İNGİLTERE’DEN… BBC, doğru habercilik ve Türk medyası

Britanya’nın eski başbakanlarından David Llyod George 27 Aralık 1917’de Manchester Guardian muhabiri C. P. Scott’a yaptığı değerlendirmede, savaş ve medya arasındaki ilişkiyi şöyle itiraf ediyordu: “insanlar eğer gerçekleri bilselerdi, savaş hemen yarın sona ererdi. Ama tabii bilmiyorlar. Bilemezler de. Gazeteciler doğruları yazmıyor ve sansür doğruların ulaşmasına izin vermiyor. Onların gönderdikleri savaşın gerçekleri değil, sadece savaşın güzel yüzü. Oysa gerçekler çok daha kötü ve normal bir insanın başedebileceği türden değil. Savaşın gerçekleri insan doğasının çok ötesinde….”

Savaş ve medya arasındaki ilişki gazeteciliğin ilk ortaya çıkışından bu yana tartışılan konuların başındadır ve gazeteciliğin temel ilkeleri arasında “doğru habercilik ve tarafsızlık” her zaman öne çıkan kavramlar olmuştur. Dünyada medyada güvenilirlilik denince ilk akla gelen kurum BBC’dir.  BBC’nin yayın ilkeleri uluslar arası gazetecilik açısından kılavuz gibidir. Çünkü 75 yıldır birçok dilde yayın yapan ve 230 milyon kişiye ulaşan BBC ‘tarafsız ve doğru habercilik’ anlayışıyla marka haline gelmiş olan bir kuruluştur. Her ne kadar zaman zaman eleştirilse de BBC özellikle çatışma ortamlarında en güvenilir yayın organı olarak gösteriliyor.  Peki BBC’nin bu durumu kurum bünyesinde çalışan gazetecilerin tarafsızlığında mı yoksa kurumun kendi tarafsızlığından mı kaynaklı?  Bu soruyu BBC Dünya Servisi Direktörü Nigel Chapman şöyle cevaplıyor: “ Gerek iç yayınlar gerekse dış yayınlarda BBC bünyesine katılan gazetecilere ilk andan itibaren tarafsızlık, adil olmak ve doğru haberciliğin yaptığımız işlerin en önemli noktası olduğunu çok açık bir şekilde vurguluyoruz. Bunlar kurum olarak 75 yılda oluşturduğumuz olağanüstü itibarın en önemli  unsurları. Bu şekilde bu ilkelere inanmayanlara karşı hoşgörülü olmadığımızı da  hissettiriyoruz” diyor.  BBC can kaybına yol açan ya da insan hayatını tehdit eden, acı ve ıstırap veren olayları haber verirken ilke olarak,  ‘izleyicilerimizin duygularına ve korkularına karşı duyarlı olmamız gerekir. Bazılarının gelişmelerin tam ortasında bulunan yakınları ya da dostları olacaktır. Acı veren haberleri büyük bir özenle işlememiz şarttır’ diyor.

1982 Falklan Savaşı BBC’nin tarafsızlık ilkesinin test edildiği durumlardan biriydi. Hükümet o günlerde BBC’den İngiltere yanlısı yayın yapmasını beklemişti. Ancak BBC savaş boyunca ‘bizim ordumuz’ dememiş ve bunun  yerine ‘İngiltere ordusu’ nitelemesini tercih etmiştir. Aynı zamanda İngiliz ordusunun basın bültenlerinin ardından, Arjantin ordusu tarafından yayınlanan basın bültenlerine de yer vererek, iki tarafa da eşit mesafe göstermeye çalışmıştır.

BBC’nin bu tutumu dönemin başbakanı Margareth Thatcher rahatsız etmişti ve Thatcher BBC’yi ağır biçimde eleştirmesine yol açmıştı..BBC’nin Irak ve Afganistan’daki işgalle ilgili yayınlarıyla birçok kişiyi tatmin etmediği de biliniyor. Tony Blair Irak işgali sırasında BBC’nin kitle imha silahlarıyla ilgili haberleri abarttığı yönündeki açıklamasına BBC sert tepki göstermiş ve  çizgisini değiştirmemişti. Türkiye’de medyada son dönemde yer alan çatışma ve operasyon haberlerine baktığımızda Türkiye’deki medya organları ve BBC arasında ne kadar büyük bir anlayış farkı olduğunu da hemen görebiliriz. İki ülke medyası arasında karşılaştırma yapma açısından kurumun savaş haberlerinin değerlendirilmesindeki bazı yayın ilkelerini hatırlatmakta yarar var.

-Haberlerde özellikle çelişen iddialar varsa, bilgilerin nereden geldiğini, normal olarak, açıkça belirtilmelidir. Bilgi kaynaklarının adı belirtilmeli, malzemeler üçüncü kişilerden alınmışsa, üçüncü kişilerden alındığı söylenmelidir.
-Normal olarak, haberlerimiz sansür ediliyor ya da izleniyorsa, ya da bazı bilgileri veremiyorsak, bunu belirtmeli ve mümkün durumlarda çalışırken hangi kurallara uymak zorunda olduğumuzu anlatmalıyız.

-Savaşın gerçeklerini örtbas etmemeli ama insan onuruna da saygı göstermeliyiz.

-Ölen ya da yaralanan kişilerin yakın akrabalarının, bunu ilk bizim haber bültenlirimizden web sitelerimizden ya da programlarımızdan öğrenmemesini sağlamak için elimizden geleni yapmalıyız.

-Başkalarının kullandığı terminolojiyi kendi terminolojimiz olarak benimsememeliyiz. Yapılan eylemin tüm sonuçlarını izleyicilerimize neler olup bittiğini anlatarak aktarabilmeliyiz. Eylemcileri, “bombacı”, “saldırgan”, “silahlı kişi”, “fidyeci”, “isyancı” ve “militan” gibi açıkça tanımlayan sözcükleri yeğlemeliyiz.

-Duygusal ya da önyargılı sözcükleri dikkatsizce kullanmamız inandırıcılığımızı sarsar. “Terörist” sözcüğünün kendisi anlamayı kolaylaştırmak yerine engelleyen bir tanımdır. Birine atfen aktardığımız durumlar dışında bu sözcüğü kullanmaktan kaçınmalıyız. Bildiğimiz doğruları haber verme işimizi layıkıyla yapmalı, niteleme işini başkalarına bırakmalıyız. Son günlerde Türkiye’de medyada artan savaş çığırtkanlığı ‘savaşta doğru habercilik nedir, mesleki etik sınırları nerede başlar, nerede biter” gibi bir çok soruyu da beraberinde getirdi. 

Türkiye’de medyada son dönemde sürekli savaştan söz ediliyor. Operasyonlar, çatışmalarla ilgili haberler yer alıyor. Medyanın büyük bir kesimi savaştan yana tavrını net olarak ortaya koyuyor. Operasyon haberlerinin veriliş şekli, yapılan yorumlar, gösterilen fotoğraflar hepsi birbirinin kopyası sanki. Ancak savaş toplumsal, ekonomik ve sosyal olarak ne anlama gelecek? Savaşın uzun vadede sonuçları ne olacak? Bunlar tartışılmıyor ve medya bu sorulara cevap aramıyor. Çizilen tablo; PKK, Barzani, Talabani yok edildiğinde her şey güllük gülistanlık olacakmış gibi. Ama eskiden PKK yoktu, Barzani de yoktu Talabani de. Ama Kürt sorunu, Kürt ayaklanmaları hep oldu. Demek ki sorun böyle hallolmuyor. Bu yazı BBC’yi övmek amacıyla yazılmadı. Tabii BBC’nin de eleştirilen yanları çok vardır ve orada da mükemmel bir gazetecilik yapılmıyor. Ancak Türkiye medyasıyla karşılaştırıldığında ortada çok büyük bir fark ve öğrenilecek çok şey olduğu gerçeği var. Türkiye’de gazeteciler her zaman devlet yanlısı ve devletin çıkarlarını evrensel gazetecilik ilkelerinden üstün tutmuşlardır. “Mehmetçik basını” yakıştırması Türkiye medyası için utanç verici bir olgudur.  Türkiye’de sorunların derinleşmesinde medyanın önemli bir rolü bulunuyor. Bu nedenle de Türkiye medyası temiz değildir ve güvenilirliliğini yitirmiştir. Unutmadan gazeteciler tarafsızdır ama tabii taraf oldukları durumlar da vardır. Mesela savaş söz konusu olduğunda, barıştan yana taraftır. Hoşgörüden, emekten, ezilenden yana, özgür ve eşit bir dünya geliştirilmesinden yana taraftır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here