‘Adil Ticaret’
– Kuzey çikolata, Güney ekmek derdinde
– Fokları, katliamdan kurtaralım!
– Nükleer denemelerin faturası: Doğal felaketler
-Türkiye’de de nükleer silah istemiyoruz!
– Faşizm neden Almanya’da kök saldı?
– Demirel davasında tekelci medya da suçludur


 

BİR CEVAP BIRAK