İNGİLTERE’DEN… Azerbaycan’a gidiyoruz

İNGİLTERE’DEN… Azerbaycan’a gidiyoruz

0
PAYLAŞ

Sizlere iyi haberlerim olduğunu söylemek istiyorum.

Geçen hafta yurdışındaki Türk sermayesinin İstanbul’daki ‘show’una tanık olundu. Türk-Alman Ekonomi Kongresi’ne ilk defa her iki ülke başbakanları katıldı. Basında (Açık Gazete dışında) her ne kadar Almanya’nın krizden kurtulma çabaları gözardı edilse de Alman Başbakan Gerhard Schröder’in Türkiye’nin AB üyeliğine hazır olduğu ve AB’nin sözünü tutması gerektiği demeci önemliydi. Hatta Başbakan Schröder çıtayı biraz daha yükselterek Türkiye ile ticarete Annan Planı’na ‘Evet’ dediği için Kuzey Kıbrıs’ı da katarak ödüllendirmek gerektiğini söyledi… Bu arada her gelen yabancı konuğa geleneksel olarak yapılan, PKK ya da Ermeni konusundaki hassasiyet Başbakan Schröder’e de iletildi…

Yukarıda anlattıklarım, 1960’larda bir bavulla ekmek parası için nam-ı diğer ‘gurbetçi’ adıyla Almanya ve sonrasında bütün Avrupa yollarına düşen girişimci insanlarımızın alınteriyle kazanarak yarattığı bir gücün geldiği noktaydı. Bir zamanlar Türk işçisini misafir olarak çağıran Almanya’nın, şimdi Türk kökenli sermaye aracılığıyla İstanbul’da Türk işadamlarıyla krizine çözüm araması bizim için gerçekten gurur verici bir durum.

Bir başka iyi haberim ise Azerbaycan’dan… Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ‘başkan yardımcısı’ olduğum Türk İşadamları Dernekleri Avrupa Federasyonu’na (TİDAF) gönderdiği mektupla biz ‘gurbetçi’ Türk işadamlarını 15-18 Mayıs tarihlerinde ülkesinde yatırım için görüşmelere çağırıyordu. TİDAF olarak üyelerimizi Azerbaycan’daki toplantıya katılmalarını istedik. Çağrımıza Ankara’daki şubemiz de dahil bütün şubelerden yoğun bir ilgi gösterilmesi sevindirici…

Her zaman Türk sermayesinin başta Rusya olmak üzere eski SSCB ülkelerine yatırıma gitmesi gerektiğini söyledim. Açık Gazete’de yayınlanan ‘İşadamları Moskova’ya’ başlıklı haberde gerekçelerini de ayrıntılarıyla anlatmıştım. Türk işadamlarını yatırıma çağırdığım ülkelerin başında Kazakistan geliyor. Avrupa kara-kıtası kadar toprağı, 16 milyon nüfusu ve yeraltı-yerüstü kaynaklarıyla dünyanın 5’nci zengin ülkesi konumunda… Kazakistan’ın her ürettiğini Çin’in vakum gibi çekip alması da bir başka şans…

ABD ve Avrupa’nın ürkek sermayesinin bu ülkelere ancak devlet güvenceli finans, petrol, bankacılık gibi sınırlı sektörlerde yatırıma gitmesi ve KOBİ faaliyet alanlarının hâlâ boş olması Türk sermayesi için geciktirilmeden değerlendirilmesi gereken bir fırsattır.

İşadamlarımız yatırım düşündüğü ülkelerdeki Türkiye’nin Ticaret Ateşeleri ve TİDAF’ı arayarak dış yatırımda kıvılcımı ateşe dönüştürebilirler…

Her zaman söylediğimi yine burada tekrar etmek istiyorum. Türkiye’nin AB dışındaki ülkelerde siyasi olduğu gibi ticari ilişkilerinin gelişmesi AB üyelik serüvenindeki elindeki kartları güçlendirecektir. Üstelik biz üye oluncaya kadar AB’nin yerinde yeller esebilir… Ayrıca bugün Başbakan Schröder krizden kurtulmada Türk sermayesini önemsedi ve Kuzey Kıbrıs’a destek verme gereğini duydu, yarın yatırım yaptığımız bütün ülkeler Türkiye’nin istemediği tasarıları tartışırken iki kez düşünmek zorunda kalacaklar…

Sonuç olarak eskiden sermaye ithal eden Türkiye artık sermaye ihraç ediyor. Gelinen bu noktadaki başarımızdan politikacılarımız sakın kendilerine bir pay çıkarmasın. Bu Türk halkının çocuklarına hasret giderek dillerini kültürlerini bilmediği ülkelerde tırnaklarıyla elde ettiği bir başarıdır. Türkiye’deki politikacılar yurt dışındaki göçmenlerine köstek yerine destek olsaydı bu başarı yıllar öncesinden çok daha ileri boyutlarda olacaktı…

Efendim Sayın Cumhurbaşkanı Aliyev ile görüşmelerimizi Açık Gazete okurları öncelikle okuyacaktır… İyi haftalar dileğiyle.

___________

* Akşahin: BABİK Yönetim Kurulu Başkanı ve Türk İngiliz Sanayi ve Ticaret Odası’nın Avrupa – Türkiye İlişkilerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi, Türk İşadamları Dernekleri Avrupa Federasyonu Başkan Yardımcısı ve İngiltere Temsilcisi, Açık Gazete Danışma Kurulu üyesi

BİR CEVAP BIRAK

1 × two =