İNGİLTERE’DEN… Bir ülke yok oluyor

‘Tatou ne Tuvalu Katoa’ Tuvalu dilinde,  ‘Hepimiz Tuvalılıyız’ anlamına geliyor. Tuvalular tarafından ulusal kimliklerine olan bağlılıklarını göstermek için  kullanılan bu söz son günlerde daha çok çevreci gruplar tarafından yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan bu ada halkına destek amacıyla kullanılıyor. Tuvalu Güney Pasifik Denizi’ndeki dokuz küçük adadan biri. Yeşilden turkuaza dönüşen bir deniz, palmiye ağaçları, masmavi pırıl pırıl bir gökyüzüne sahip olan yemyeşil bir ada ülkesi. Adeta bir cennet. İngiltere’den bağımsızlığına 1978 yılında kavuştu. Hindistan cevizi ihraç eden Tuvalu’nun balıkçılık ve turizm dışında da başka bir gelir kaynağı yok. Ülkenin en yüksek binası üç katlı bir devlet binası. O da Tayvan’ın desteğiyle yapılmış. Toplamda 26 km karelik bir ülke ve 15 milletvekilli tarafından yönetiliyor.
Tuvalu daha önceleri Ellice Adaları olarak da biliniyordu. İngiliz Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan rapora göre, Tuvalu dünyada insan hakları açısından örnek alınması gereken ülkelerden biri olarak gösteriliyor. BBC Çevre muhabiri David Shukman’ın BBC’nin web sitesinde yer alan haberine göre bu güzelim ada ülkesi şu anda ne yazık ki küresel ısınma nedeniyle büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Eğer küresel ısınma bu şekilde devam ederse Tuvalu bu felaketin sonucu ilk kurban ülke olacak ve tamamen sular altına gömülecek. 2006 nüfus sayımına göre yaklaşık 10 bin nüfusu olan Tuvalu vatandaşları şimdiden Avusturalya ve Yeni Zelanda’ya göç etmeye başlamış bile. Meteoroloji yetkililerine göre ülkede her yıl Ocak ayı döneminde ortaya çıkan ve ‘King Tide’ adı verilen dev akıntılar bu yıl daha da büyüdü. Tuvalu Meterolojisi çalışanlarından Tavala Katea son 10 yıldır med-cezirlerin gelişimini ölçüyor. “Böyle devam ederse önümüzdeki on-on beş yıl içinde tamamen sulara gömüleceğiz” diyen Katea acil önlem alınması çağrısı yapıyor. Dışişleri Bakanı Enele Sopoaga ise gelişmiş ülkeleri suçluyor. “En fazla 50 yılımız kaldı. Adanın bazı yerleri şu anda sular altında kaldı bile. Küresel ısınmaya siz neden oldunuz. Neden yardım etmiyorsunuz?” diye batılı liderlere seslenen Sopoaga, zengin ülkelerin bu sorunu çözebilecek güce ve teknolojiye sahip olduğunu Dubai örneğiyle veriyor. Sopoaga, ‘Dubai’de sıfırdan yeni bir ada ülke inşa edebiliyorlarsa bizi de bu beladan kurtarabilirler” diyerek küresel ısınmayı en açık şekilde hisseden Tuvalular’ın sesini dünyaya duyurmaya çalışıyor.  Yükselen deniz suyunun toprağı zehirlemesi nedeniyle artık ekinlerini de yetiştirmekte zorlanan Tuvalular, göçü son çare olarak görüyor ve atalarının yüzlerce yıl yaşadıkları bu toprakları terk etmek istemiyorlar. 
Küresel ısınmanın etkileri sonucu; Pasifik Okyanusu’nda, Kribati Bölgesine ait, Tebua Taravva ve Abanuea adlı iki adanın sular altında kaldığı daha önce bildirilmişti. Güney Pasifik Bölgesel Çevre Programı Kurumu (SPREP) açıklamasında Kiribati ve komşu ada ülkesi Tuvalu’da başka adaların da kaybolmak üzere olduğu belirtmişti. Hint Okyanusu’ndaki Maldiv adalarında da durum pek farklı değil.
Geçtiğimiz yıl 190 ülke temsilcisi Bali’de iklim değişimi ile mücadele amacıyla düzenlenen uluslararası konferansta sorunları ele alırken, Büyük Okyanus’taki ada devletlerinin temsilcileri, Japonya’da düzenlenen ayrı bir toplantıda bir araya gelerek, buzulların çözülmesi ve deniz seviyesinin yükselmesi tehlikesine karşı derhal önlemler alınmasını talep etmişti. Bu toplantıda Kribati, Niue, Fiji gibi ülkelerin liderleri doğal afetlerin artmasından duydukları endişeyi dile getirdiler. Ada ülkelerin temsilcileri deniz seviyesindeki değişikliklerle mücadele edebilmek için daha fazla mali kaynak sağlanması çağrılarını yenilediler. BM’e bağlı çalışan İnsani Kalkınma Raporu’na göre, bu çalışmalar için sadece 26 milyon dolar kaynak ayrıldı. Bu, İngiltere’nin sel tehlikesine karşı önlem almak için sadece bir haftada harcadığı miktarla eş değer.
Uzmanlara göre deniz seviyesindeki yükselme nedeniyle sadece alçak olan yerler değil, toprak seviyeleri daha yüksek olan adalar bile sorunlarla karşılaşacak. Çevre uzmanları yarım metrelik bir yükselme sonucunda Mısır halkının yüzde 10’nun, Bangladeş halkının yüzde 60’nın ve Çin kıyılarında yaşayan nüfusun 70 milyon kadarının sellere kapılabileceğini öne sürüyor.
Deniz kıyılarını duvarlarla çevirmenin çok pahalı bir yöntem olması nedeniyle bu yükselmeden en fazla etkilenecek olanlar, her zamanki gibi yoksul ülkeler olacak. Deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle Marshall adalarının 29 mercan adasından sadece birini duvarla çevirmenin bedelinin 100 milyon dolar olduğu söyleniyor. Söz konusu rakamı bir çok yoksul ülkenin karşılaması imkansız. Evet yerküre ısınmaya devam ediyor. Bunun sonucu denizlerde su seviyesi de yükseliyor ve insanlığı içimizde bulunduğumuz yüzyılda büyük felaketler bekliyor. Artık içinde yaşadığımız sistem sadece savaşları  ve sömürü mekanizmalarıyla insanlığa zarar vermekle kalmıyor, aynı zamanda yaşadığımız doğaya da büyük zarar veriyor ve her geçen gün tüketiyor. İnsanlık günümüzde artık açlık, sefalet, yoksulluk, savaşlar gibi sorunların yanında bir de küresel ısınmanın getirdiği sorunlardan kaynaklı büyük felaketlerle uğraşmak zorunda.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here