İngiltere’de yerel seçim ve sonuç

22 Mayıs Perşembe günü İngiltere’nin bir çok bölgesinde yerel seçimler gerçekleştirildi. Türkiyeli ve Kuzey Kürdistanlı göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı Londra’da İşçi Partisi (Labour), Muhafazakarlar (Conservative) ve Liberal Demokratların yanı sıra Sendikacılar ve Sosyalistler Koalisyonu’ndan (TUSC) Türkiyeli ve Kürdistanlı adaylar yarıştı.

Uzun bir aradan sonra ilk defa bu seçimlerde TUSC içerisinde aday olan Türkiyeli adaylar ve bağlı bulundukları siyasi parti ve kurumlar Türkiyeli ve Kürdistanlı toplum içerisinde neden düzen partilerine oy vermememiz gerektiği noktasında bu denli kapsamlı bir çalışma yürüttüler. Kanımca siyasal etki noktasında kısmen de olsa başarı elde ettiklerini söylemek abartı olmaz.

Ebetteki neden kazanamadıkları, yada istenilen düzeyde bir başarı elde edemedikleri tartışılması gereken bir durum. Ancak bugüne kadar toplumumuzu oy deposundan ibaret gören İşçi Partisi anlayışına karşı geliştirilen bu inisiyatifin de olumlu bir gelişme olduğunu söylemek gerekir.

Durum ortada; Türkiyeli ve Kuzey Kürdistanlı toplum yaşadığımız ülkedeki siyasal ortamın çok da içerisinde değil, tüm siyasal gelişmeler günlük yaşamımıza doğrudan yansısa da bu gelişmeler karşısında siyasal tepki örgütlemek yada öfkelenmek bizim lugatımızda da düşünce yapımızda da mevcut değil. Ülke topraklarındaki herhangi bir gelişme bizi çok daha yakinen ilgilendiriyor, duygularımızı kabartıyor. Bundan dolayı da yaşadığımız ülkede bize yakın gördüğümüz kuvvetleri politik ve siyasi duruşlarından bağımsız olarak destekliyor, hatta başkalarının da desteklemesi tartışması yürütüyoruz. Ancak politik ortamın kısa ve öz bir analizini yaptığımızda oy verdiğimiz siyasal partilerin bizim çıkarlarımızı temsil eden bir yanlarının olmadığını rahatlıkla görebiliyoruz.

Türkiyeli ve Kuzey Kürdistanlı toplumu temsilen bu partiler içerisinde yer alan adaylarımızın iyi niyetlerinden zerre kuşku duymuyorum, ancak ne yazık ki iyi niyetler var olan nesnel gerçeklikleri değiştirmiyor.

Muhafazakar partinin ne olduğu ortada, diğer ırkçı ve şoven partileri yazmıyorum bile, ancak İşçi Partisinin siyasal duruşuna bakmakta fayda olduğunu düşünüyorum.
1900’lerde sosyalist hareketlerin ve sendikaların işçi sınıfının çıkarlarını savunmak temelinde kurdukları İşçi Partisi bugün sınıf çıkarlarının savunulması söz konusu olduğunda işçi sınıfının değil aksine burjuvazinin doğrudan temsilcisi halini almıştır. Hadi diyelim ki kendimizi ruhen buranın işçi sınıfının bir parçası hissetmiyoruz ve dolayısı ile İşçi Partisi’nin kimin çıkarlarını temsil ettiği bizi doğrudan ilgilendirmiyor. Peki İşçi Partisi’nin göçmenlik karşıtı üzerinden geliştirdiği politikalarda mi bizi etkilemiyor? ‘İngiliz İşler İngilizlere’ sloganını en üst seviyede dillendiren dönemin İşçi Partili başbakanı Gordon Brown değil miydi, yada UKİP gibi ırkçı ve ulusalcı bir partinin politikalarına yedeklenen yine bugünün İşçi Partisi değil mi?

Hatta biraz daha ileriye gidecek olursak İngiltere’ye gelecek olan göçmenlerin sayısının ne kadar düşürüleceği konusunda muhafazakar parti ile sidik yarışına giren bugünün İşçi Partisi değil mi? Ya da göçmen düşmanlığı konusunda diğer ana akım partilerden zerre farklılık göstermeyen yine bugünkü İşçi Partisi değil mi? Yaşamımızı doğrudan etkileyen kesintilerden bahsetmiyorum bile.

İngiltere de Türkiye’den farklı olarak belediyeler çok daha özerktir, hoş bu özerklik durumlarını ağırdan ağıra yitiriyorlar ama hala yasalar içerisinde ciddi bir özerk hareket olanağına sahipler. Ancak mevcut koalisyon hükümetinin öngördüğü bütün kesintileri ve kemer sıkma politikalarını İşçi Partisi’nin hakim olduğu belediyelerde uygulamadı mı?
Tamam kötünün iyisi diyelim, hatta bizim toplumumuzdan bu parti içerisinde aday olanların kazanmasından dolayı mutluluk da duyalım, ama ne olur İşçi Partisi’ni savunmayalım, politikalarını tartışmaya açanlara karşı şuraya buraya düşmanlık besliyor, ya da marjinallik yapıyor demeyelim. Var olan gerçekliği inkar etmek bize kazandırmaz, aksine kaybettirir.

Nitekim İşçi Partisi’nin, iktidarda olduğu dönem dahil olmak üzere toplumumuzu doğrudan olumsuz yönde etkileyen icraatlarını yazarak buraya sığdırmak mümkün olmaz.

Sonuç olarak alternatifsiz değiliz. Geldiğimiz topraklarda insanlarımız yıllarca nasıl olsa kazanamazlar deyip çıkarlarımızı gerçek anlamda temsil eden partilere oy vermek yerine CHP gibi AKP gibi ırkçı ve ulusalcı zihniyetleri iktidarlara getirdiler. Bugün geldiğimiz topraklarda yaşayan aynı toplum bunun sonuçlarını en ağır biçimde yaşıyor, her gün onlarcamız dilinden, dininden, kimliğinden ötürü toprak oluyor.

Burada da aynı mantık ve zihniyet bizi yanlıştan başka bir yere sürüklemez, bugün nasıl olsa kazanamazlar deyip desteklemediğimiz kesimlere değil de savaşın, kesintilerin ve nefretin partilerinin kazanması yarınımız bakımından tehlike arz eden bir durumdur.

UKİP gibi ırkçı ve ulusalcı partilerin Avrupa Parlamentosu seçimlerinde birinci gelmesinde İngiliz toplumunun milliyetçi duygularının kabarık olmasının rolü olduğu kadar bu duyguları ortadan kaldırmak amacı ile politika yapmayıp bunu biraz daha körükleyen partilerinde azımsanmayacak rolü olduğunu unutmayalım.

Madem ki bu ülkede yaşıyoruz, o halde hakikaten asimile olmadan pozitif olarak buranın toplumuna entegre olalım ve gerçek toplumsal çıkarlarımız üzerinden buradaki siyasal yaşama aktif olarak katılalım.

__________________
* GİK DER Eşbaşkanı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × four =