İngiltere’deki Türkler Avrupa’dakilerden farklı

PAYLAŞ

İngiltere’de Yaşayan Türklerle ilgili sosyolojik araştırmalar yapan Eren Nijhar ile toplumumuzn fotoğrafını çekmeye çalıştık…


– İngiltere’de yaşayan Türklerin tablosunu çizer misiniz?
– İngiltere’de yaşayan Türklerin göç tarihine baktığımızda diğer Avrupa ülkelerine göç eden Türklerden çok daha farklı olduğunu görüyoruz. Almanya’ya ve Avrupa’nın diğer ülkelerine 60’lı yıllarda başlayan göç, İngiltere’ye 40’lı yılların sonunda başlamıştır. İlk Kıbrıslı Türkler 2. Dünya Savaşı’nın hemen arkasından gelmiş ve İngiltere’nin savaş sonrası bıraktığı yıkımı görmüş insanlardır. Tabii 40’lı yılların öncesi İngiltere’ye gelmiş, yerleşmiş ve kısa bir süre İngiltere’de yaşadıktan sonra tekrar Türkiye’ye dönmüş Türkler de vardır.


– Sizin ‘Turks in London’ çalışmanız 40’lı yıllardan sonra gelen Türklere ağırlık veriyor, değil mi?
– Evet, ben öncelikle yaptığım çalışmada göç tarihinde kaynak olarak ne kadar geriye ulaşabildiğime baktım ve oradan başladım. Öncelikle 40’lı yıllarda başlayan, 50’li ve 60’lı yıllarda devam eden ve daha sonra 70’li – 80’li ve 90’lı yıllarda yoğunlaşan göçe odaklandım. Şimdi araştırmamı daha da genişleterek 1900’lu yılların başında ve daha öncesi İngiltere’ye gelen Türkler üzerine yapıyorum.


– Siz çalışmanızda aynı zamanda İngiltere ve Londra’da yaşayan Türklerin portrelerini çıkarttınız. Neden Portre?
– Öncelikle şunu belirtmemin önemi var diye düşünüyorum. Bizim kültürümüzde ve yazılı tarihimizde insanların öz yaşam hikayelerine ve biyografilerine önem verilmemiştir. Hep arka plana atılmış bir konudur bu. Tarihçilerimizin, edebiyatçılarımızın ve toplumda iz bırakmış insanların hayatları hakkında fazla bir şey bilmeyiz, nitekim hiç bir zaman yazıya dökülmemiştir. Tabii bu durumun son yıllarda değiştiğini ve bu alanda da yavaş yavaş adım atıldığını görüyoruz. Fakat 90’lı yılların sonunda düşündüğüm proje şekil almaya başladığında bu konuda biraz araştırma yaptım ama maalesef Batı’da biyografiye verilen önemin bizde geçerli olmadığını gördüm.


– Ve ‘Londra’da yaşayan Türkler’ projenizin çalışmasına başladınız?
– Evet, İskoçlu tarihçi Thomas Carlyle’nın ‘Tarih, sayısız biyografilerin özüdür’ sözünü anımsayarak,  iki üç yıllık bir ön çalışmadan sonra 2000 yılında projeye başladım. Burada yapmak istediğim İngiltere’de yaşayan Türk toplumunu diğer Avrupa ülkelerinde yaşayan Türk toplumuyla karşılaştırdığımızda karşımıza daha farklı bir tablonun çıkmasıdır.


– Nasıl bir tablo bu?
– İngiltere’de her sınıftan Türkler vardır. Bu diğer Avrupa ülkelerinde örneğin Almanya’dan çok farklıdır. Burada orta sınıf Türk kökenli vatandaşların sayısı çok yüksektir. Aynı zamanda büyük işadamları-kadınlarının sayıları da az değildir. Burada Türkiye’den gidip gelen işadamlarından bahsetmiyorum, burada ailesi ile yaşayan Türkleri kastediyorum. Tabii ‘Türkler’ dediğimiz zaman, bu kavramın içine İngiltere’de yaşayan tüm Türkler giriyor değil mi? Fakat İngiltere’de Türk göçü ile ilgili yapılan araştırmalarda genelde bir gruptan bahsedilir ve toplumun tümü gibi anlatılır. Bunu Oxford Üniversitesi’nde çalıştığım zaman gördüm. Ve ‘Turks in London’ projesi çerçevesinde, burada yazarımız, profesörümüz, kebapçımız, doktorumuz, politikacımız, öğretmenimiz, sanatçımız ile bir bütün oluşturduğumuzun portresini göstermek istedim.


– Portreler hakkında neler söylemek ister siniz?
– Bu calışma altı yıl sürdü ve belirli noktalara dikkat ederek tabloyu çıkartmaya çalıştım. İngiltere’de Türkler dediğim zaman bazen neden ‘Türkçe konuşan Toplum’ değil diye sorular yöneliyor. Türklüğü ırk değil vatandaşlık olarak aldım – özü de budur zaten – Kürt, Müsevi ve Ermeni kökenli Türk vatandaşlarıyla da görüştüm. Yaşlılara, gençlere ve kadınlara yer verdim. Sadece toplum içinde çok başarılı olmuş insanlara değil, aynı zamanda mutevazi yaşamları olan insanların biyografilerini de çıkartmak istedim. Nitekim, hepimiz burada bir bütünü oluşturuyoruz. En onemli olanı bu projede İngiltere’deki göç tarihine ve Türk göçüne bir ışık tutmak. Biyografileri okuduğunuzda sadece öz yaşam hikayelerini değil bir toplumun sosyo-ekonomik, politik ve kültürel yapısını da görüyorsunuz, ki bu bir sosyolog olarak benim için çok önemlidir.


– Sizce Türk toplumunu diğer azınlık toplumlarla karşılaştırdığımızda karşımıza nasıl bir tablo çıkıyor?
– Tabii hepimizin bildigi gibi eğitim konusunda maalesef konumumuz iyi değil. Çinliler ve Hintlilerle karşılaştırdığımızda çocuklarımızın ve gençlerimizin başarı oranı düşük. Sağlık alanında yapılan bir araştırmada da Çinliler ve Hintliler en sağlıklı azınlık toplum olarak karşımıza çıkıyor. Fakat aynı zamanda her şekliyle İngiltere’de çok hızlı ilerleyen bir Türk toplumu var. Başarılı olan gençlerimizin sayısı az değil ve sayıda hergün artış var. Türklerin ekonomik olarak özellikle Londra’da önemli bir rol oynadığını artık biliyoruz. Toplumun sosyo-ekonomik, politik ve kültürel  bir güç oluşturduğunu hükümet biliyor ve çalışmalarını buna yöneltiyor. Son dönemde değişik partilerin Türk toplumuna ilgi gostermeye başlamasının nedeni budur. Burada parti içinde aktif olan Türk kökenli politikacılara tabii ki önemli görevler düşüyor. Toplumda sözü geçen bir topluluğun partiler içinde önemli konumda ve söz sahibi olması çok önemlidir. Tabii burada da göç tarihi daha eski olan azınlık toplumlardan öğreneceğimiz çok şey var, ‘déjà-vu’lara gerek yok.

CEVAP VER